Kılıçdaroğlu Sözcü TV yayınının ardından tartışılanlar

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV’de katıldığı canlı yayının yankıları sürüyor. Barış Terkoğlu, Senem Toluay Ilgaz ve Aslı Kurtuluş Mutlu’nun sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları kadar, gazetecilerin üslubu ve programın formatı da sosyal medyada gündem oldu.

CHP’de yaşanan kurultay iptali ve "mutlak butlan" kararı sonrası yeniden Genel Başkanlık koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV’de katıldığı canlı yayının yankıları sürüyor. Gazeteciler Barış Terkoğlu, Senem Toluay Ilgaz ve Aslı Kurtuluş Mutlu’nun sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları kadar, gazetecilerin üslubu ve programın formatı da sosyal medyada gündem oldu.

Hem Kılıçdaroğlu’nun parti içinde başlattığı "arınma" hareketi hem de stüdyodaki "sorgulama" havası medya ve siyaset kulislerinde masaya yatırılmaya devam ediyor. İşte mülakatın ardından X (Twitter) başta olmak üzere kamuoyunda öne çıkan analizler ve sert tartışmalar…

ARINMA VE MAHKEME ÇIKIŞI: "HUKUKİ HESAPLAŞMA MI, BASINA GÖZDAĞI MI?"

Kılıçdaroğlu’nun yayında ısrarla üzerinde durduğu parti içi "yolsuzluk ve kirlilikten arınma" vurgusu ile kendisini hedef alan medya organlarına yönelik "hukuki hesaplaşma" imaları en çok tartışılan başlıklardan biri oldu.

Gazeteci Timur Soykan, Kılıçdaroğlu’nun söylemlerindeki tutarsızlıklara dikkat çekerek şunları söyledi:

"Kılıçdaroğlu soruların çoğuna mantık sınırlarında yanıt veremedi. Saray yargısının kararlarına dayanarak CHP’li başkanları suçlamasındaki çelişkiyi açıklayamadı. Etkin pişman ifadelerini peşinen doğru kabul etmesindeki tutarsızlık gözler önüne serildi. Sürekli ‘Bilmiyorum’ diyerek yanıt vermekten kaçındı. Partiye polis sokulması, mutlak butlan kararında bile ‘Benimle ilgisi yok’ söylemi hiç inandırıcı olamadı. Kılıçdaroğlu, toplumun aklı ile alay eder gibi sorumlulukları üzerinden atıp ‘Arınma’ söyleminin arkasına saklanmaya çalıştı."

HAK VERENLERİN CEPHESİ: "İLK KEZ GAZETECİLER YOLSUZLUĞU SAVUNUYOR"

Gazeteci Nedim Şener, yayındaki rolleri tersine dönmüş görerek ezber bozan bir yorumda bulundu:

"Genelde siyasetçiler yolsuzluk konularına karşı savunma yaparlar, ilk kez Sözcü Tv’de Kılıçdaroğlu’nun karşısındaki gazeteciler yolsuz ve rüşvetçileri savunmaları yetmiyormuş gibi yolsuzluğa bulaşanları savunmadığı için “Arınmalıyız” diyen siyasetçi Kılıçdaroğlu’na çıkışıyor. Lafı döndürüp dolaştırıp getirdikleri İmamoğlu adına Kılıçdaroğlu’nu tokatlamak için yarışıyor 'tarafsız gazeteciler'."

Independent Türkçe Genel Yayın Yönetmeni Nevzat Çiçek, Kılıçdaroğlu'nun "arınma" ve "şeffaflık" vurgusunun altını çizerek kanalın finansal bağımsızlığına değindi:

"CHP yönetiminin şu ana kadar Sözcü Tv ile bir anlaşmasının olmadığının ilan edilmesi şeffaflık açısından önemli. Bunu salı günü bizim programda zaten İpek Özbey söylemişti. Gerisi bunu iddia eden arkadaşların özür dilemesidir. Kanalın patronu Burak Akbay para vererek farklı televizyonlara çıkan adayların kendi televizyonlarına parayla çıkmasına izin vermemişti. Buna şahit olduğum için ifade etmem lazım. Amaç sadece gazetecilik olunca, sorularda cesaretli sorulunca izlenesi bir program ortaya çıktı. Tebrikler."

MADALYONUN İKİ YÜZÜNDEN BAKIŞ

Programın açılışından itibaren gazetecilerin kullandığı sert ton ve iğneleyici ifadeler, basın etiği açısından büyük bir tartışma dalgası başlattı.

