Gençlerbirliği'nin ikonik pankartının hikayesi! Hamdi Nerkiz'in mirası onlara emanet

Gençlerbirliği tarihini ve kültürünü özetleyen efsane pankart Bilkentli Gençlere emanet edildi. İşte o ikonik pankartın hikayesi, Hamdi Nerkiz detayı ve pankartın verdiği mesaj...

Gençlerbirliği taraftarının özünü ve tribün kültürünü en iyi yansıtan o ikonik pankart el değiştirdi. Yıllar önce tribünün lokomotif gruplarından Gençlerbirliği Taraftarlar Derneği (Ultras Kardeşler) tarafından hazırlanan ve nesillerdir dilden dile dolaşan o efsane pankart, artık Bilkentli Gençler topluluğuna emanet.

"NE KÜFÜRBAZ NE ARSIZIZ, BİZ CENTİLMEN GENÇLERLİYİZ!"

Kırmızı-karaların duruşunu özetleyen ve üzerinde "Ne küfürbaz ne arsızız, ne torpilli ne de yüzsüzüz. İşte bizim tek farkımız, biz centilmen Gençlerliyiz!" yazılı pankart, Gençlerbirliği tribünlerinin en önemli simgelerinden biri olarak kabul ediliyor. Bu değerli miras, tribün kültürünü üniversite kampüslerinde ve stadyumda yaşatmaya devam edecek olan genç taraftarlara devredildi.

MAZİSİ 90'LARA DAYANAN EFSANE PANKART

İlk olarak 1992'de hazırlanan ve aşağıdaki TRT Arşiv videosunda yer alan eski halinin ardından, Ultras Kardeşler tarafından yenilenen ve 15 Ağustos 1999 yılında (Büyük Marmara Depremi'nden iki gün önce) ise ilk kez güncel haliyle Denizli deplasmanında kullanılan pankartı, daha doğrusu bir mirası teslim alan Bilkentli Gençler topluluğu, bu anlamlı devir teslimin ardından bir açıklama yayımladı.

NOT: TRT arşivinde yer alan, 1993-94 sezonunda (19.12.1993) Ankara 19 Mayıs Stadyumu'nda oynanan ve Gençlerbirliği'nin Gaziantepspor'a karşı 3-1'lik üstünlüğü ile biten maçta, pankartın eski ve maraton tribününü uzunlamasına kaplayan hali aşağıdaki videoda açıkça görülüyor.

EMANETİ DEVRALAN BİLKENTLİ GENÇLER'DEN TEŞEKKÜR MESAJI

Manevi değeri yüksek bu hatırayı yaşatacaklarının sözünü veren gençler, açıklamalarında şu ifadelere yer verdi:

"ELDEN ELE, YÜREKTEN YÜREĞE GEÇECEK BU SEVDA"

Bilkentli Gençler'in bu mesajına, pankartı devreden Ultras Kardeşler'den de duygu dolu bir yanıt geldi. Ultras Kardeşler Tribün Lideri Nedim Celasun, emanetin doğru ellerde olduğunu vurgulayarak şu açıklamayı yaptı:

EFSANE PANKARTIN HİKAYESİ VE VERDİĞİ MESAJ

Tarihe damga vuran pankartın hikayesini ve verdiği mesajı Ultras Kardeşler tribün lideri Nedim Celasun ile konuştuk. O efsane pankartın macerasını Yeni Ankara'ya anlatan Celasun, aslında pankartta yazan vurucu sözlerin Ankaragücü'ne bir gönderme olduğunu dile getirdi.

80 darbesinden sonra başkentte üst ligde Ankara takımı olmaması öne sürülerek Kenan Evren'in Ankaragücü'nü 1. Lig'e çıkarmasına ithafen sarı-lacivertlilere bir gönderme olarak hazırlanan pankartın daha farklı bir arka planı olduğunu da anlatan Celasun, kırmızı-kara tribünlerin çok sevdiği ve saydığı Hamdi ağabeylerinin (Hamdi Nerkiz) sözünden uyarlama olarak ortaya çıktığını söyledi.

Hatta Celasun, bu pankartla birlikte o dönem gerilimler yaşandığını da sözlerine ekledi.

Fotoğraf: Gençlerbirliği taraftarının gönlünde önemli bir yer tutan Hamdi Nerkiz, 21 Mayıs 2016 tarihinde hayata gözlerini yummuştur.

Fotoğraf: Gençlerbirliği taraftarının gönlünde önemli bir yer tutan Hamdi Nerkiz, 21 Mayıs 2016 tarihinde hayata gözlerini yummuştur.

