İran'ın füzeleri bitti mi? Tahran'ın gizli gücü balistik füzeler!
İran'ın füze kapasitesi tükendi mi? Son raporlar, yer altı üslerinde saklanan dev cephaneliğin şoke edici güncel durumunu ortaya çıkardı.
Orta Doğu'da artan İsrail geriliminin ardından tüm gözler Tahran yönetiminin elindeki silahlara çevrilirken, "İran'ın füze kapasitesi bitti mi?" sorusu gündemin ilk sırasına yerleşti. Ancak The New York Times'ın (NYT) yayımladığı son analiz ve küresel istihbarat verileri, İran'ın füze kapasitesi hakkında beklenen senaryonun tam tersini işaret ediyor. Tahran'ın son saldırılarda devasa cephaneliğinin sadece çok küçük bir kısmını kullandığı ve olası bir topyekün savaş için stratejik rezervlerini dağların altındaki üslerde gizlemeye devam ettiği ortaya çıktı.

İRAN'IN FÜZE KAPASİTESİ VE İSTİHBARAT RAKAMLARI
Bölgedeki en geniş balistik envantere sahip olan Tahran yönetimi, resmi kurumları aracılığıyla net rakamlar paylaşmaktan ısrarla kaçınıyor. Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) yetkilileri bu gücü, yer altında kurulan devasa tesislerdeki "on binlerce" mühimmat olarak tanımlamakla yetiniyor. Buna karşın, ABD Merkez Kuvvetleri (CENTCOM) ve Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) gibi kurumların yayınladığı tahminler mevcut durumu daha somut bir çerçeveye oturtuyor.
Ortaya konan verilere göre, ülkenin ateşlemeye hazır durumda 3 binden fazla balistik silahı bulunuyor. Binlerce intihar dronundan oluşan Shahed serisi ve seyir roketleri ise bu hesaba dahil dahi edilmiyor. NYT raporuna göre, Sadık Vaat 1 ve 2 operasyonlarında kullanılan mühimmatlar, toplam gücün yalnızca ufak bir yüzdesini oluşturuyor.
İRAN FÜZELERİNE VERİLEN İSİMLER VE ETKİLERİ NELER?
Tahran, ürettiği mühimmatlara askeri, tarihi ya da dini sembolik isimler vererek kendi içinde karmaşık bir sistem yaratıyor. Yakın mesafe operasyonlarda kullanılan 300 ile bin kilometre menzilli taktiksel modeller arasında, Sovyet Scud teknolojisiyle geliştirilen emektar Şahab-1 ve Şahab-2 öne çıkıyor. Bu kategoride yüksek isabet oranıyla Fatih-110 ile katı yakıtlı ve hareket kabiliyeti yüksek 700 kilometre menzilli Zülfikar sahada en çok güvenilen sistemler olarak dikkat çekiyor.
Hedef yelpazesinde İsrail ve ABD'nin bölgedeki üsleri bulunan bin ile 2 bin 500 kilometre menzilli stratejik grup ise çok daha yıkıcı bir etkiye sahip. bin 300 kilometre menzilli Şahab-3 bu sınıfın temelini oluştururken, İmad (Emad) ülkenin ilk hassas güdümlü uzun menzilli silahı olarak envanterde yer alıyor. Şahab-3'ün daha hızlı versiyonu olan Gadir (Ghadr) ve 2 bin kilometre menzilde bin 500 kilogram harp başlığı taşıyabilen Hayber (Hürremşehr-4) ağır sıkletler arasında konumlanıyor. Hızlı fırlatılma özelliğiyle öne çıkan katı yakıtlı Seccil (Sejjil) ise mevcut sistemler içindeki en tehlikeli araçlardan biri olarak değerlendiriliyor.
Gelişen teknolojiyle birlikte hava savunma kalkanlarını delmek üzere tasarlanan hipersonik Fettah-1 ve Fettah-2 modelleri de bu devasa arşive eklendi. Ayrıca ABD saldırısında yaşamını yitiren İranlı komutanın adını taşıyan bin 400 kilometre menzilli Hac Kasım balistik füzesi de aynı grupta boy gösteriyor. Radardan kaçmak için alçak uçuş yapan Sumar ve Huveyze ile bin 650 kilometre menzile ulaşan yeni nesil Paveh, ülkenin seyir (cruise) sistemlerini oluşturuyor.

YER ALTI FÜZE ŞEHİRLERİ NEDEN İMHA EDİLEMİYOR?
Silahların dış operasyonlarda tükenmemesi ve hava saldırılarıyla tespit edilememesinin arkasında coğrafi şartlara entegre edilmiş bir savunma konsepti yatıyor. Dağların yüzlerce metre derinliğine kazılan ve "füze şehirleri" olarak adlandırılan labirentler, mühimmatların dışarı çıkarılmadan yer altı tünellerinden doğrudan ateşlenmesine olanak tanıyor.
Sabit rampaların açık hedef olma riskine karşı, uydulardan bakıldığında sivil bir tırı andıran mobil fırlatıcılar (TEL) kullanılıyor. Bu akıllı kamuflaj, sistemlerin önceden vurulmasını neredeyse imkansız hale getiriyor. Öte yandan küresel ambargolara rağmen kendi endüstriyel altyapısını kuran ülke, dışa bağımlı olmadan füze parçalarını üretmeye ve üretim bandını kesintisiz çalıştırmaya devam ediyor. Analizlere göre mevcut tablo, Tahran'ın askeri anlamda bir tükenme noktasından çok uzakta olduğunu, gerçekleştirilen eylemlerin ise gücü tüketmekten ziyade siyasi bir mesaj ve caydırıcılık testi amacı taşıdığını kanıtlıyor.