Fatih Ceylan'dan NATO analizi: "Türkiye AB savunma projelerinden dışlandı"

Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi'ni değerlendiren Emekli Büyükelçi Fatih Ceylan, “AB’nin, Avrupa savunma mimarîsini kuvvetlendirmeye dönük girişim ve projelerinden Türkiye’nin kurumsal anlamda dışlandığını gözlemliyoruz” dedi.

Fatih Ceylan'dan NATO analizi: "Türkiye AB savunma projelerinden dışlandı"

Neredeyse üç gün boyunca süren ciddi kısıtlamaların ardından Ankaralıların nihayet rahat bir nefes alabildiği NATO Liderler Zirvesi, ittifak tarihinin en kritik ve dönüştürücü virajlarından biri olarak geride kaldı. Ukrayna'daki savaştan Orta Doğu'daki tırmanışa, ABD'nin müttefiklerine karşı sergilediği revizyonist tutumdan Asya-Pasifik'teki Çin rekabetine kadar 4 büyük sınamayla karşı karşıya kalan zirve, "NATO 3.0" kavramının ve ittifakın modernizasyonunun tescillendiği bir dönüm noktası oldu. İttifakın geleceğini şekillendiren bu tarihi zirvenin satır başlarını ve Türkiye'ye yansımalarını 2013-2018 yılları arasında NATO’nun daimi temsilciliğini yapmış Emekli Büyükelçi Fatih Ceylan, Yeni Ankara’ya değerlendirdi.

ANKARA ZİRVESİ 4 ANA SINAMADAN GEÇTİ

Ankara Zirvesi’nin hiç kuşkusuz itifak tarihinin en kritk toplantılarından olduğunu belirten Emekli Büyükelçi Fatih Ceylan, dört ana sınamadan söz etmenin mümkün olduğunu söyledi:

“Birincisi, Ukrayna’da halen devam eden savaşın Avrupa-Atlantik güvenliği, özellikle de Avrupa güvenliği bakımından ortaya çıkardığı sonuçlar. İkincisi, Ortadoğu’daki gerilim ve çatışmaların İttifak’ın güvenliği için arz ettiği tehlikeler. Üçüncüsü ve belki de en başta geleni, geçen yıldan bu yana ABD’nin başta Danimarka ve Kanada olmak üzere diğer müttefik ülkelere karşı sergilemekte bulunduğu revizyonist çizgi.”

"ABD İLE ÇİN ARASINDAKİ REKABETİN İTTİFAKA YANSIMALARI..."

Fatih Ceylan Trumpın zirve sırasında İtalya ve İspanya Hükûmet Başkanlarını hedef alan nezaket dışı ifadelerine dikkat çekti. 2014’ten bugüne, ABD ile Çin arasında dozu artan jeopolitik rekabetin Asya-Pasifik bölgesinde neden olduğu gerilimlerin ittifaka yansıdığını da belirterek şöyle devam etti:

“15-17 Haziran tarihlerinde Evian/Fransa’da yapılan G7 toplantısı, Trump’ın Ukrayna’ya yaklaşımında geçmişe kıyasla daha nüanslı ve olumlu bir tutum sergilemesine vesile oldu. G7 Bildirisi’nin Ukrayna’ya ilişkin kısmında, bu ülkeye daha geniş çaplı destek verilmesi hususundaki mutabakat güçlü ifadelerle metne yansıdı. Trump’ın hem Evian’da hem NATO Zirvesi vesilesiyle Ankara’da Zelenskiy’le görüşmesi, müttefik ülkelerin Ukrayna’ya sağlayacakları desteğin kuvvetli ifadelerle Ankara Zirve Bildirisi’nde de yer alması dikkat çekti. Bu yılın aksine geçen yıl Lahey’de düzenlenen zirve sonunda yayımlanan bildiride Ukrayna’ya hiçbir atıf yapılmamıştı. Ankara Zirvesi sırasında Zelenskiy’le görüşen Trump’ın, Patriot füze savunma sistemlerinin Ukrayna’da üretilmeleri için ABD’nin lisans vereceğini açıklaması, ABD’nin Ukrayna dosyasına ilişkin yaklaşımındaki farklılığı göz önüne serdi.

“SURİYE DEVLET BAŞKANININ KATILMASI DİKKAT ÇEKİCİ”

Ortadoğu meseleleri ve özellikle İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapalı tutmaya dönük tutumuna ilişkin konuşan Emekli Büyükelçi Fatih Ceylan, “Körfez ülkeleri dışişleri bakanlarıyla yapılan toplantı ve Zirve Bildirisi’nde Hürmüz Boğazı’nın seyrüsefere açılması için İran’a yapılan çağrı önemliydi. Suriye Devlet Başkanı Şara’nın da zirveye katılması dikkat çekti” dedi.