"SORGULAMA DEĞİL SAYGISIZLIK VE YANDAŞLIK YAPILDI"

Gazeteci Yazar Şamil Tayyar, programın açılışındaki "hain, işbirlikçi, darbeci" söylemlerine ilişkin soruyu sert bir dille eleştirdi:

"Bu şimdi gazetecilik mi? Kılıçdaroğlu program konuğudur. Yani kanalın misafiridir. Ev sahibi misafirine nezaketli olmalıdır. Saygısızlık gazetecilik değildir. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu konuk eden Sözcü TV yorumcuları, bir röportajdan ziyade ‘sorgulama’ havasındalar. Sadece tepkili kesimin öfkesini sorularına yansıtıyorlar. Geçmişte Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu röportajlarını hatırlıyoruz, nezaketten kırılıyorlardı. Bu cevval gazeteciliğin hünerlerini umarım gelecek programlarda Özel’e de gösterirler."

Gazeteci Zafer Şahin, yayındaki taraflılığı "yandaşlık" üzerinden eleştirdi:

"Kılıçdaroğlu, Sözcü TV’de Özgür Özel, Ali Mahir Başarır ve Veli Ağbaba’nın sorularını yanıtlıyor... Şaka değil gerçek. Gazeteciler sürekli kendilerine gelen mesajları okuyor ve soruları soruyor! Adamı yaşı üzerinden bile vurmaya kalktılar. Parti komiseri gibi soru sordular. Resmen CHP Genel Başkanı olan kişinin titrini bile ekrana yazmadılar. Yazamadılar. Her soru sorulmadı. Belli bir grubun hoşuna gidecek sorular soruldu. Yıllardır 'İktidara yakın- yandaş' diye hedef gösterdikleri gazetecilerden çok daha yandaş bir görüntü sergilediler. Velhasıl objektif bir yayın olmadı."

Gazeteci Bahar Feyzan, gazeteciliğin duygulardan arınması gerektiğini hatırlatarak mülakatı beğenmediğini belirtti:

"Ben, açıkçası bu geceki röportajı sevmedim… Rövanş, gazeteciliğin işi değil. Kılıçdaroğlu’nu en çok eleştiren gazetecilerden oldum ama duygudan değil, durumdan bakmasını ayırt etmekle yükümlüyüm…"

Sözcü Gazetesi yazarı Emin Çölaşan ise kendi kanalına sitem dolu ve iğneleyici bir katkıda bulundu:

"Ben Sözcü gazetesinde bir yazarım ama bugüne kadar o kanaldan hiç kimse beni aramadı, bir şey sormadı, ya da herhangi bir programa davet edilmedim. Haklılar yani... Demek ki 50 yıllık gazetecilik deneyimlerim onların bu meslekteki yüksek düzeyine henüz ulaşmamış! Haddim olmayarak bu geceki programa naçizane bir katkıda bulunmak istedim ve bazı öneriler sıraladım! Deneyimsiz bir gazeteci kimliğimle SÖZCÜ TV'den özür dilerim!"

"GERÇEK, CESUR VE TARİHİ BİR GAZETECİLİK YAPILDI" DİYENLER:

Özlem Gürses, yayını demokrasi adına büyük bir kazanç olarak gördü:

"SÖZCÜTV'yi, yönetimini, meslektaşlarımı ve bu cesareti gösteren Kemal Kılıçdaroğlu'nu kutluyorum. Bu gece mesleğimiz açısından tarihi bir yayın izledik... Kanaat izleyicinindir, her zaman öyleydi... Dilerim bu andan sonra bütün siyasi temsilciler aynı şekilde gazetecilerin 'gerçek' sorularını yanıtlarlar... Demokrasimiz için de, özgürlükler ve çağdaş medeniyet için de bu şarttır."

Gazeteci Zafer Arapkirli, gazetecileri tebrik ederken yayının formatına dair mesleki bir eleştiri getirdi:

"Sözcü TV'deki mülakatı gerçekleştiren 3 meslektaşımı da çok iyi tanır ve severim... Gazeteciliklerine de, TV'deki başarılarına da kefilim. Bu akşam da iyi hazırlandıkları ve olabildiğince tavizsiz sorularla ekrana çıktıklarına inanıyorum. Tebrik ediyorum. Kimse onları şahsen suçlamasın... Ancak... Bu akşamki program, 'Toplu sunuculu ve toplu soru sormalı' formatının ne kadar berbat ve zararlı bir format olduğunu bir kez daha kanıtladı. Bir tane başarılı soru soran, iyi hazırlanmış mülakatçı ile çok daha mükemmel bir iş çıkabilecek iken, büyük bir şansın heba olduğunu düşünüyorum... Ve... Aynı kadronun, örneğin Özgür Özel'i de bir gün karşılarına alıp aynı acımasızlıkla 'çatır çatır' soracakları bir mülakat bekliyorum."

"HERKES GÖREVİNİ YAPTI" DİYEN ORTA YOLCU ANALİZLER

Bazı analistler ise süreci ne tamamen gazeteciler ne de tamamen Kılıçdaroğlu üzerinden okuyarak mülakatın siyasi çıktılarına odaklandı.