PANKARTIN GEÇMİŞİ BİR DOSTLUĞUN DA BAŞLADIĞI GÜNE DENK GELİYOR

Gençlerbirliği taraftarları için bir slogan haline gelen bu pankartı özel kılan bir neden daha var. O da bugün bile sıkı sıkıya devam eden Denizlispor ile kardeşliğin başladığı günde tribünde yer alması.

Takvim yaprakları 15 Ağustos 1999'u gösterdiğinde hiç kimse iki gün sonra bir şehrin yerle bir olacağını henüz kestiremezken, 30'lu derecelerde, oldukça sıcak ve bunaltıcı bir yaz havasında, sezonun ilk maçı için Ankara’dan iki otobüsle Denizli'ye vardı kırmızı-karalar.

İşte Nedim Celasun o kardeşliğin hikayesini ve maç anısını kaleme alırken Ankara Sanayi caddesinden esnafının da kendileriyle birlikte tribünlerde yer aldığını ve devasa bir bayrak açtığını söylüyor. O bayrakta ise şu yazıyor: “Sanayi caddesi Elektrikçileri GENÇLERBİRLİĞİ'ne başarılar diler"

Fotoğraf: 15 Ağustos 1999 Denizli deplasmanından...

Fotoğraf: 15 Ağustos 1999 Denizli deplasmanından...

Ve tabi ki o deplasmanda açılan ikinci pankart. "Centilmenlik" (fotoğrafta sol altta habere konu olan) ve "Spor, dostluk ve kardeşliktir" pankartı ile ilgili ise Nedim Celasun şu anısını paylaşıyor:

"Hiç beklemediğimiz bir şekilde Denizli taraftarı bize küfretmeye başlıyor. Her deplasmanda açılan bayrakların “girmesi için gönderilen adrese dair” yorumlarını belirtiyorlar… Bizim tribünden cevap olarak alkışla karşılık veriliyor. Sesler biraz daha yükseliyor, alkış da aynı minvalde şiddetini artırıyor. Açılan 2. Pankartımız meşhur Centilmenlik pankartımız. Bir diğeri de O SEZON İÇİN YAPTIRILAN VE YILLARCA KULANILAN “SPOR, DOSTLUK KARDEŞLİKTİR.“ Pankartı… Denizli taraftarından küfür gelmeye devam ediyor, ancak birisi tribüne çıkıyor ve ses bir anda kesiliyor. Denizlispor’un o zamanki tribün lideri Orhan müdahale edip, sesleri kesiyor ve alkış başlıyor. Peşinden de "hoş geldiniz" sesleri.. Bir tribün liderinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlıyoruz. Peşine de Orhan Başkan sahanın içinden yürüyerek bizim tribünün önüne geliyor. Kendisinin stada yeni girdiğini, dışarıda kalan gençleri stada sokmak için uğraştığını belirterek, kendi genç arkadaşlarının fevri davrandığını küfür için üzüldüğünü belirtiyor. Bizim dernek başkanı Doğan abimizle formalarını değiştiriyorlar ve bize bir öneri sunuyor, biz de hemen kabul ediyoruz. Kendi tribününden 5 arkadaşını çağırıyor. Biz de 5 kişi sahaya iniyoruz. Az önce tel örgülere astığımız “SPOR , DOSTLUK, KARDEŞLİKTİR“ pankartımızı alıp Denizlispor taraftarlarıyla beraber sahanın ortasında açıyoruz. Tüm tribünlerden alkış kıymet gibi yükseliyor."

HAMDİ NERKİZ'İN GENÇLERBİRLİĞİ TARİHİNDEKİ YERİ VE ÖNEMİ

Pankarta ilham veren, aslen Çankırılı olan ve Ankara’da Ticaret Bakanlığı’nda görev yapan, 2016 yılında ise hayata gözlerini yuman Hamdi Nerkiz, tribünlerde rakibe saygıyı öğreten; farklı renklere yönelik küfrün ve kavgaların önüne geçen tarihi bir figür. O, futbolun bir eğlence aracı olduğunu savunurken, günümüzde herkesin az çok tanıdığı "tribün liderlerinden" farklı olarak hiçbir maddi menfaat beklemeden taraftarlara önderlik yapan Gençlerbirliği’nin efsanevi bir taraftarı.

