Madenci direnişi zaferle sonuçlandı: Doruk Madencilik işçileri tüm taleplerini kabul ettirdi!

Bağımsız Maden İşçileri Sendikası’nın (Bağımsız Maden-İş) haftalardır sürdürdüğü kararlı direniş, madencilerin tam zaferiyle sonuçlandı.

Madenci direnişi zaferle sonuçlandı: Doruk Madencilik işçileri tüm taleplerini kabul ettirdi!

Bağımsız Maden İşçileri Sendikası’nın (Bağımsız Maden-İş) haftalardır sürdürdüğü kararlı direniş, madencilerin tam zaferiyle sonuçlandı. Sendika avukatı Mert Batur, Doruk Maden işçilerinin tüm taleplerinin işveren tarafından kabul edildiğini müjdeledi. Genel Başkan Gökay Çakır ve sendika temsilcileri, bu başarıyı Beypazarı ve Nallıhan’ın dirençli ailelerine armağan etti.

AVUKAT MERT BATUR MÜJDEYİ VERDİ: "TÜM TALEPLER KABUL EDİLDİ"

Müzakere sürecini yürüten sendika avukatı Mert Batur, direnişin geldiği noktayı ve hukuki kazanımı şu sözlerle duyurdu:
"Doruk Maden işçilerinin haklı mücadelesi karşılık bulmuş, işçilerin sunduğu tüm talepler eksiksiz olarak kabul edilmiştir. Bu, madencinin ve onlara inananların ortak zaferidir."

23 NİSAN’DAKİ SOĞUK VE "YEMEK BORCU"

Açıklamanın en duygusal anı, 23 Nisan günü yaşanan maddi imkansızlıklara rağmen gösterilen dayanışmaydı. Sendika yönetimi, o gün Beypazarı’ndan gelen 3 otobüs dolusu aileden şu sözlerle helallik istedi:
"23 Nisan buz gibi bir gündü. Beypazarı’ndan 3 otobüs madenci ailesi yanımıza geldi. Sendikamızın beş kuruş parası yoktu; o soğukta evinden çıkıp gelen o güzel insanlara bir kap sıcak yemek bile ısmarlayamadık, onlardan özür diledik. Ama onların inadı ve kararlılığı olmasaydı bu direniş kazanılamazdı. Bu zaferi Beypazarı ve Nallıhan’daki kadınlara ve çocuklara armağan ediyoruz."

"EMEKLİ MAAŞIYLA DİRENİŞ, HALKLA DAYANIŞMA"

Genel Başkan Gökay Çakır, sendikanın sarı sendikalardan farkını ve gücünü halktan aldığını vurgulayarak, "Genel başkanımız emekli maaşıyla yaşıyor. Otobüs tutacak paramız yoktu ama halk bize sahip çıktı. Türkiye emekçi halkının büyük kutsal dayanışmasıyla kazandık." dedi.

HOLDİNG DÜZENİNE KARŞI TOPLUMSAL İSYAN

Açıklamada, madencinin isyanının sadece kendi ücreti için değil, tüm Türkiye’nin yoksullaştırılmasına karşı olduğu ifade edildi.
Gazeteci Esra Işık, avukatlar Selçuk Kozağaçlı, Can Atalay ve siyasi figürler Ekrem İmamoğlu ile Selahattin Demirtaş için özgürlük çağrısı yapıldı.

"EMEKLİLER BİZİM UTANCIMIZDIR"

75 yaşındaki insanların sefalet ücretleri nedeniyle çalışırken iş cinayetlerine kurban gitmesinin siyasetin en büyük utancı olduğu belirtilen konuşma, madencilerin ve ailelerin alkışları eşliğinde "İşçilerin birliği sermayeyi yenecek!"

ŞABAN ÇÖTÜR SÜRECİ ANLATTI: “ÖLMEK VAR DÖNMEK YOK DEDİK, KAZANDIK”

Haklarını alana kadar direnen maden işçileri, kazandıkları zaferin ardından ilk lokmalarını büyük bir neşeyle paylaştı. Açlık grevinden çıkan ve Yeni Ankara'ya konuşan Şaban Çötür’ün, eline aldığı ilk lokmayla birlikte "Şimdi simidimi yiyorum" diyerek gülümsemesi ve madencilerin herkesle tek tek tokalaşması, mücadelenin en unutulmaz karesi oldu.

2024 yılından bu yana maaş krizi, icra kıskacı ve sigorta usulsüzlükleriyle gündeme gelen maden işçilerinin hak arayışı mücadelesi zaferle sonuçlandı. Aylardır süren direnişin ardından işçiler, geçmişe dönük alacaklarını ve tazminatlarını almaya başladı.

ZAFERİN İLK TADI: "ŞİMDİ SİMİDİMİ YİYORUM"

Açlık grevinin bitişiyle birlikte alanda duygusal ve neşeli anlar bir arada yaşandı. Grevden çıkan Şaban Çötür, elindeki simitten ilk lokmasını alırken etrafındakilere gülümsedi ve "Şimdi simidimi yiyorum" diyerek zaferini ilan etti.

“BU KOLAY BİR ZAFER DEĞİL”

Direnişin başından itibaren kararlı duruşuyla öne çıkan Şaban Çötür, sürecin ağır bedellerle kazanıldığını vurgulayarak, “Bir dönem çocuklarımızın rızkı için ‘ölmek var dönmek yok’ dedik. Bugün geldiğimiz noktada tüm alacaklarımız ödendi. Büyük bir yükten kurtulduk.” dedi.

Çötür, özellikle maaşlardan yapılan kesintilerle ilgili çarpıcı iddiaları hatırlattı. İşçilerin, şirket tarafından kesilen icra ödemelerinin bankalara yatırılmaması nedeniyle ciddi mağduriyet yaşadığını belirterek, “Kesintiler yapıldı ama yerine ulaşmadı. Faizler katlandı, borçlar büyüdü. O günler gerçekten çok ağırdı." ifadelerini kullandı.

Sürecin en kritik ve vicdani boyutlarından biri ise maden şehitlerinin ailelerine ilişkin iddialar oldu. Ödenmeyen tazminatlar ve sigorta usulsüzlükleri, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.

Çötür, bu konunun direnişin en önemli motivasyon kaynaklarından biri olduğunu ifade ederek, “Biz sadece kendi hakkımız için değil, hayatını kaybeden arkadaşlarımızın aileleri için de mücadele ettik.” şeklinde konuştu.

GURBETİN YÜKÜ HAFİFLEDİ

Uzun süre ailesinden uzak çalışmak zorunda kalan işçilerin yaşadığı psikolojik yıpranma da sürecin görünmeyen yüzlerinden biri oldu. Şaban Çötür, maddi hakların alınmasıyla birlikte manevi olarak da rahatladıklarını dile getirerek şunları söyledi.

“Gurbet kolay değil. Aileden uzak kalmak insanı tüketiyor. Ama şimdi en azından içimiz rahat.”

YENİ BİR BAŞLANGIÇ

Zorlu çalışma koşullarına rağmen sağlığını korumaya yönelik çabalarıyla da tanınan Çötür, bundan sonrası için daha umutlu konuştu ve, “Artık önümüze bakıyoruz. Bu mücadele bize çok şey öğretti.” dedi.

Madenci İşçi