Medeniyetlerin buluşma noktası: Kızılcahamam'ın tarih yolculuğu

Ankara’nın kuzeyinde doğası ve şifalı sularıyla tanınan Kızılcahamam, sadece bir dinlenme merkezi değil, aynı zamanda binlerce yıllık bir tarih hazinesi. Hititlerden Osmanlı’ya, Oğuz boylarından Evliya Çelebi’nin notlarına uzanan bu kadim ilçe, Anadolu’nun yerleşim serüvenini sunuyor.

Medeniyetlerin buluşma noktası: Kızılcahamam'ın tarih yolculuğu

Kızılcahamam'da yerleşimin tam olarak ne zaman başladığı kesin verilerle bilinmese de bölgenin izleri İlk Çağ’ın derinliklerine kadar uzanıyor. Stratejik konumu ve doğal kaynakları nedeniyle tarih boyunca pek çok medeniyetin gözbebeği olan bölge; sırasıyla Hititler, Frigler, Lidyalılar, Persler, Galatlar ve Romalıların hakimiyetinde kaldı. Bizans döneminin ardından ise tarihin akışı 1071 Malazgirt Zaferi ile değişti. 1073 yılında Ankara ve çevresine ulaşan Türk akıncıları, bu toprakları ebedi yurt edinmek üzere ilk adımlarını attılar.

OĞUZ BOYLARININ ANADOLU’DAKİ İMZASI

Kızılcahamam ve çevresi, Oğuz Türklerinin Anadolu’daki en somut izlerini taşıyan bölgelerden biri olarak öne çıkıyor. Türk boylarının en soyluları olarak bilinen Oğuzların Boz-oklar ve Üç-oklar koluna mensup 24 boyun isimlerine, bugün bile Kızılcahamam’ın köylerinde ve mahallelerinde sıkça rastlanıyor. Kayı’dan Bayat’a, Çepni’den Kınık’a kadar uzanan bu köklü şecere, ilçenin demografik ve kültürel yapısının temel taşını oluşturuyor. Selçuklu Devleti’nin bölgedeki hakimiyeti, 1356 yılında Osmanlı Sultanı Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Paşa’nın Ankara’yı fethiyle yeni bir evreye taşındı.

YABANABAD’DAN KIZILCAHAMAM’A İSİM YOLCULUĞU

Osmanlı döneminde Ankara Sancağı’na bağlı bir kaza olan bölge, uzun yıllar "Yabanabad" ismiyle anıldı. İlk ilçe merkezi Demirciören Köyü olan Yabanabad, 1880 yılında bugünkü Pazar Beldesi’ne taşındı. Ancak bölgenin kaderini, içinden geçen yol güzergahları ve toprağın altından fışkıran şifalı sular belirledi. 1915 yılına gelindiğinde, termal kaynakların sağladığı avantajlar göz önünde bulundurularak ilçe merkezi Pazar’dan bugünkü Kızılcahamam konumuna nakledildi.

EVLİYA ÇELEBİ’NİN GÖZÜNDEN "MAMUR KÖYLER"

Kızılcahamam’ın tarihi zenginliği, ünlü gezgin Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde de kendine yer bulmuştur. Çelebi, bölgeyi "Yaban Ovası" olarak tanımlarken, Ankara Sancağı içerisinde yüz kadar mamur (bayındır) köyü bulunan, gelişmiş bir idari merkez ve hareketli bir hafta pazarına sahip bir ilçe olarak tarif eder. Geçmişin "Yabanabad"ı, bugün sahip olduğu tarihi miras ve şifalı sularıyla "Kızılcahamam" kimliği altında Anadolu’nun parlayan yıldızı olmaya devam ediyor.

Kızılcahamam