Özgür Özel'den NATO Zirvesi, Deniz Göktaş ve Frankenstein çıkışı

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, Meclis'teki grup toplantısında NATO Zirvesi ve komedyen Deniz Göktaş'a başlatılan soruşturma üzerinden komedi kültürüne dair çarpıcı ifadeler kullandı.

CHP'de mutlak butlan krizinin ardından genel başkanlık koltuğu el değiştirdi. Kemal Kılıçdaroğlu partinin genel başkanı olarak göreve başlarken, Özgür Özel ise grup başkanı oldu. Son dönemde ise en çok tartışılan konulardan biri grup toplantılarıydı. CHP'nin TBMM'deki grup toplantılarına mutlak butlan sonrası çıkan isim hep Özel oldu. Özgür Özel bugün de Meclis'teki kürsüde partililere seslendi.

Özgür Özel'in gündeminde NATO Zirvesi öncesi hazırlıklar, gözaltılar ve tutuklamalar ile komedyen Deniz Göktaş vardı.

Zirve öncesi gözaltı ve tutuklamaları 10 yıl önce meclise getirilen bir kanun teklifi üzerinden eleştiren Özel, Türkiye'nin komedi kültürüne dair de geçmiş dönemden çarpıcı örnekler sundu.

Özgür Özel'den "parti içi mücadele" mesajı

Özel son olarak parti içi mücadele ve yeni parti tartışmalarına dair dikkat çeken ifadeler kullandı:

"Partimizi geri almak için hukuken ve siyaseten mücadele ediyoruz. Ancak işgal bitmezse bu milleti de seçeneksiz bırakmayacağız. Biz, gayretliyiz. Gayret de eninde sonunda karşılığını bulur. Elbette olacak kaderdir ama kader de gayrete aşıktır. Bir kapı kapanırsa yenileri açılır, azimle yürüyen menzile ulaşır. Pusulamız milletir, rotamız iktidardır. Eninde sonunda iktidarı değiştireceğiz ve halkın iktidarını kuracağız."

Özel'den Erdoğan'a "Frankenstein" yanıtı

Özel'den Erdoğan'a "Frankenstein" yanıtı

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın CHP'deki krize dair yaptığı Frankenstein benzetmesine Özel şu yanıtı verdi:

"'Bir Frankenstein ürettiler ceremesini çekiyorlar' diyorlar. Atıf yaptığı Frankenstein canavarın adı değil, doktorun adıdır. Yazan yanlış yazmış. O yüzden butlana Frankenstein diyorsan yanlış. Butlan bir canavarsa, canavarı üreten Frankenstein, Recep Tayyip Erdoğan'ın ta kendisidir.

Bu Frankenstein profesör, ürettiği canavar var o butlan mutlan değil. Eğer Erdoğan Frankenstein ise yarattığı canavarı hiç orada burada aramamak lazım. Çünkü Frankenstein'in küçük romanını okuduğunuzda sonu şöyle biter. Yarattığı canavar en son Frankenstein'e saldırır, onu hedef alır, onu yok etmeye çalışır.

O yüzden eğer Frankenstein'in yarattığı canavara bakılacaksa bugünkü Sabah gazetesine bakmak lazım. Aileye kim saldırıyorsa, bir damada birisi saldırıyorsa ve birileri de Frankenstein'in yarattığı canavarı arıyorsa onu bizim buralarda değil Adalet Bakanlığı tarafında aramak lazım."

FRANKENSTEİN NEDİR?

Frankenstein, İngiliz yazar Mary Shelley'nin 1818'de yayımladığı romanın adıdır. Kitabın tam adı Frankenstein veya Modern Prometheus'tur. Hikâyede genç bilim insanı Victor Frankenstein, ölü dokuları birleştirerek yapay bir canlı yaratır; ancak ürettiği varlık kontrolden çıkar ve sonunda yaratıcısının yaşamını yıkıma sürükler. Eser, modern bilim kurgu ve korku edebiyatının ilk örneklerinden sayılır.

FRANKENSTEİN ASLINDA CANAVARIN DEĞİL, YARATICININ ADIDIR

Yaygın kanının aksine "Frankenstein", romandaki canavarın değil, onu yaratan bilim insanının soyadıdır. Kitapta yaratılan varlığın özel bir adı yoktur; "yaratık" veya "iblis" olarak anılır. Zamanla popüler kültürde isim canavara mal edilmiş, "Frankenstein" sözcüğü hem yaratıcıyı hem de yaratılan varlığı çağrıştırır hâle gelmiştir. Metaforun gücü de tam bu noktadan, yaratan ile yaratılanın iç içe geçmesinden doğar.

