XVI. Louis ve Marie Antoinette neden idam edildi?
Fransız Devrimi’nin en sarsıcı olaylarından ikisi, Kral XVI. Louis’nin 21 Ocak 1793’te, Kraliçe Marie Antoinette’in ise 16 Ekim 1793’te giyotinle idam edilmesiydi.
Fransız Devrimi’nde Kral XVI. Louis ve Kraliçe Marie Antoinette'nin idamı bugün hala tarihte dikkat çeken bir yerde konumlanıyor. Bu infazlar, yalnızca iki kişinin ölümünü değil, yüzlerce yıllık monarşi geleneğinin resmen sona erdiğini ilan etti. Peki, kral ve kraliçe neden bu akıbete uğradı?

LOUİS XVI’NIN YARGILANMASI
XVI. Louis’nin kaderi, 1791 yazında Varennes’e kaçma girişimiyle büyük ölçüde belirlendi. Kral, ailesiyle birlikte yurt dışına kaçarak karşı-devrimci güçlerle birleşmeyi planlıyordu. Yakalanıp Paris’e geri getirilmesi, halkın gözünde “hain kral” imajını pekiştirdi.
10 Ağustos 1792’de Tuileries Sarayı’na düzenlenen saldırının ardından monarşi fiilen yıkıldı. Kral tutuklandı ve Temple Hapishanesi’ne kapatıldı. Ulusal Konvansiyon, onu “ulusa ihanet” suçlamasıyla yargılamaya karar verdi. En ağır suçlama, yabancı devletlerle (özellikle Avusturya ve Prusya) gizli yazışmalar yaparak Fransa’ya karşı savaş planlarına destek vermekti.
Oylamada Louis suçlu bulundu. Ölüm cezası ise çok küçük bir farkla kabul edildi. 21 Ocak 1793 sabahı, bugünkü Concorde Meydanı’nda giyotinle idam edildi. Son sözleri arasında “Ben masumum…” ifadesi de yer aldı, ancak kalabalık tarafından boğuldu.

MARİE ANTOİNETTE’İN AKIBETİ
Kraliçenin durumu kocasından daha da zordu. Avusturya İmparatoru’nun kız kardeşi olması, halk arasında “Avusturyalı kadın” (L’Autrichienne) diye anılmasına neden oluyordu. Yıllarca savurganlık, siyasi entrika ve Fransa’nın çıkarlarını hiçe saymakla suçlandı.
Louis’nin idamından sonra Marie Antoinette, önce Temple’da, ardından Conciergerie Hapishanesi’nde tutuldu. Ekim 1793’te İhtilal Mahkemesi’nde yargılandı. Suçlamalar arasında vatan hainliği, milli serveti tüketmek ve hatta oğluyla cinsel ilişki kurduğu yönündeki ağır iftiralar bulunuyordu. Bu son iddia, dönemin propaganda amaçlı uydurmalarından biriydi.
Mahkeme, kraliçeyi oybirliğiyle suçlu buldu. 16 Ekim 1793’te, 37 yaşındayken giyotine gönderildi. İdamı sırasında soğukkanlılığını koruduğu, giyotin sehpasına çıkarken celladın ayağına basınca “Affedersiniz, bilerek yapmadım” dediği anlatılır.

NEDEN BU KADAR İLERİ GİDİLDİ?
İdam kararlarının ardında hem hukuki hem de siyasi gerekçeler vardı. Devrimciler, özellikle Jakobenler, monarşinin tamamen yok edilmesi gerektiğine inanıyordu. Kral ve kraliçenin hayatta kalması, hem içeride kralcı isyanları hem de dışarıda yabancı müdahaleyi teşvik edebilirdi. Avrupa’nın diğer kralları, Fransız kraliyet ailesinin akıbetini yakından izliyordu. Onların idamı, “artık geri dönüş yok” mesajı verdi.
Aynı zamanda bu infazlar, devrimin radikalleştiğinin de göstergesiydi. Ilımlı devrimciler bile kralın ölümüne temkinli yaklaşırken, Jakobenler kararlılıkla ileri gitti. Sonuçta Fransa, Avrupa’nın büyük güçleriyle daha da şiddetli bir savaşa sürüklendi.
XVI. Louis ve Marie Antoinette’in idamı, Fransız Devrimi’ni geri dönülmez bir noktaya taşıdı. Monarşi yalnızca yıkılmakla kalmadı, kanla temizlendi. Bu olay, hem devrimin zaferi hem de sonraki yıllarda yaşanacak terörün başlangıcı olarak tarihe geçti.
LOUİS XVI KİMDİR?
XVI. Louis, 23 Ağustos 1754’te Versailles’da doğdu. Büyükbabası XV. Louis’nin ölümünün ardından 1774’te, henüz 20 yaşındayken Fransa tahtına çıktı. Genç kral, siyasetten çok kilitçilik, avcılık ve coğrafya gibi kişisel ilgileriyle tanınıyordu. Karar alma konusunda sürekli tereddüt yaşayan, yumuşak başlı ve çekingen bir kişiliğe sahipti. Tahta çıktığında Fransa’nın mali durumunu düzeltmek için Turgot ve Necker gibi reformcu bakanları desteklese de, aristokrasinin ve saray çevresinin sert muhalefeti karşısında geri adım atmaktan kurtulamadı.
Saltanatı boyunca hem halk nezdinde hem de siyasi çevrelerde “zayıf kral” imajı oluştu. İyi niyetli olduğu, halkın sıkıntılarını gördüğü sıkça belirtilse de, kriz anlarında kararlılık gösterememesi devrimin hızlanmasına zemin hazırladı. 1791’deki Varennes kaçışına kadar hâlâ monarşiyi kurtarabileceğine inanıyordu. Ancak bu girişim, onun halk gözündeki meşruiyetini büyük ölçüde yok etti.
MARİE ANTOİNETTE KİMDİR?
Marie Antoinette, 2 Kasım 1755’te Viyana’da, Avusturya İmparatoriçesi Maria Theresa’nın kızı olarak dünyaya geldi. 1770’te, henüz 14 yaşındayken, Fransa ile Avusturya arasındaki ittifakı güçlendirmek amacıyla geleceğin Fransa kralı XVI. Louis ile evlendirildi. İlk yıllarda Paris sosyetesinde zarif ve neşeli kişiliğiyle dikkat çekti. Ancak zamanla Versailles’ın lüks yaşamına alışması, yüksek harcamaları ve Avusturya kökeni nedeniyle halk arasında “Avusturyalı kadın” (L’Autrichienne) ve “Madame Déficit” (Açık Hanım) gibi aşağılayıcı lakaplarla anılmaya başlandı.
Kraliçenin siyasi nüfuzu, özellikle 1780’lerin sonlarına doğru arttı. Kocasının kararsızlığını fırsat bilerek bazı atamalarda ve kararlarda etkili olmaya çalıştı. Bu müdahaleleri, devrimciler tarafından “yabancı bir prensesin Fransa’nın iç işlerine karışması” olarak yorumlandı. Aleyhine yazılan yüzlerce hiciv ve iftira, kamuoyunda ona karşı derin bir nefret oluşmasına neden oldu. İdamına giden süreçte bu nefret, en az yasal suçlamalar kadar belirleyici oldu.
Fransız Devrimi neden ve nasıl başladı? 1789’dan 1799’a yaşananlarDünya
14 Temmuz 1789: Bastille’in düşüşü neyi sembolize ediyor?Güncel