Erdem Atay, yayındaki dengesizlikleri ve iki tarafın da stratejilerini şu şekilde özetledi:

"Kemal Kılıçdaroğlu’na biri bile ‘genel başkan’ demedi. Halbuki eski CHP genel başkanlarına da genel başkan denir ama imtina ettiler. Bir gazeteci hariç diğerleri soru sormadı, soramadı. İnandıkları fikirde iknaya çalıştı... Toplum baskısından çekinip Kılıçdaroğlu’na ‘saldırı’ sayılabilecek ifadeler kullandılar... Kılıçdaroğlu bazı sorulara iyi yanıt verdi ama kendisini sıkıntıya sokacak hangi soru varsa kaçtı, konuyu saptırdı. Kılıçdaroğlu gazetecilere saygılıydı, gazetecilerin bazıları o saygıyı kendisine göstermedi. Kılıçdaroğlu para alan Tv ve gazetecileri ve sosyal medya trollerini açıklamadı. Yine millete hizmet etmeyen bir tavırla bu ‘rezil’ konunun üstünü örttü. Gazeteciler ise para alanların açıklanmasını çok da istemedi. Kısaca herkes görevini yaptı. Soru soranlar Özgür Özel CHP’si tarafından sırtları sıvazlanarak karşılanacaklar. Kılıçdaroğlu ekibi de ‘çok başarılıydı’ diye kendilerini kutluyorlar. Gerçek değişmedi."

Araştırmacı Gazeteci Ece Sevim, gazetecilerin agresif üslubunu ve asgari nezaket kurallarını (yaş vurgusu ve Selvi Kılıçdaroğlu’na yönelik tehditler karşısındaki tavrı) eleştirirken, Kılıçdaroğlu’nun bu yayından siyasi kazançla çıktığını belirtti:

"Bir siyasetçiye gazetecilerin soru sormasını değil de, tabiyetleri önden ilan edilmemiş kimi sözcülerin hesap sormasını izledik sanki!... Kemal Bey’e '78 yaşındasınız' diye ısrarla vurgulamak çok sakil göründü... Ya da eşi Selvi Hanım’a gelen tehditlerle ilgili iyi olmayan bir oyunculukla 'Öyle mi, haberimiz yok' demek... Bununla birlikte Kemal Bey bu röportajda netameli pek çok konuyu aradan çıkarmış, üstünden atmış oldu. Üstüne 'Karşı mahallenin programına çıkan CHP’nin İstanbul adayı sempatisi' topladı... Örneğin Ekrem İmamoğlu’nun CHP’nin artık cumhurbaşkanı adayı olmadığını ilan etmiş oldu. 'Yolsuzluklara ve ahlaksızlıklara partide izin vermeyeceğim' dediği için ağır hakaretlere uğruyor. Dün gören toplum bugün de her şeyin farkında. 'CHP’de önseçimi zorunlu yapacağım' demesi ise programın en önemli cümlesiydi."

SİYASİ YANKILAR VE BİLİMSEL PERSPEKTİF: "KENDİSİNİ DAHA DA BATIRDI"

Yayının ardından Kılıçdaroğlu’nun performansı siyasi çizgisi, kurultay delegeleri ve bilimsel iletişim kuramları açısından da sert eleştirilere maruz kaldı.

Tarihçi Yazar Naim Babüroğlu, Kılıçdaroğlu’nun programdaki tarihsel ve ideolojik söylemlerini sert bir dille eleştirdi:

"Butlan kararıyla gelen Kılıçdaroğlu, bu geceki SÖZCÜ TV yayınında; sadece CHP içinden değil, DEM Partisinden kendisine gelebilecek oyları da kaybetti. Osmanlı vurgusuyla ilgili soruya verdiği cevap, Atatürk'ün anlayışına ve 'Altı Ok'a tümüyle aykırıydı. Türk Ordusu 1200'lerde değil MÖ 209'da kuruldu. Nutuk okunsa çelişkiler çözülecek ama okunmamış... Kusura bakmasın; açıklamalarında Atatürk'ü ve 'Altı Ok'u göremedim. Yazık..."

Program sona erdiğinde, Sözcü TV'deki yayın bir siyasetçinin açıklamalarının samimiyeti, doğruluğu veya yanlışlığının ötesine geçerek Türkiye’de medyanın tarafsızlığını, sorgulama ile hesap sorma arasındaki ince çizgiyi ve siyaset-medya ilişkilerinin geldiği son noktaya dair de ciddi tartışmalara sebep oldu. Kamuoyu ve medyanın önde gelen isimleri arasındaki bu çok sesli ve sert tartışma, Türk siyasetinde suların kolay kolay durulmayacağını açıkça gösteriyor.

Ankara Siyaset CHP Kemal Kılıçdaroğlu Mutlak butlan