ABD-İran ateşkesi sonrası İsrail-Lübnan hattında son durum
ABD ve İran arasında sağlanan tarihi ateşkesin ardından İsrail, mutabakatın kendisini bağlamadığını açıklayarak Lübnan'ın güneyini vurmaya devam etti. Bölgede yükselen tansiyonun detayları haberimizde.
Aylardır süren gerilimin ardından, Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasında savaşı sonlandıracak tarihi bir mutabakata varıldı. ABD Başkanı Donald Trump, deniz ablukasının kaldırılarak Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılacağını duyururken, anlaşmanın 19 Haziran Cuma günü resmiyet kazanacağını belirtti. Ancak Washington ile Tahran arasındaki bu diplomatik atılıma ilk itiraz İsrail'den geldi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, anlaşmanın Lübnan ile ilgili maddelerinin kendilerini bağlamadığını belirterek bölgedeki askeri operasyonların süreceği mesajını verdi.
Lübnan'dan mutabakata destek mesajı
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ABD ile İran arasında sağlanan mutabakatın İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarını, yıkımı ve yerinden edilmeleri sona erdirmesini umut ettiklerini belirtti. Hükümetin savaşın başlangıcından bu yana çatışmaları durdurmak ve Lübnanlıların yaşadığı zararları azaltmak için çalıştığını ifade eden Selam, Washington'da yürütülen görüşmeler kapsamında İsrail'in Lübnan topraklarından tamamen çekilmesi ve Lübnanlı tutukluların serbest bırakılması için çabaların artırılacağını söyledi. Selam ayrıca, yerinden edilen vatandaşların şehir ve köylerine güvenli şekilde dönmesinin hedeflendiğini ve yeniden imar sürecinin hızlandırılması için dost ve kardeş ülkelerle işbirliğinin sürdürüleceğini vurguladı.
Lübnanlılar temkinli şekilde evlerine dönmeye başladı
ABD ile İran arasında sağlanan mutabakatın ardından, İsrail saldırıları nedeniyle yerinden edilen Lübnanlılar yerel yönetimlerin ve ordunun "acele etmeyin" uyarılarına rağmen temkinli şekilde evlerine dönmeye başladı. Özellikle ülkenin güneyine doğru yoğun araç hareketliliği yaşanırken, birçok aile evlerini ve arazilerini kontrol etmek için yola çıktı. Ancak daha önce ilan edilen ateşkese rağmen saldırıların sürmesi nedeniyle halk mutabakatın kalıcılığı konusunda ihtiyatlı davranıyor. İsrail'in güneyde işgal ettiği bölgelerden çekilmeyeceğini açıklaması da belirsizliği artırırken, bazı aileler dönüşlerini ertelemeyi tercih ediyor. İsrail'in 2 Mart'tan bu yana sürdürdüğü saldırılar nedeniyle ülkede 1 milyondan fazla kişi yerinden edilirken, Lübnan Sağlık Bakanlığı saldırılarda 3 bin 783 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.
İtalya'dan çatışmaların sonlandırılması çağrısı
İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, ABD ile İran arasındaki mutabakatın önemli bir gelişme olduğunu belirterek diplomatik çabalarla desteklenmesi gerektiğini söyledi. Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer güvenliği için toplantı yapacaklarını açıklayan Tajani, Lübnan'daki çatışmaların sona ermesi ve İsrail'in Beyrut'a yönelik bombardımanlarını durdurması çağrısında bulundu. Tajani ayrıca, Rusya'nın Kiev'de UNESCO koruması altındaki bir manastıra düzenlediği saldırıyı "son derece vahim" olarak nitelendirerek Moskova'nın barış istemediğini ifade etti.
Lübnan Ordusu’ndan dönüş uyarısı
Lübnan ordusu, ateşkes haberleri sonrası güney sınırındaki köy ve beldelere dönmeye başlayan vatandaşlara acele etmemeleri çağrısında bulundu. Yapılan açıklamada, halkın güvenlikleri için bölgede görev yapan askeri birliklerin talimatlarına uyması gerektiği belirtilirken, İsrail'in olası saldırı ve ihlallerine karşı dikkatli olunması istendi. Ayrıca saldırılardan etkilenen bölgelerde patlamamış mühimmat ve şüpheli cisimlerin en yakın güvenlik birimlerine bildirilmesi gerektiği vurgulandı.
Lübnan ve İran'dan Washington'a "sorumluluk" çağrısı
İsrail'in saldırılarına devam etmesi üzerine Lübnan ve İran'dan ABD'ye "anlaşmanın arkasında dur" çağrısı geldi. Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, mutabakatta yer alan ve İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının durdurulmasını öngören bağlayıcı maddenin, ülkenin egemenliğini koruduğunu ve ulusal karar alma bağımsızlığıyla çelişmediğini belirtti. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise, mutabakatın ardından anlaşmanın uygulanmasından doğrudan Washington yönetiminin sorumlu olduğunun altını çizerek, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının derhal ve tamamen durdurulması gerektiğini kaydetti.
Katz: "İşgal ettiğimiz bölgelerde kalıcıyız"
İsrail'in sahadaki geri adım atmayan tutumu, kabine üyelerinin açıklamalarına da yansıdı. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Washington ile Tahran arasındaki diplomatik mutabakata rağmen ordunun geri çekilmeyeceğini vurguladı. Katz, İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyinde, Suriye'de ve Gazze'de işgal ettiği bölgelerde ucu açık bir süreyle kalmaya devam edeceğini net bir dille ifade etti.
İsrail'den mutabakata ret: "Bizi bağlamaz"
ABD ve İran arasındaki barış adımları, İsrail cephesinde ise sert bir karşılık buldu. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, ABD Başkanı Trump'a ulaşarak sağlanan mutabakatın özellikle Lübnan'a ilişkin maddelerinin Tel Aviv yönetimi için "bağlayıcı olmadığını" ilettiği öne sürüldü. Nitekim bu siyasi restin hemen ardından sahada da sıcak gelişmeler yaşandı. İsrail ordusu, ilan edilen ateşkese ve ABD-İran mutabakatına rağmen Lübnan'ın güneyinde yer alan Kefertebnit ve Yukarı Nebatiye beldelerine yönelik şiddetli hava ve topçu saldırıları düzenledi.
İran cephesinden anlaşmaya resmi doğrulama
Trump'ın bu flaş duyurusunun hemen ardından Tahran cephesinden de doğrulama geldi. İran devlet televizyonu, Pakistan Başbakanı'nın açıklamalarına da dayandırdığı haberinde, Tahran ile Washington yönetimleri arasında nihai bir anlaşmaya varıldığını resmi olarak teyit etti.
Trump'tan "petrol akmaya başlasın" mesajı
ABD Başkanı Donald Trump, anlaşmayı kendine ait sosyal medya platformu Truth Social üzerinden tüm dünyaya ilan etti. "İran İslam Cumhuriyeti ile anlaşma tamamlandı" ifadelerini kullanan Trump, Hürmüz Boğazı'nın hiçbir kısıtlama olmaksızın deniz trafiğine açılmasını ve ABD'nin uyguladığı deniz ablukasının derhal kaldırılmasını onayladığını belirtti. Açıklamasını "Petrol akmaya başlasın!" sözleriyle tamamlayan Trump, 19 Haziran Cuma günü anlaşmanın resmi olarak imzalanmasıyla birlikte boğazdan petrol akışının yeniden başlayacağının müjdesini verdi.