ADANALILARLA YAN YANA, İNGİLİZLERLE HALI SAHADA MAÇ

Atılım Mozaik Dergisi'nin 2021'deki ilk sayısında "Gençlerbirliği Tribünlerinin Beyefendisi Hamdi Nerkiz" başlığı altında Baha Başkal, tribünün efsane ismini şöyle aktarıyor:

"Hamdi Reis sadece kendi taraftarlarının değil diğer rakip taraftarların da saygı duydukları bir kişilikti. Öyle ki, Adanaspor’la oynanan bir maçta birkaç Gençlerbirliği taraftarını yanına alarak, rakip tribüne gitmiş, maçı onlarla birlikte izlemiştir. 2003 yılında Avrupa kupasında Gençlerbirliği ve Blackburn Rovers arasında oynanan maç için Türkiye’ye gelen İngiliz taraftarlarla halı saha maçı yapılmış, aynı maçın rövanşı da İngiltere’de düzenlenmiştir. Bu centilmen davranışından dolayı İngiltere Futbol Federasyonu Hamdi Nerkiz önderliğindeki Gençlerbirliği taraftarına plaket vermiştir. 2006 yılında Gençlerbirliği Genel Kurulunda Atilla Aytek’in yönetim kurulunda yer alarak seçimlere giren Hamdi Nerkiz, seçimi İlhan Cavcav’ın kazanmasıyla ait olduğu tribünlere geri dönmüştür. Yaşının ilerlemesi ve sağlık problemleri yüzünden, tribünlerden yavaş yavaş uzaklaşan Hamdi Nerkiz, 19 Mayıs Stadı C bloktaki koltuğunu, oluşturduğu centilmen tribün kültürünü devam ettirecek gençlere emanet eder.
Sonrasında ise "Hamdi Abi" tamamen Ankara ve Gençlerbirliğini geride bırakarak Urla’ya yerleşir ve 20 Mayıs 2016 tarihinde geçirdiği kalp krizi nedeniyle hayatına ve hayatını adadığı Gençlerbirliği tribünlerine veda eder."

"LÜTFEN AYAĞA KALKAR MISINIZ?"IN VÜCUT BULMUŞ HALİ

Bugün belki birçoğumuz gibi İstanbul'un kudretli takımlarından birini tutan ancak zamanla kanı Gençlerbirliği'ne kaynayan, bir yerden sonra da tamamen kendini ona ait hisseden, kırmızı-kara mirasa dair önemli araştırmalar ve çalışmalar yapan Tanıl Bora, ölümünden kısa bir süre sonra 26 Mayıs 2016 tarihinde Hamdi Nerkiz için şu sözleri sarf ediyor:

“Lütfen-ayağa-kalkar-mısınız” diye bir slogan var ya, tezahürat korosunu idare edenlerce, “çekirdekçi” taraftarları bari bir defalığına üçlü çekmeleri için harekete geçirmekte kullanılıyor. Bu sloganda, dostça da olsa alaycı bir yan vardır; hatta bazen hafif tehdide de çalar: “ulan ‘lütfen’ diyoruz” gibi bir edayla…

İşte Hamdi abi, bu slogan icat edilmeden çok önce, “Lütfen ayağa kalkar mısınız”ın bedene bürünmüş haliydi. Tribünde kendi halinde oturmakta olanları, çekingen misafirleri sofrasına buyur eden bir davet sahibinin mükrim edasıyla tezahürata davet edişini hatırlıyorum. Asla rahatsızlık hissettirmeyen sahici bir “lütfen”le, gözündeki ışığın yaydığı “gazsız” heyecanla harekete getirirdi insanları. Onun davet ettiği üçlüye iştirak edenler, kendilerini güzel, zevkli bir şeye dahil edilmiş hissederek memnun olurlardı. Hamdi abi, “ağzınıza sağlık” diyerek, canı gönülden teşekkür ederdi zaten onlara.

*

Karıncaezmez Şevki’nin zamanlarında centilmen, “efendi”, zarif olmak daha kolaymış. Hamdi abi, bunun hiç kolay olmadığı çok berbat, çok hoyrat zamanlarda öyleydi. Hem “delikanlı” hem hep zarifti.

*

Benim gibi 90’ların başında Gençlerbirliği’ni takibe başlayanların taraftara dönüşmesinde, kaleci Okan, Kemal Yıldırım, Metin Diyadin, Kemalettin, Kona Moşe Kuşe veya şu bu parlak oyuncu kadar, Hamdi abiye duyduğumuz hayranlığın payı vardır. Başka yerlerde de, bir tribüncü “reis”in sunduğu “imkânlara” veya onun “karizmasına” kapılarak taraftar olan veya taraftarlığı sıkılaşanlar vardır elbette. Hamdi abinin kimseye tebessümünden başka bir imkân sağladığı yoktu ama kıymetini bilen için en güzel “imkân” da oydu işte. Onun da bir çeşit karizması vardı: babalanarak değil yumuşatarak, diklenerek değil dostça yaklaşarak güven veren, insana kendini bir cemaatin parçası hissettirmeye yarayan bir karizma. Hamdi abi, Abreg’in işaret ettiği gibi, reisliği ilga eden bir reisti.

