Polatlı’nın mevsimlik soğan emekçileri
Ülkemizin önemli tarım bölgelerinden biri olan Polatlı, her yıl binlerce mevsimlik işçiyi ağırlıyor. Özellikle soğan hasadında Türkiye’nin en büyük üretim merkezlerinden biri olan Polatlı ve Temelli, Mardin ve Şanlıurfa başta olmak üzere farklı illerden gelen mevsimlik işçilere geçim kapısı oluyor.
Bahar aylarında bölgeye gelen ve hasat dönemi bitene kadar soğan tarlalarında aileleriyle birlikte çalışan emekçiler, kurdukları çadır kentlerde kalıyor. Sabahın ilk ışıklarıyla mesaiye başlayan binlerce sezonluk tarım işçisi, işverenin talebine göre günlük yevmiye ya da çuval başına ücret alıyor.
Büyük çoğunluğu Güneydoğu illerinden gelen ve ailelerden oluşan işçiler, hasat bitimine kadar tarlalara yakın alanlarda kurdukları çadırlarda yaşamlarını sürdürüyor.
Sezonluk tarım işçileri, hasat döneminde güneş doğarken mesaiye başlıyor ve günlük ortalama 10–12 saat çalışıyor. İş, soğanların topraktan çıkarılmasıyla başlıyor; ardından temizleniyor ve çuvallanıyor. Tarlalardaki hasadın bir bölümü tamamlandığında ise ürünler eş zamanlı olarak kamyonlara yükleniyor.
Gurbetçi tarım emekçilerinin birçok sorunu bulunuyor. Bunların başında barınma, altyapı, elektrik, sağlık hizmetleri ve temiz suya erişim geliyor. Özellikle yoğun ve sert rüzgârların yaşandığı dönemlerde çadırların uçma riski de bulunuyor.
İşçiler, çadırların uçmaması ve olası kazaların önüne geçmek için kenarlarına ağır kum çuvalları yerleştiriyor.
Soğan tarlaları, genellikle Sakarya Nehri ve Porsuk Çayı yatağına yakın bölgelerde yer alıyor. İşçilerin yaşadığı sorunların yanı sıra işverenler de artan girdi maliyetlerinden şikâyet ediyor.
Gübre, mazot ve işçilik giderlerindeki artışın kendilerini zorladığını belirten üreticiler, bazı yıllarda iklim koşullarına bağlı olarak hasatta ciddi düşüşler yaşandığını ifade ediyor.
Mardinli bir mevsimlik tarım işçisi, 11 yıldır aynı bölgeye geldiğini belirterek şunları söyledi:
“Ülkemizde vatandaşlarımızın sofralarına ulaşan soğanların büyük bölümü burada yetiştiriliyor. Soğanların sulanması, çapalanması, topraktan çıkarılması, çuvallanması ve kamyonlara yüklenmesine kadar tüm işleri biz yapıyoruz. Bazen 42 dereceye ulaşan sıcaklıkta çalışıyoruz. Çocuklarımız da bizimle birlikte tarlada vakit geçiriyor. Kadınlar da aktif olarak çalışıyor. Bazı ailelerin çocuklarına bakacak kimse olmadığı için mecburen tarlaya geliyorlar. Çocuklarımız biz çalışırken gün boyu sivrisineklerle mücadele ediyor. Şartlar ağır, ancak ailemizin geçimini sağlamak için çalışmak zorundayız. İçme ve kullanma suyumuzu dere ve kuyulardan temin ediyoruz. Bazen farkında olmadan ilaçlı sulardan içip hastalanıyoruz. Sürekli ishal vakalarıyla karşılaşıyoruz. Her gün toz ve toprağın içinde akşama kadar çalışıyoruz.”