MHP'li Yıldırım Ulucanlar'da 12 Eylül'ü anlattı
12 Eylül 1980 darbesinin 46’ncı yıl dönümünde Taş Medreseli Ülkücüler, Ulucanlar Cezaevi Müzesi’nde anma programı düzenledi. Törende konuşan MHP Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım, "Bize vebalı muamelesi yapıldı ama küllerimizden doğduk. Bugün ülkücüler bu ülkenin geleceğini tayin ediyor" dedi.
Türkiye'nin demokrasi tarihine simsiyah bir leke olarak kazınan 12 Eylül 1980 askeri darbesinin 46’ncı yıl dönümünde, o dönemin ağır baskı ve işkencelerine maruz kalan Taş Medreseli Ülkücüler anlamlı bir anma programına imza attı. Onlarca vatan evladının darağacına gönderildiği ve toplumsal hafızada derin izler bırakan Ulucanlar Cezaevi Müzesi’nde gerçekleştirilen anma etkinliğinde, darbe döneminde hayatını kaybeden ülkücü şehitler rahmet ve minnetle yâd edildi. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan duygu dolu programa, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım’ın yanı sıra Türkiye'nin dört bir yanından gelen çok sayıda Taş Medreseli Ülkücü katıldı.

"AKLA GELMEYECEK HER TÜRLÜ İŞKENCEYİ YAPTILAR"
Anma töreninde konuşan MHP Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım, 12 Eylül askeri vesayetinin ülkücü camiaya yönelik uyguladığı sistemli baskılara ve çekilen acılara dikkat çekti. Darbecilerin amacının milliyetçi fikirleri tamamen yok etmek olduğunu vurgulayan Yıldırım, şu ifadeleri kullandı:
"12 Eylül'de ülkücülere akla gelmeyecek her türlü işkenceyi yaptılar. Bir daha milliyetçiliktir, ülkücülüktür, manevi değerlerdir bunlar akıllarına gelmesin, böyle bir teşebbüste bulunmasınlar diye yaptılar. Bize haddinden fazla zarar vermişlerdir. Ancak biz tekrar küllerimizden doğduk. Şimdi Ülkücü hareketin varlık yıllarındasınız. Ülkücülerin 12 Eylül ile birlikte yokluk yılları katlanmıştır. Türkiye'de bulunan bütün ülkücü davaların hepsi Ankara'ya toplanmıştır. Adana'dan İstanbul'a, Balıkesir'den Ordu'ya kadar bütün ülkücüler Mamak'ta toplanmıştır. Ülkücülerin liderleri, kanaat önderleri ve başkanlarının hepsini topladılar. Dışarıda da kimsemiz kalmadı. Hapishaneye bakacak adam kalmadı. O günkü şartlarda ülkücülerin üç tane ayağı vardı. Birincisi hapishane, ikincisi hastane, üçüncüsü mezarlık. Biz bu üç ayakta gittik, geldik."

"TOPLUMDAN TECRİT EDİLDİK, HERKES BİZDEN KAÇIYORDU"
12 Eylül darbe rejiminin sadece cezaevindeki mahkûmlara değil, dışarıdaki ailelere de büyük mağduriyetler yaşattığını belirten Yaşar Yıldırım, o dönemde maruz kaldıkları toplumsal tecridi ve yaşadıkları ağır şartları gözler önüne serdi. Sokakta selam dahi alıp vermekten korkulan bir iklim yaratıldığını hatırlatan Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"12 Eylül'le birlikte yokluk kendini daha fazla hissettirmeye başladı. Bizi bırakın, ailelerimiz çok dert gördü, çok sıkıntı yaşadı. Bize sokakta kimse selam vermiyordu. Bizi görenler kaçıyordu. Bırakın bizi; kardeşimizi, anamızı, babamızı görenler yolunu değiştiriyordu. 'Bunlardan uzak durun' diyorlardı, vebalı gibiydik. Vebalı insandan nasıl kaçılıyorsa, ülkücülerden de herkes öyle kaçıyordu."

"ÜLKÜCÜLER ARTIK ÜLKENİN GELECEĞİNİ TAYİN EDİYOR"
Yaşanan tüm zulümlere, ağır cezaevi şartlarına ve toplumsal baskılara rağmen ülkücü hareketin küllerinden yeniden doğarak Türkiye'nin geleceğinde kilit bir role sahip olduğunu vurgulayan MHP Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım, sözlerini şu şekilde tamamladı:
"Şimdi varlık günlerindeyiz. Ülkücüler artık varlık günlerine geldi. Şu anda kimse bizden kaçmıyor, herkes bizim yanımıza geliyor. Ülkücüler bu ülkenin geleceğini tayin ediyor ve milletin de hacet kapısı olmuştur."
Ulucanlar Cezaevi Müzesi'ndeki anma programı, yapılan duaların ve 12 Eylül zindanlarında hayatını kaybeden şehitlerin anılmasının ardından sona erdi.
12 Eylül zulmü 46 yıl sonra Ulucanlar'da yankılandı!Ankara Haberleri