Çocuğunu sosyal medyada paylaşan ailelere uyarı! Mahremiyet mi, popülerlik mi?
İrlanda’da çocuklarının fotoğraflarını paylaşan ailelere devlet "dur!" diyor. Peki, bu konudaki yasal adımlar ve çocukların fotoğraflarını sosyal medyadan paylaşmanın tehlikeleri neler?
Son yıllarda çocuklarının görselleri üzerinden etkileşim elde etme çabasındaki ailelerin paylaşımlarında ciddi bir artış kaydedildi. Bu konuyla ilgili veri güvenliği ve çocuğun kişisel haklarının ihlali gibi başlıklar gündeme gelirken, İrlanda hükümeti dikkat çeken bir adım attı.
"PAYLAŞMADAN ÖNCE DUR"

Çocuklarının fotoğraflarını Instagram, TikTok veya Facebook’ta paylaşmasını tamamen yasaklayan bir yasa olmasa da İrlanda'da Veri Koruma Komisyonu (DPC), kısa bir süre önce başlattığı “Pause Before You Post” (Paylaşmadan Önce Dur) kampanyasıyla ebeveynlere sert bir uyarıda bulundu. Yapılan açıklamada “Çocuğunuzun dijital kimliğini siz yaratıyorsunuz ve bu kimlik bir gün ona zarar verebilir.” denildi.
ÇOCUĞUNUZU ADIM ADIM TAKİP ETTİRMEYİN

Kampanyanın çarpıcı reklam filminde, bir aile tarafından aylarca paylaşılan masum görünümlü fotoğraflar ve bilgiler (okul üniforması, futbol kulübü, doğum günü pastasının üzerindeki yaş, evin ön kapısı…) bir araya getiriliyor. Sonuçta ise bir yabancının, çocuğun adını, yaşını, okul saatlerini, ev adresini ve haftalık rutinini saniyeler içinde çözdüğü korkutucu bir tablo ortaya çıkıyor.
İrlanda’da çocuklarının fotoğraflarını paylaşan aileleri bilinçlendirme kampanyası başlatması ve buna bağlı olarak Türkiye'de de benzer konuda paralel gelişmeler yaşanması ile ilgili Avukat Ceren Kalay Eken, Yeni Ankara'ya konuştu.
Avukat Eken, çocukların güvenliği ve çocuklar üzerinden sağlanan etkileşim, veri güvenliğinin ihlali, ileride doğabilecek hukuki problemler gibi merak edilen tüm sorulara yanıt verdi.

Anne ve babalar çocuğun dijital kimliğini oluştururken hukuken hangi sorumlulukları üstlenmiş sayılıyor?
- Türkiye de henüz dijital dünyaya dair yasa düzenlemeleri emekleme safhasında, anne babaların çocuğun dijital kimliğine ilişkin sorumluluğuna dair direkt bir düzenleme bulunmadığı gibi ancak, TCK da düzenlenen Aile Hukukundan kaynaklanan yükümlülüklerin ihlali, terbiye hakkının kötüye kullanımı gibi ceza öngörülen maddelere yorum yoluyla ulaşılabilir. Medeni yasada da çocuğun anne babaya itaatinden de bahsedildiği gibi çocuğun bakım ve yetiştirilmesindeki giderler vb. bahseder. Ancak taraf olduğumuz uluslararası sözleşme olan Çocuk Hakları Sözleşmesi taraf devletlerin tüm organlarının alacağı tüm kararlarda çocuğun üstün yararını öncelemeleri gereğinden bahseder. Bu nedenle yargı kararları gibi aslında yasama organının da önceliğinin çocukların üstün yararı olması gereği yasal olarak zorunluluktur. Ancak değindiğimiz üzere henüz çocukların dijital hakları ve kimliğinin oluşması ve bu süreçteki yükümlülüğe ilişkin somut yasal düzenlemeler bulunmamakla birlikte aslında anne babanın da çocuğun sağlıklı gelişimi için tüm önlemleri almaları gerekmektedir. Örneğin birçok ülke bakımından çocuğun dijital kimliğinin henüz reşit olmadan oluşturulması gibi bir süreçten bahsetmek de söz konusu değil. Hatta Avustralya’da 16 yaş altına sosyal medya kullanım yasağı yasalaştı. Ülkenin refah seviyesine baktığınızda ülkemizden yüksek olduğunu, suç oranına baktığınızda da ülkemizden az olduğunu görüyoruz. Buna karşın gençlerin, adolesan çağdaki çocukların dijital şiddet ortamının yaygın olduğu sosyal medya ortamından uzak tutulmaya çalışıldığı görülmektedir. Dolayısıyla ülkemiz bakımından da ivedi olan toplumun çocuğa bakış açısında bir revizyona ihtiyaç duyduğumuz gerçeğidir. Zira çocuklar yetişkinlik adayı bireyler olup, ileride onları huzursuz edecek bebeklik fotoları, çıplak, altına kaçırmış vb. dalga konusu olabilecek görselleri ve aslında izinleri olmaksızın tüm dijital verilerinin anne babaları tarafından dijital ortama servis edilmesinin sorunlu bir durum olduğunun kabulü gerekmektedir. Hatta çocukların dijital ticari meta haline getirilecek sosyal medya uygulamaları üzerinden çocuklar aracı kılınarak kazanç elde edilmesi gibi düzenlenmesi gereken alanlar oluşmuştur. Bu halde çocuğun mallarını yönetimi ve 18 öncesi kazai reşit olması gibi ihtimaller ise Medeni kanunda mevcuttur.

