Avrasyacılık nedir: Bir strateji mi, yoksa ideolojik bir yanılsama mı?
S-400 yaptırımlarından Mavi Vatan doktrinine, Türkiye'nin yönünü Rusya ve Çin'e çevirmek isteyen Avrasyacılık akımını; tarihi kökenleri, Türkiye'deki üç farklı dönemi ve Yusuf Akçura'nın yüzyıllık öngörüsüyle masaya yatırıyoruz.
Ankara kulislerinden entelektüel çevrelere kadar uzanan Avrasyacılık Türkiye'nin jeopolitik rotasında nasıl bir yer tutuyor? Kelime anlamından tarihsel kökenine, dünyadaki ve Türkiye'deki temsilcilerine kadar tüm detayları sizin için derledik.
AVRASYACILIK NEDİR VE KELİME ANLAMI NE İFADE EDER?
Avrasya kelimesi, coğrafi olarak Avrupa ve Asya kıtalarının birleşimini ifade etse de, siyasi bir ideoloji olarak "Avrasyacılık" çok daha derin bir jeopolitik anlama sahip. Temelinde Batı merkezli dünya düzenine, yani ABD ve Avrupa eksenine, karşı Doğu ile Batı arasında köprü olan coğrafyaların kendi içlerinde güçlü bir kutup oluşturması fikri yatar.
Bu akım Rus toplumunun ve uygarlığının Avrupa'ya değil, kendine has ve bağımsız bir jeopolitik konsept olan Avrasya'ya ait olduğunu savunur.

AVRASYACILIĞIN TARİHSEL KÖKENİ VE LİDERLERİ
Fikrin ilk tohumları, 20. yüzyılın başında, 1917 Rus Devrimi'nin ardından atıldı. Devrim sonrasında ülkeden ayrılmak zorunda kalan Beyaz göçmen aydınlar arasında siyasi bir hareket olarak filizlendi. Akımın ilk dönemdeki başlıca önderleri ve teorisyenleri Nikolay Trubetskoy ve P.N. Savitski oldu. Bu isimler, Rusya'nın ne tamamen Avrupalı ne de tamamen Asyalı olduğunu, aksine nevi şahsına münhasır bir Avrasya kimliği taşıdığını sistemli bir ideoloji haline getirdi.
SOVYETLER SONRASI DÖNEM: YENİ AVRASYACILIK VE DUGİN
1991 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından ideoloji yeni bir boyuta taşındı. Eski Avrasyacılık fikri, Rus siyaset bilimci Aleksandr Dugin tarafından kurulan ve kısmen aynı adı taşıyan Avrasya Partisi çatısı altında yeni bir harekete dahil edildi. Dugin'in formüle ettiği bu "Neo-Avrasyacılık", Batı hegemonyasına karşı çok kutuplu bir dünya düzenini ve bölgesel ittifakları savunan küresel bir doktrine dönüştü.
TÜRKİYE'DE AVRASYACILIK VE TEMSİLCİLERİ
1990'ların sonundan bu yana Avrasyacılık, Türkiye'de özellikle ulusalcı çevreler arasında bir miktar taraftar kazanmış ve dış politika alternatiflerinden biri olarak tartışılmaya başlanmıştır. Türkiye'deki ulusalcı Avrasyacılık; tam bağımsızlık ve anti-emperyalizm ilkelerinden yola çıkarak, ülkenin çıkarlarının Asya'nın yükselen güçleriyle iş birliği yapmaktan geçtiğini savunur.

Türkiye'de Aleksandr Dugin ve onun Avrasya vizyonu ile ilişkili en tanınmış siyasi figür ise Vatan Partisi'nin lideri Doğu Perinçek'tir. Perinçek ve partisi, Türkiye'nin yüzünü tamamen Asya'ya dönmesi, Rusya ve Çin gibi güçlerle stratejik ortaklıklar kurulması yönündeki tezleriyle bu akımın Türkiye'deki en aktif temsilcisi konumundadır.
MAVİ VATAN VE İDEOLOJİK ÇELİŞKİLER
Günümüzdeki ideolojik Avrasyacılığın en net yansımasını Mavi Vatan kavramı üzerinde görüyoruz. Mavi Vatan; Türkiye'nin Akdeniz ve Ege'deki sınırlarını geniş bir okumayla ele alması ve ülkeyi bir deniz gücü olarak konumlandırması açısından ulusalcı-Avrasyacı çevreler tarafından sahipleniliyor.
YUSUF AKÇURA HAKLI MI ÇIKIYOR? TÜRK DÜNYASI VE RUSYA'NIN "MAHREMİ"
Son dönemde Türkiye'nin dış politikasında Türk dünyası fikri ve Azerbaycan'ın Karabağ zaferiyle yükselen aktivizm, Avrasyacılık tartışmalarına yeni bir boyut getirdi. Ankara'nın "Türki dünya" olarak gördüğü ve açılım yaptığı coğrafyayı, Moskova kendi "jeopolitik mahremi" olarak kabul ediyor.
TÜRKİYE'DEKİ ÖNE ÇIKAN “AVRASYACI” YAZAR VE AKADEMİSYENLER
1990'ların sonundan itibaren Doğu Akdeniz, Karadeniz jeopolitiği ve Rusya ilişkileri ekseninde yazan başlıca isimler şunlardır:
Doğu Perinçek: Vatan Partisi Genel Başkanı olan Perinçek, Dugin'le kurduğu doğrudan ilişkilerle akımın Türkiye'deki en tanınmış siyasi yüzüdür. Türkiye'nin rotasını tamamen Asya'ya çevirmesi gerektiğini savunur.
Mehmet Perinçek: Rus arşivleri üzerine yaptığı uzmanlık çalışmalarıyla tanınan tarihçi ve yazar. "Avrasyacılık: Türkiye'deki Teori ve Pratiği" ve "Rus Belgelerinde Ermeni Meselesi" gibi kitaplarıyla akımın teorik altyapısını Rus kaynaklarıyla destekler.
Prof. Dr. Anıl Çeçen: Jeopolitika ve milliyetçilik konularındaki akademik çalışmalarıyla bilinir. "Türkiye ve Avrasya" gibi eserlerinde, küreselleşme çağında Türkiye'nin ulusal çıkarlarını koruyabilmesi için yönünü Avrasya eksenine çevirmesi gerektiğini savunur.
Barış Doster: Jeopolitik uzmanı, akademisyen ve yazar. Türkiye'nin NATO ve Batı merkezli bağımlılık ilişkilerinden sıyrılarak, Avrasya coğrafyasındaki yükselen güçlerle dengeli ve bağımsız bir dış politika izlemesi gerektiği yönündeki analizleriyle öne çıkar.
NATO'ya karşı Avrasya Zirvesi: Ankara’da savaş ve ittifak unsurları masaya yatırıldı!Ankara Haberleri