Yapay zeka sohbetleri yargıda delil mi? Avukat Tolga Aydemir'den kritik uyarılar!

Avukat Tolga Aydemir, yapay zekâ sohbet robotlarıyla yapılan konuşmaların ceza davalarında delil olarak kullanılmasını, hukuki boyutları ve riskleriyle Yeni Ankara’ya değerlendirdi.

Yapay zeka sohbetleri yargıda delil mi? Avukat Tolga Aydemir'den kritik uyarılar!

ABD’de son dönemde görülen ve şüphelilerin yapay zekâ sohbet robotlarıyla yaptığı konuşmaların delil olarak mahkemelere taşındığı davalar, hukuk dünyasında yeni tartışmaları beraberinde getirdi. Konuya ilişkin Yeni Ankara’ya açıklamalarda bulunan Avukat Tolga Aydemir, yapay zekâ yazışmalarının hukuki statüsüne ve yargılamadaki yerine dair önemli değerlendirmelerde bulundu.

YAPAY ZEKÂ YAZIŞMALARI DİJİTAL VERİ KATEGORİSİNDE

Bu gelişmenin teknoloji hukukunun kaçınılmaz bir sonucu olduğunu belirten Aydemir, yapay zekâ ile yapılan görüşmelerin hukuken dijital veri niteliği taşıdığına dikkat çekti. Aydemir, "Bu gelişme aslında teknoloji hukukunun kaçınılmaz sonucudur. Yapay zekâ ile yapılan yazışmalar hukuken ‘dijital veri’ niteliğindedir. Nasıl ki bir e-posta, WhatsApp mesajı, sosyal medya yazışması veya internet arama geçmişi belirli şartlar altında delil olarak değerlendirilebiliyorsa, yapay zekâ ile yapılan görüşmeler de aynı kategoride ele alınmaktadır” dedi.

HUKUKA UYGUNLUK VE DELİL SERBESTİSİ İLKESİ

Bir delilin mahkemeye sunulabilmesi ile hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması arasında fark olduğuna vurgu yapan Aydemir, Anayasa ve CMK hükümlerini hatırlatarak, "Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken çok önemli bir ayrım vardır. Bir delilin mahkemeye sunulabilmesi ile o delilin hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması farklı şeylerdir. Delilin hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmesi halinde, içeriği ne kadar önemli olursa olsun hukuk devletinde kullanılmaması gerekir. Bu ilke hem Türk Anayasası’nın 38. maddesinde hem de Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 206 ve 217. maddelerinde açıkça güvence altına alınmıştır” sözlerini kaydetti.

TÜRK HUKUKUNDA DURUM NE?

Türk hukukunda yapay zekâ sohbetlerini doğrudan düzenleyen özel bir kanun bulunmadığını ancak bunun kayıtların delil olamayacağı anlamına gelmediğini belirten Aydemir, ceza muhakemesindeki delil serbestisi ilkesine dikkat çekerek, "Türk hukukunda şu an için yapay zekâ sohbetlerini düzenleyen özel bir kanun bulunmamaktadır. Ancak bu, bu kayıtların hiçbir şekilde delil olamayacağı anlamına gelmez. Ceza muhakemesinde temel ilke ‘delil serbestisi’dir. Hukuka uygun şekilde elde edilmiş olmak şartıyla maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına katkı sağlayan her türlü veri delil olarak değerlendirilebilir. Dolayısıyla teorik olarak bir kişinin yapay zekâ uygulamasıyla yaptığı yazışmalar, olayın aydınlatılmasına katkı sağlıyorsa soruşturma veya kovuşturma dosyasına girebilir. Özellikle kişinin kastını, hazırlık hareketlerini, planlamasını veya olay öncesindeki düşünce sürecini ortaya koyan kayıtlar, diğer delillerle birlikte değerlendirmeye alınabilir. Ancak tek başına bir yapay zekâ sohbetinin mahkûmiyet için yeterli olacağını söylemek de doğru değildir. Türk ceza yargılamasında hâkim, delilleri birlikte değerlendirir; hiçbir dijital kayıt mutlak doğru kabul edilmez” ifadesi kullandı.

“BAĞLAMINDAN KOPARILAN KAYITLAR TEHLİKE ARZ EDİYOR”

Yapay zekâ konuşmalarının devlet tarafından sınırsızca incelenmesinin demokratik hukuk devleti açısından riskler doğurabileceğini belirten Avuküt Aydemir, şunları söyledi:

"Yapay zekâ ile yapılan konuşmaların tamamını sınırsız şekilde devletin inceleyebilmesi demokratik hukuk devleti bakımından ciddi riskler doğurur. Çünkü insanlar bazen yalnızca fikir üretmek, senaryo yazmak, roman tasarlamak, hukuki görüş almak veya psikolojik rahatlama amacıyla yapay zekâ ile konuşmaktadır. Bir cinayet romanı yazan kişinin ‘kusursuz cinayet nasıl işlenir?’ sorusunu sorması ile gerçekten cinayet planlayan kişinin aynı soruyu sorması hukuken aynı anlamı taşımaz. Bu nedenle yapay zekâ kayıtlarının bağlamından koparılarak değerlendirilmesi son derece tehlikelidir."
Yapay Zeka Hukuk Yargı Mahkeme Dava