Çocuğun rızası ne zaman geçerli sayılır? 6–7 yaşındaki bir çocuğun “paylaşabilirsin” demesi hukuken bir değer taşır mı?
- Hayır taşımaz. Çocuğu idrak yaşında olması önemlidir ama yeterli değildir. Her çocuğun tahmini idrak yaşı olarak belirlenen 10 yaşında katılım hakkına sahip olduğunu söylemek güçtür. Sosyal inceleme ile aslında bu idrak durumunda olup olmadığının her somut vakada tespiti önemlidir. Anne babanın manipülasyonu etkisinde bu paylaşımları çok gerekli bulan bir zihin yapısına sahip hale gelmiş olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Dolayısıyla hukuken değer taşıyabilmesi için her somut vakada çocuğun somut durumunun uzmanlarca değerlendirilmesi gerekmektedir.

Çok sık paylaşım veya “çocuktan içerik üretmek” hangi noktada istismar kategorisine girer?
- Yine her somut vakada ayrı incelenip irdelenmesi gerekse de bir çocuğun çok sık görsellerinin paylaşılması ve çocuktan içerik üretilmesi medeni yasa anlamında velayet hakkının yeniden değerlendirilmesine sebep olacak derecede önemli bir sorun olarak görülebilecektir. Teknik olarak istismarın ulusal yasalarda yalnız cinsel istismar yönünden bir tanımı bulunmakla, hukuki literatür dışında çocuğun istismarı tanımlarından duygusal istismara vücut verebilecek bu gibi durumların tek tek irdelenmesi gerekmektedir.

Platformların genelde 13 yaş sınırı mevcut. 13 yaş altı çocukların hesap açması yasakken, ebeveynlerin çocuk adına hesap açması hukuken nasıl değerlendiriliyor?
- Bu konuda stabil bir hukuk dünyası bakışının varlığından söz etmek mümkün değil çünkü değindiğimiz üzere henüz bu alana dair hukuki düzenlemeler yeter şekilde mevcut değil. Çocuğa dair Aile Hukukundan kaynaklanan yükümlülük yahut disiplin hakkının kötüye kullanımı gibi yasada düzenli halde bulunan yoruma açık tanımlara uyup uymadığını her somut vakada uygulayıcının değerlendirmesi gerekiyor. Burada yüksek yargının kararlarına bakarak belki olası sonuçlar çıkarılabilir ama henüz net sınırları çizilmiş bir hukuk yorumu mevcut değil. Ebeveynlerin çocuk adına sosyal medya hesapları açması ve sıklıkla çocuğun görsellerini yayınlaması velayet hakkının kötüye kullanımı olarak yorumlanabilir ve velayetin o ebeveynden alınmasına sebep olabilir.

Bir çocuk reşit olduğunda, ebeveyninin yıllar önce yaptığı paylaşımlar nedeniyle tazminat talep edebilir mi?
- Henüz bu yönde mahkeme kararlarına rastlamasak da teorik olarak elbette mümkündür. Dünya çapında medyaya yansıyan haber içerikleri vb. yönünden de unutulma hakkı hem yetişkinler hem de çocuklar için dile getirilmektedir. Dolayısıyla henüz yetişkin olmadan çocuğa sorulmadan yapılan ona dair paylaşımlar nedeniyle eğer ilerideki hayatında bir zarara uğradığı iddiası varsa buna dair tazminat talep edebilir. Yasaların bu yönde artırılmasına ihtiyaç var ancak mevcut yasların yorumu yoluyla da bu kararların alınabilmesi mümkündür. Hukuk yaşayan bir mekanizma olduğu için talep edildikçe bu yönlere dair gelişmeler elde edilmesi zaruridir.
NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

Çocukların fotoğraflarını paylaşmak Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) kapsamında kişisel veri sayılıyor. Buna göre;
-13 yaş altı çocukların sosyal medya hesapları zaten yasak (platformların kuralı).
-Ebeveynler çocuğun “veri sorumlusu” konumunda aşırı paylaşımı çocuğun mahremiyet hakkını ihlal ederse mahkeme devreye girebiliyor.
-Henüz Fransa’daki gibi “sharenting yasağı” yok, ama boşanma davalarında hakimler giderek daha sık “sosyal medya paylaşım yasağı” getiriyor.
DPC’NİN EBEVEYNLERE 5 ALTIN TAVSİYESİ
İrlanda'da DPC'nin çocukların korunmasına yönelik ebeveynlere 5 altın tavsiyesi bulunuyor.
- Paylaşmadan önce çocuğunuza sorun (yaşına uygun şekilde).
- Hesabınızı gizli tutun, “yakın arkadaşlar” listesi kullanın.
- Okul, forma, ev numarası gibi detayları asla göstermeyin.
- Yüz tanıma teknolojilerini zorlaştıracak filtreler kullanın.
- Her paylaşımda “Bunu 18 yaşında görsem utanır mıyım?” diye düşünün.
İrlanda, Avrupa’da çocuk veri koruması konusunda en katı ülkelerden biri olarak biliniyor. Yetkililer, “Yasak yerine bilinçlendirme” yöntemini tercih ettiklerini belirtirken, uzmanlar yakın gelecekte AB çapında daha sıkı kuralların gelebileceğine işaret ediyor.