METAFOR OLARAK "FRANKENSTEİN" NE ANLAMA GELİR?

Günlük dilde ve siyasette "Frankenstein" benzetmesi, bir kişi ya da kurumun kendi elleriyle ürettiği, sonradan kontrolden çıkıp kendisine zarar veren bir oluşumu anlatır. Vurgu, dış bir düşmandan çok "kendi yarattığın şeyin sana dönmesi" fikrindedir. Bu nedenle metafor genellikle bir sorumluluk imasıyla kullanılır: ortaya çıkan kriz, dışarıdan gelen bir darbe değil, bizzat üretenin eseridir.

FRANKENSTEİN'DAN UYARLANAN BAŞLICA YAPIMLAR

Roman, yayımlandığı tarihten bu yana sinema ve tiyatroda defalarca uyarlandı. En bilineni, 1931 yapımı ve Boris Karloff'un canavarı canlandırdığı klasik Universal filmidir; bu film, canavarın bugün hafızalarda yer eden cıvatalı, iri yapılı görüntüsünü popülerleştirdi. Devam filmi Frankenstein'ın Gelini (1935) de türün simge yapımlarından sayılır.

DAHA YENİ UYARLAMALAR

Hikâye sonraki yıllarda da farklı yönetmenlerce yeniden yorumlandı. Kenneth Branagh'ın 1994 tarihli Mary Shelley's Frankenstein uyarlaması, romana sadık kalmaya çalışan örneklerden biridir. Son dönemde Guillermo del Toro'nun yönettiği Frankenstein uyarlaması da geniş ilgi gördü; bu yapımlar, iki yüzyıllık hikâyenin "yaratıcı ve yarattığı" temasının güncelliğini koruduğunu gösterir.

1968'li yıllar ve siyasilerin karikatürize edilmesi

1968'li yıllar ve siyasilerin karikatürize edilmesi

Özgür Özel konuşmasının devamında 60'lı yıllarda liderlerin ifade özgürlüğü kapsamında çok sert eleştiriler ve karikatürlerle siyasileri tiye aldığını hatırlatarak şunları söyledi:

"1968'de bu memlekette İnönü'yü, Demirel'i, Türkeş'i güzellik yarışmasında göstererek karikatür yayınlanıyordu. Bu olana kadar Özal'ın, Çankaya Köşkü'nün merdivenlerinde kendiyle en çok alay eden, en ağır karikatürleri çerçeveletmişliği var. Demirel, en ağır eleştirilen Demirel, Plastip Şov'un yılbaşı eğlencesine katılıp kendi kuklasıyla konuşuyordu. Neler neler söyleniyordu. Şimdi ne oluyor? Onlar da milletten oy alıp geliyordu, siz de alıp geldiniz. Ne oldu da bu millete ceberrut oldunuz, cellat oldunuz, başlarına bela oldunuz?

Bütün gençlere sesleniyorum. Sanmayın ki böyledir. Sanmayın ki cumhurbaşkanı, başbakan, bakan ya da parti genel başkanları böyle bir dokunulmazlığı vardır. Mizah karşısında, eleştiri karşısında kimsenin böyle bir dokunulmazlığı yoktur. Bu, özgüvensizliktir. Bundan öncekiler bunların 50 katına tahammül ettiler, takdir ettiler. Bir ülkede mizah varsa yönetende özgüven vardır. Bir ülkede eleştiri varsa o hükümette kendine güven vardır. Bugün yaşananlar acziyettir. Bugün yaşananlar bir şakadan korkmaktır. Bugün yaşanan öyle güçlü lider falan değildir. Güçlü lider, karikatürden dizi titremez. Güçlü liderin şakadan, espriden, fıkradan ödü kopmaz. Güçlü lider bunlarla güçlenir."

Özgür Özel, komedyen Deniz Göktaş hakkında konuştu

Özgür Özel, komedyen Deniz Göktaş hakkında konuştu

Son günlerde gündem olan komedyen Deniz Göktaş'ın gösterisine ve akabinde komedyen hakkında soruşturma başlatılmasına da değinen Özel şöyle dedi:

"Üzerine konuşulmaya başlayınca açtım tamamını izledim. İktidarı da eleştiriyor, bizi de eleştiriyor. Saraçhane ile ilgili, bizimle ilgili, mitinglerle ilgili kısımla dalga geçiyor. Ekrem Başkan'ı eleştiriyor, şaka yapıyor. Güzel de reaksiyon alıyor. Hepimiz de güldük. O sırada Erdoğan'ı da eleştiriyor. Daha sonra efendim 'dini değerlerle alay' bilmem ne falan... Bunun üzerinden iktidara yakın kalemler hedef tahtasına aldılar gencecik insanı. Sonra gösteri videosunu bir gecede engelleyip hakkında soruşturma açtılar. Şimdi yurt dışına kaçtı mı, dönecek mi, alınacak mı? Sanata saygısı olmayan, şakadan, espriden anlamayan, ifade özgürlüğüne tahammül edemeyen bir anlayış var karşımızda.