*
Ankara dışında bulunduğumdan cenazesine katılamamış olmanın eksikliğiyle, önce kendime söylüyorum bunu: Onun hatırası önünde, “lütfen ayağa kalkar mısınız!”

PANKARTIN ANLATTIKLARI VE BIRAKTIĞI MİRAS

Gençlerbirliği'nin ikonik pankartındaki yazım hatasını fark etmişsinizdir. Bu küçük yazım hatalı ancak dillere destan pankart, aslında kulüpte zaman zaman cereyan eden yanlışları, aksaklıkları, hüzünleri barındırıyor. Fakat geniş çerçeveden bakıldığında neyi anlattığı çok açık.

İşte o pankartın ne anlama geldiğini, tribünün eski yüzlerinden Necdet Özkazancı, 2018 yılında forum.alkaralar.com'da pankarttan bağımsız bir şekilde şöyle anlatıyor:

"Kısacası her zaman her yerde söylediğimiz, yazıp çizdiğimiz gibi Gençlerbirliği’nin tribündeki taraftar sayısı az ama özdür. Ama ülkenin her yerinde binlerce seveni vardır. Neden? Çünkü Gençlerbirliği taraftarı her şeyden önce futbolseverdir, hiçbir takımın taraftarıyla bir kavgası, düşmanlığı yoktur. Rakip olduğumuz bütün takımların taraftarları bizim dostumuzdur, arkadaşımızdır, kardeşimizdir, Maç sahada başlar ve sahada biter. Ama dostluklar her zaman sürer ve sürmelidir.

Arkadaşlar, kardeşler, ne olursunuz uzun yıllar boyunca biriktirdiğimiz bu güzelliklerimizi bozuk para gibi harcamayalım. Kavga, şiddet, küfür, düşmanlık gibi çirkinliklerden uzak duralım. Tribünde küfürlü, çirkin ve rahatsız edici tezahürat yapmayalım; yapanları engelleyelim. Sosyal medyada küfürlü, çirkin ve rahatsız edici mesajlardan, tehditlerden kaçınalım. Gençlerbirliği taraftarlığının centilmenliğini her yerde en güzel bir şekilde gösterelim."

Futbolda ve tabii Gençlerbirliği camiasında da zaman zaman pankarttaki o küçük yazım hatası gibi pürüzler olabiliyor. Bu aksaklıklar insanın olduğu her yerde baş gösterebiliyor. Fakat resmin tamamına baktığımızda o tarihi miras bugün hala en yüce şekliyle kendini yaşatmaya, Gençlerbirliği taraftarı da Hamdi Nerkiz'in izinde, o pankartın hakkını vermeye devam ediyor.


ANKARAGÜCÜ'NÜN KENAN EVREN'İN TALİMATIYLA 1. LİG'E YÜKSELTİLMESİ SÜRECİ

1980 askeri darbesinin ardından Milli Güvenlik Konseyi Başkanı Kenan Evren'in talimatıyla Ankaragücü'nün 1981 yılında 1. Lig'e (Süper Lig) yükseltilmesi, Türk futbol tarihinin en tartışmalı siyasi müdahalelerinden biridir. O sezon 2. Lig'de mücadele eden ve üst lige çıkma hakkını lig sıralamasıyla kaybeden Ankaragücü, Türkiye Kupası'nda tarihi bir başarı göstererek şampiyon olmuştur. Kenan Evren, devletin en büyük kupasını kazanan bir takımın alt ligde kalmasını kupanın değerine aykırı bulmuş ve başkent Ankara'nın en üst ligde prestijli bir şekilde temsil edilmesi gerektiği gerekçesiyle bu duruma doğrudan müdahale etmiştir.

Bu siyasi kararın resmiyet kazanması için dönemin futbol mevzuatında hızlıca kulübe özel bir değişiklik yapılarak, "Türkiye Kupası'nı kazanan 2. Lig takımları doğrudan 1. Lig'e çıkarılır" kuralı getirilmiş ve Ankaragücü geriye dönük bir uygulamayla üst lige terfi ettirilmiştir. Kamuoyunda "Ankaragücü Kanunu" olarak bilinen ve başka karmaşalara yol açmaması için ilerleyen yıllarda kaldırılan bu düzenleme, kulübün uzun yıllar "Kupa Beyi" unvanıyla Süper Lig'de kalmasını sağlamıştır. Ancak bu olay, sportif liyakate ve futbolun özerkliğine yapılmış bir askeri müdahale olarak yıllarca eleştirilerin odağında kalmıştır.

Futbol Gençlerbirliği Ankara Spor Tarih Ankaragücü