ABD-İran düşmanlığı nasıl başladı? Bir gecede düşman oldular
ABD-İran düşmanlığı, 1953 darbesi ve 1979 rehine kriziyle derinleşti. Nükleer dosya ve yaptırımlar ise gerilimi dönüşü olmayan bir yola soktu.
ABD ile İran arasındaki düşmanlık, 1950’lerde petrol krizi ve 1953 darbesiyle başlayan güven bunalımının, 1979 İslam Devrimi ve rehine krizi sonrasında diplomatik kopuşa dönüşmesiyle kalıcılaştı. ABD Dışişleri Bakanlığının ülke ilişkileri tarihçesi ve resmi kriz kayıtlarına göre süreç; yaptırımlar, Körfez’deki askeri gerilim, nükleer program anlaşmazlığı ve bölgesel nüfuz mücadelesi başlıklarıyla bugüne taşındı.

ŞAH DÖNEMİNDE WASHİNGTON-TAHRAN İLİŞKİLERİ
Soğuk Savaş yıllarında İran, ABD’nin bölgesel güvenlik yaklaşımında önemli bir ortak olarak konumlandı. Dönemin yönetimiyle kurulan siyasi ve askeri ilişki, 1970’lere kadar işleyen bir işbirliği hattı oluşturdu. Bu tablo, İran iç siyasetindeki kırılmalarla tersine döndü.

Fotoğraf: Bettmann/Getty Images
PETROLÜN MİLLİLEŞTİRİLMESİ VE 1953 DARBESİ
İran’da 1951’de petrolün millileştirilmesiyle başlayan kriz, kısa sürede uluslararası bir çekişmeye dönüştü. Tarih kaynaklarında yer alan bilgilere göre 1953’te Musaddık hükümetinin devrilmesi, İran kamuoyunda “dış müdahale” algısını güçlendiren dönüm noktalarından biri olarak görülüyor.

DEVRİM, REHİNE KRİZİ VE DİPLOMATİK KOPUŞ
İlişkilerde asıl kopuş, 1979 İslam Devrimi sonrasında yaşandı. ABD Dışişleri Bakanlığının “İran krizleri” kronolojisine göre 4 Kasım 1979’da Tahran’daki ABD Büyükelçiliği baskınıyla başlayan rehine krizi 444 gün sürdü. Bu olay sonrası 1980 yılında iki ülke arasında diplomatik ilişkiler bıçak gibi kesildi.

Fotoğraf: Kaveh Kazemi/Getty Images
KÖRFEZ GERİLİMİ, YAPTIRIMLAR VE NÜKLEER DOSYASI
1980’lerde İran-Irak savaşı devam ederken Körfez’deki güvenlik krizleri, ABD ile İran’ı zaman zaman doğrudan karşı karşıya getirdi. ABD Deniz Kuvvetleri tarihçesinde yer alan kayıtlara göre 1988’deki Operation Praying Mantis (Peygamberdevesi Operasyonu) ve aynı yıl İran Air 655 yolcu uçağının düşürülmesi, gerilimin askeri ve toplumsal etkilerini büyüten başlıklar arasında sayılıyor.
2000’lerde ise söylem ve yaptırım politikaları sertleşti. ABD yönetimlerinin resmi açıklamaları ve arşiv kayıtlarına göre İran, terörle bağlantı iddiaları, bölgesel vekil güç tartışmaları ve özellikle nükleer program başlığı nedeniyle Washington’un baskı araçlarının odağına daha fazla girdi.

Fotoğraf: Associated Press
JCPOA KIRILMASI VE TIRMANAN ÇATIŞMA DÖNGÜSÜ
2015’te imzalanan nükleer anlaşma (JCPOA), ilişkilerde sınırlı bir yumuşama alanı açtı. Ancak ABD yönetiminin 2018’de anlaşmadan çekilmesiyle birlikte yaptırımlar yeniden devreye girdi. ABD Hazine Bakanlığı OFAC duyuruları, bu dönemde ekonomik baskının genişletildiğini gösteren resmi kaynaklar arasında yer aldı.
Son yıllarda karşılıklı hamleler, Devrim Muhafızları’nın terör örgütü olarak sınıflandırılması, bölgesel saldırılar ve üst düzey suikast ve karşı saldırı süreçleri iki ülke arasındaki ilişkileri onarılamaz bir hale getirdi.

444 günlük rehine krizi
İran rehine krizi, İran Devrimi sonrasında Tahran’daki ABD Büyükelçiliği’nin, “İmam’ın Çizgisinin Müslüman Öğrenci Takipçileri”ne bağlı silahlı üniversite öğrencileri tarafından ele geçirilmesiyle başlayan ve İran ile ABD arasında derin bir diplomatik krize dönüşen olay olarak kayıtlara geçti. 4 Kasım 1979’da başlayan baskın sonrası 53 Amerikalı diplomat ve vatandaş rehin alındı. Bu rehineler 20 Ocak 1981’e kadar, toplam 444 gün alıkonuldu. Rehin alınan grupta daha sonra İran’da üst düzey görevlere gelen isimlerin (Hüseyin Dehkan, Muhammed Ali Caferi, Muhammed Bakıri gibi) bulunduğu da aktarılır.

1988 Operation Praying Mantis (Peygamberdevesi Operasyonu)
14 Nisan’da ABD’ye ait güdümlü füze fırkateyni USS Samuel B. Roberts, İran-Irak Savaşı sırasında İran’ın saldırılarına karşı Kuveyt petrol tankerlerini korumayı amaçlayan Operation Earnest Will (1987–88) kapsamında uluslararası sulardan geçerken bir mayına çarptı. Patlama geminin gövdesini deldi ve omurgasını kırdı. Samuel B. Roberts neredeyse batıyordu ancak mürettebatın çabasıyla kurtarıldı ve can kaybı yaşanmadı.
Bölgeden çıkarılan mayınların seri numaralarının, bir önceki eylül ayında İran’a ait bir mavnada ele geçirilen mayınlarla eşleştiğinin tespit edilmesi üzerine ABD’li askeri yetkililer misilleme harekatı planladı. 18 Nisan’da gerçekleştirilen saldırıda iki İran petrol platformu ile iki fırkateyn ve bir hızlı taarruz botu imha edildi, hasar gördü ya da batırıldı. Ayrıca birkaç silahlı tekne ve iki savaş uçağı da vuruldu. İki ABD Deniz Piyadesi pilotu, helikopterlerinin Körfez’e düşmesi sonucu hayatını kaybetti. Bu saldırının, İran üzerinde baskı kurarak o yazın ilerleyen dönemlerinde Irak’la ateşkesi kabul etmesine katkı sağladığı ve böylece sekiz yıl süren İran-Irak Savaşı’nın sona ermesine giden süreçte etkili olduğu belirtilir.

İran Air 655 yolcu uçağının düşürülmesi
İran Hava Yollarına ait 655 sefer sayılı uçak, 3 Temmuz 1988'de Hürmüz Boğazı üzerinde USS Vincennes füze kruvazörü tarafından düşürüldü ve uçaktaki 290 kişinin tamamı hayatını kaybetti. İran hava sahasında bulunan yolcu uçağı, yanlışlıkla savaş uçağı olarak tanımlanmıştı.