İmamoğlu'na genel başkanlık teklifi: Özel neden şimdi açıkladı?
İmamoğlu'na genel başkanlık teklifi iddiasını Özgür Özel ilk kez dile getirdi. Peki aylar önceki bu teklif neden tam liderlik krizinde gündeme geldi?
Özgür Özel, TBMM'de gazetecilerle bir araya geldiği görüşmede dikkat çeken bir iddia ortaya attı. Özel'e göre tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'na, cezaevindeyken genel başkanlık teklif edildi. Ancak iddianın içeriği kadar zamanlaması da tartışma yarattı; çünkü tarif edilen temaslar aylar öncesine dayanırken açıklama tam liderlik krizinin zirvesinde geldi. Geriye bir soru kalıyor: Bu bilgi neden bugüne kadar dile getirilmedi?

ÖZEL'İN İDDİASI: "CEZAEVİNDE GENEL BAŞKANLIK TEKLİF ETTİLER"
CHP Grup Başkanı Özgür Özel, TBMM'de basın mensuplarıyla yaptığı görüşmede tutuklu Ekrem İmamoğlu'na yönelik dikkat çekici bir iddia paylaştı. Özel'in anlatımına göre İmamoğlu'na defalarca "Birlikte olalım, Özgür Bey'i indirelim" dendi ve kendisine cezaevindeyken genel başkanlık teklif edildi.
Özel, bu temasların Kemal Kılıçdaroğlu cephesi tarafından yapıldığını öne sürdü. İmamoğlu'nun partiden ihracının söz konusu olamayacağını belirten Özel, onun "seçilmiş başkan" olduğunu vurguladı.

İDDİA AYLAR ÖNCESİNE DAYANIYOR, AÇIKLAMA BUGÜN GELDİ
Özel'in tarif ettiği temasların, İmamoğlu'nun tutuklandığı döneme yani aylar öncesine dayandığı anlaşılıyor. Buna karşın iddia, ancak bugün kamuoyuna taşındı.
Açıklamanın geldiği an dikkat çekici. İddia, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin "mutlak butlan" kararıyla Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlık koltuğuna döndüğü ve Özel'in aynı görevinin sona erdiği bir kriz ortamında dile getirildi.

MADEM TEKLİF YAPILDI, EN BAŞINDA NEDEN DUYURULMADI?
Burada temel bir soru beliriyor: Tutuklu bir isme cezaevinde "liderini indir" mesajı verildiği iddiası doğruysa, bu parti içi demokrasi açısından ağır bir suçlamadır. Böyle bir bilginin aylarca tabanla paylaşılmaması iki ihtimali aynı anda gündemde tutuyor.
Ya bilgi o dönemde stratejik bir tercihle saklandı ya da iddia, ancak güç dengesi tersine döndüğünde siyasi bir araca dönüştü. Her iki ihtimal de "şeffaflık" söylemiyle güç bir biçimde bağdaşıyor.

SLOGANLARI YATIŞTIRAN TAVIRLA SUÇLAMA ARASINDAKİ ÇELİŞKİ
İkinci tartışma noktası üslupta. Özel ve ekibi, geçmişte ve yakın zamanda gerçekleştirilen miting ve toplantılarda Kılıçdaroğlu'na yönelik tepki sloganları yükseldiğinde sık sık tabanı yatıştırma yoluna gitmiş ya da sessiz kalmıştı.
O dönem "parti içi husumet körüklenmesin" diye frenlenen tepki, bugün bizzat parti yönetiminin ağzından çok daha sert bir suçlamaya dönüşmüş durumda. Tabanın tepkisini bir noktada bastırıp koşullar değişince aynı isme yönelik en ağır ithamı açmak, tutarlı bir çizgiden çok konjonktüre göre değişen bir tavır izlenimi veriyor.

KILIÇDAROĞLU CEPHESİNDEN TEYİT GELMEDİ
Özel, iddiasını doğrulayacak somut bir belge ya da tanık ortaya koymuş değil; anlatı tümüyle kendi beyanına dayanıyor. Kılıçdaroğlu cephesinden ise iddiayı teyit eden bir açıklama gelmedi.
Bu tablo, gündemin merkezine bir bilgiyi değil bir zamanlama tartışmasını yerleştiriyor. İddia doğru olsa bile "neden bugüne kadar susuldu?" sorusu yanıtsız kaldıkça, açıklamanın siyasi ağırlığı kadar inandırıcılığı da tartışılmaya devam edecek.