Gençlere sesleniyorum: Bir yandan da öyle bir şey var ki, Tayyip Erdoğan'ı, onun sertliğini kutsayan işte 'AK Gençlik'... Gençlikle bunların ilgisi olabilir mi? Hâlâ milleti konsere diye götürüp Erdoğan'ı gençlere dayatıp bu işi dayatanlara söylüyorum: Siz bunu kendinize, kardeşinize izah edebiliyor musunuz? Nedeni şu; Ekrem İmamoğlu'na 5 katını söylemiş, Erdoğan'a da iki satır bir şey söylemiş. Bunu hoş karşılayan siyasetçinin madalyası olur."

"Trump gidip, Ankara boşalınca 'pardon' deyip bırakacaklar"

"Trump gidip, Ankara boşalınca 'pardon' deyip bırakacaklar"

NATO Zirvesi öncesi gözaltı ve tutuklamalara dair sözlerini sürdüren Özgür Özel, "Önleyici gözaltıyı 10 yıl önce "yanlış uygulanabilir" diye reddeden Mecliste, 10 yıl sonra bırakın önleyici gözaltıyı, önleyici tutuklama yapıyor adamlar. Cümle âlem biliyor ki hiçbir suçları yok. Cümle âlem biliyor ki Trump gittikten sonra, Ankara boşaldıktan sonra "Pardon." deyip bırakacaklar. Cümle âlem biliyor ki bu tutuklamanın haksız olduğuna hükmedilecek. Cümle âlem biliyor ki AYM hak ihlali verecek; o vermezse AİHM verecek." diye konuştu.

NATO gözaltılarıyla ilgili 10 yıl öncesini hatırlattı

NATO gözaltılarıyla ilgili 10 yıl öncesini hatırlattı

Özel: Her şey bir yana, bu ülkede 2014 yılının Kasım ayında bu Meclise, Meclis ya... Türkiye kanun devleti ya, kanunlar anayasaya uygun çıkacak ya... Meclise o dönemin Adalet ve Kalkınma Partisi o dönemde Bakanlar Kurulundan bir kanun tasarısı sevk ettiler. O tasarıda iki başlık vardı İç Güvenlik Paketi'nin içinde yer alan. Bunlardan biri önleyici gözaltı, bir diğeri koruyucu gözaltı. Kasım'da sevk edildi. 2015'in Mart ayında kanunlaşana kadar dünya kadar tartışıldı. Mecliste komisyonda savunurlarken "Alman hukukunda var." dediler. Açtık, o kısmı okuduk. Bir kanun nasıl uygulanmalı diye kanun çıkmış ama uygulamacıya yön verici katalogları okuduk, getirdik. Diyor ki: "Elinde bir benzin bidonu, bir çakmakla kişi kendini yakmak üzereyken yapılacak gözaltılara koruyucu gözaltı denir. Süresi şu süreyle sınırlıdır."

Önleyici gözaltı, elinde silahla suç işlemeye gittiği görülen kişinin suçu işlediğinde ortaya çıkabilecek toplumsal zarar görülebildiğinde, kısa süreli, hâkime derhal izah edilene kadar yapılacak gözaltıya önleyici gözaltı denir.

Tartışıldı, konuşuldu. Ardından kanun tasarısından çıkarıldı ve yasalaşmadı. Yani diyorlardı ki birinin suç işleyeceği, NATO Zirvesi'nde protesto gösterisi yapmak ne suçu, ayrı tartışma; velev ki TCK'de tanımlı suç işleneceğine kesine yakın kanaat varsa bu suçun önlenmesi için yapılan gözaltıya önleyici gözaltı diyeceğiz, süre maksimum 48 saat. Bundan 10 yıl sonra buradayız. Bu kanunun geçmediği Meclisin çatısı altındayız ve beyler gidiyorlar, NATO Zirvesi'nden önce pikniğe giden TEMA gönüllülerini tutukluyorlar. Gazetecileri, akademisyenleri tutukluyorlar. 30 yıl öncesinde kalmış örgütlerin isimlerini söyleyip bu örgütlere üyelikle suçluyorlar ve diyorlar ki bunlar gelir, burada eylem yapar.

