İmrahor Vadisi'nin sembol fabrikaları tarih oldu
Ankara’nın en önemli doğal alanlarından biri olan İmrahor Vadisi’nde bulunan eski kiremit ve tuğla fabrikaları, farklı zamanlarda yapılan yıkımlarla yok oldu.
Uzun yıllar atıl durumda bulunan sanayi yapıları, yürütülen çalışmalar kapsamında iş makineleriyle kaldırıldı. Vadi boyunca bulunan onlarca fabrikadan yalnızca bir tanesi ayakta kaldı. O da düzensiz bir yapı olarak paintball alanı şeklinde varlığını sürdürüyor.
Bir dönem, vadi içerisindeki bu yapılardan bazılarının otantik, sanatsal ve kültürel alanlara dönüştürülmesi gündeme gelse de bu planlar hayata geçirilemedi. Atıl durumdaki fabrikalar zamanla birer birer ortadan kaldırıldı.
Yetkililere göre, bölgede yer alan ve yıllar önce faaliyetini durduran fabrikalar hem güvenlik riski oluşturması hem de vadi ekosistemini olumsuz etkilemesi nedeniyle yıkım programına alındı. Çalışmalar kapsamında fabrikaların üretim binaları, bacaları ve depo alanları kontrollü şekilde yıkıldı.
Yıkımın ardından bölgede çevre düzenlemesi ve doğal alanın iyileştirilmesine yönelik çalışmalar yapılması planlanmış olsa da aradan uzun yıllar geçmesine rağmen herhangi bir çalışma gerçekleştirilmedi.
Dönemin yerel yönetim yetkilileri, yıkım sonrası alanda rekreasyon alanları, yürüyüş yolları ve doğal peyzaj düzenlemeleri gibi projelerin değerlendirildiğini ifade etmişti. Ancak bugün vadide çelişkili ve düzensiz yapıların sayısı giderek artıyor.
1923’te Ankara’nın başkent ilan edilmesinin ardından şehirde büyük bir imar faaliyeti başladı. Yeni kamu binaları, konutlar ve altyapı projeleri için yoğun miktarda tuğla ve kiremit ihtiyacı doğdu. Bu ihtiyacın önemli bir bölümü, kentin güneyinde kil bakımından zengin topraklara sahip İmrahor Vadisi’nden karşılandı.
Uzmanlara göre, vadide bulunan doğal kil yatakları geleneksel yöntemlerle tuğla üretimi için oldukça elverişliydi. Bu nedenle bölgede çok sayıda tuğla ocağı ve küçük üretim tesisi kurulmaya başlandı. Başkentin güneyinde yer alan İmrahor Vadisi, uzun yıllar boyunca kiremit ve tuğla üretiminde önemli merkezlerden biri olarak bilindi.
Özellikle 20. yüzyılın ilk yarısında vadide kurulan küçük ölçekli fabrikalar ve ocaklar, Ankara’nın büyüme döneminde önemli rol oynadı. 1930’lu ve 1950’li yıllar arasında faaliyet gösteren tuğla ve kiremit ocakları hem inşaat sektörüne malzeme sağladı hem de çevre köylerden gelen birçok kişiye istihdam oluşturdu.
O dönemde üretim çoğunlukla yarı el işçiliğine dayalı yöntemlerle yapılıyordu. Kil, kalıplara dökülüyor, güneşte kurutuluyor ve ardından büyük fırınlarda pişirilerek tuğla veya kiremit haline getiriliyordu.
1960’lı yıllardan sonra Ankara’nın hızla büyümesi ve modern sanayi tesislerinin kurulmasıyla birlikte vadideki küçük ölçekli tuğla ocakları giderek önemini kaybetti. Çevresel etkiler ve şehir planlaması nedeniyle birçok üretim alanı kapatıldı.
Bazı uzmanlar, vadideki eski üretim alanlarının Cumhuriyet döneminin inşaat ekonomisini anlamak açısından değerli bir sanayi mirası olduğunu belirterek bu alanların belgelenmesi ve korunması gerektiğini savunuyordu.