NATO Zirvesi hakkında sert eleştiriler

NATO Zirvesi hakkında sert eleştiriler

Özel: "Ankara'da bir şeyler oluyor. Öyle Ankara'ya değil ama Erdoğan'a yakışan, bugünkü iktidarın yönetim anlayışına yakışan ama hepimizi utandıran bir şeyler oluyor. NATO Zirvesi olacak. Yabancı liderler gelecek diye kendi insanına çile tasarlayan, güvenlik önlemlerini akılalmaz boyutlara taşıyan, meclisi kapayan, sokakları, kamu kurumlarını kapayan olağanüstü bir acayip hal var bu ayrı bir de zirve sırasında protesto gösterisi olabilir şüphesiyle yapılan operasyonlar, gözaltına alınan 225 kişi ve bunların 178'inin tutuklanması var. Bunun kimse böyle cümlede kullanıp twitte atıp bir tepki gösterik sonra sakın normalleştirmesinler."

"Mutlak butlanı kabul eden bir avucun yalnızlığı"

"Mutlak butlanı kabul eden bir avucun yalnızlığı"

Özel sözlerinin devamında ise İzmir ziyaretine parmak bastı ve şöyle dedi:

"Bir mahkeme kararı ile mutlak sultanın, mutlak butlandan partiyi bölme umutlarıyla ve onun teklif ettiği görevi kabul eden bir avucun yalnızlığı bir yerde, İzmir'de yüz binlerin kararlılığına yürekten teşekkür ediyorum."

"Gaziantep'te izdihamdan esnafla selamlaşamadık"

"Gaziantep'te izdihamdan esnafla selamlaşamadık"

Özel: Ertesi sabah Gaziantep'e geçtik. Nizip'ten geçmek öyle kolay değildi. Yol üzerinde Nizip sınırında bir benzin istasyonunda günün ilk kendiliğinden mitingini yaptık. Varınca Gaziantep'e iş dünyası ile işçilerle, STK'lar ile bir araya geldik. Esnaf ziyareti yapamadık. Kalabalıktan, izdihamdan esnafa doğru adım atamadık. Girdiğimiz bir iki dükkana girmek çıkmak mümkün değil, esnafı selamlayarak binlerle on binlerle Balıklı Park'a doğru gidip orada bir bank bulduk. Üstünden Gaziantep'in inancını, kararlılığını hep birlikte paylaştık."

Diyarbakır ziyaretini ve Demirtaş'ın selamı

Diyarbakır ziyaretini ve Demirtaş'ın selamı

Özel: "Sayın Demirtaş'ın selamlarını aldık. Başımızın gözümüzün üzerine koyduk. Ulu Camii'de cuma namazını kıldık. Esnaflarımızla buluştuk. Dört Ayaklı Minareye vardık. Rahmetli barış elçisi Tahir Elçi'nin katlediliği yere çiçekler bıraktık. Rojin'in Gülistan'ın acılı annelerinin yasını bir kez daha paylaştık. Köşk mezrasında çiftçilerin, köylülerin, üreticilerin bitmeyen dertlerini dinledik. Onlarla birlikte buğday hasadı yaptık. Diyarbakır'ın iş insanları ile buluştuk. Sivil toplumu ile buluştuk. Muhtarımızın armağan ettiği 36 taşlı iktidar tespihimizi aldık. Bizi bağrına basan Diyarbakır'dan en sıcak duygularla ayrıldık."

Özgür Özel'den manidar mesajlar

Özgür Özel'den manidar mesajlar

Özel: "Cadde cadde, sokak sokak, meydan meydan mücaelemizi büyütüyoruz. Temiz ve cesur siyaseti, teslim olmayan, başkasının planına göre değil, milletin hesabına göre yapılan siyaseti milletimizle ilmek ilmek örüyoruz. Belki makamlar, binalar yok, şatafatlı sahneler yok. Hiç olmadı ama bazen bir kamyon kasasının arkasında bazen traktör römorkunun arkasında, bir kahve sandalyesinin üzerinde ya da bir bankın üzerindeyiz ama milletin gönlündeyiz."

Özgür Özel kürsüde

Özgür Özel kürsüde

Partililerin yoğun ilgi gösterdiği grup toplantısında Özgür Özel, Meclis'teki kürsüye çıkarak selamlama konuşması yaptı.

CHP Özgür Özel TBMM Mutlak butlan Son Dakika