“SADECE DOĞU’DAN DEĞİL GÜNEY’DEN GELEN RİSKLER DE DİKKATE ALINDI”

Ceylan, Ankara Zirvesi’nde ittifakın sadece Doğu’dan (Rusya) değil, Güney’den (Ortadoğu-Afrika) kaynaklı güvenlik risklerine karşı da duyarsız kalmadığını ortaya koyduğunu belirtti. Bu sonucun alınmasında Ankara’nın rol oynadığına dikkat çeken Fatih Ceylan açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Trump’ın 2025’te ABD’de iktidara yeniden gelmesiyle ABD-Avrupa arasındaki ayrışmanın derinlik kazanmaya ve NATO’nun yön ve amaç birliğine sekte vurmaya başladığı gözleniyordu. Bu çerçevede, Trump’ın Grönland’ı Danimarka’dan talep etmesi, Kanada’nın ABD’nin eyaleti olması gerektiğini dile getirmesi, Atlantik’in iki yakası arasında patlak veren gümrük-tarifeler savaşının yanı sıra toplu savunma ilişkilerinin de yara almasına neden oldu. Ankara Zirvesi’nde söz konusu ayrışmanın olabildiğince giderilmesini sağlamak üzere geçen yıl Avrupalı müttefik ülkelerin GSYİH’lerinin yüzde 5’ini savunma harcamalarına ayırma taahhütünü üstlenmeleriyle başlayan süreç, Ankara Zirvesi’nin savunmaya tahsis edilen parasal kaynakların hızla ve geniş ölçekte savunma yeteneklerine tahvil edilmesi yükümlülüğüyle yeni bir aşamaya geçti. Bu yeni aşama, Zirve öncesinde ve sırasında NATO 3.0 kavramının yaygın şekilde dolaşıma girmesine neden oldu.”

“ANKARA ZİRVESİ, NATO’NUN MODERNİZE EDİLDİĞİNİ TESCİLLEDİ”

Emekli Büyükelçi Fatih Ceylan, Rusya’nın 2022 yılı Şubat ayında Ukrayna’ya karşı başlattığı geniş çaplı saldırı ve Trump yönetiminin Avrupalı müttefik ülkelere bakışındaki köklü farklılık nihayetinde, ittifakın Avrupa sütununun kış uykusundan uyandığını dile getirdi. “NATO bünyesindeki güç dağılımını dengelemek, bu çerçevede ABD-Avrupa dengesini daha adil bir zemine oturtmak, dolayısıyla NATO’yu daha 'Avrupalı' yapmak NATO 3.0’ı tanımlayan bir çerçeveyi ortaya çıkardı” diyen Fatih Ceylan, Ankara Zirvesi’nin, NATO’nun modernize edildiğini tescillediğini söyledi.

“S400 MESELESİ ÇÖZÜLMEDEN ‘F35 AİLESİNE’ NASIL VE HANGİ ŞARTLARDA DÖNÜLECEĞİ BİR MUAMMA”

Emekli Büyükelçi Fatih ceylan, Çin’i kendine rakip olarak belirleyen ABD Başkanı Trump’ın, geçen yılki zirvenin aksine, NATO’nun Asya-Pasifik ortaklarının Ankara Zirvesi’ne katılmasına ititraz etmediğine dikkat çekti. Zirvenin Türkiye açısından sonuçlarını değerlendiren Fatih Ceylan şöyle devam etti:

“Zirve en başta yakın geçmişte çeşitli argümanlar altında başka ittifakların peşinde koştuğu izlenimini veren Ankara’nın batılı müttefikleriyle güven tazelemesine vesile oldu. Zirve, Trump’ın birinci döneminde Rusya’dan hazır satın alınan S400 füze savunma bataryaları nedeniyle ABD yaptırımlarına maruz kalan ve 5'inci nesil F35 uçaklarını üreten konsorsiyumdan çıkarılan Türkiye’nin, bir yandan gelecekte 5'inci nesil özelliği kazanması beklenen milli muharip uçağımız KAAN için ABD’den F110 uçak motorları alımının önünü açtı, ilk planda Türkiye için üretilen F35 uçaklarının Türkiye’ye verilmesi ve bu uçakların üretim zincirine tekrar dahil olması yönündeki umutların yükselmesine sahne oldu. S400 meselesi çözülmeden ‘F 35 ailesine’ nasıl ve hangi şartlarda dönülebileceği ise şimdilik muamma olarak önümüzde duruyor. Çünkü, bu konuda ABD tarafıyla yapılmış olması muhtemel pazarlıkların içeriği henüz kamuoyuna yansımış değil. Diğer yandan, herhalde belli koşullar altında S400’lerden kurtulmanın yollarının arandığını çağrıştıran bir görüntüyle karşı karşıyayız.”

“MEVCUT TABLO SOMUT BİR İLERLEME OLMAYACAĞINI GÖSTERİYOR"

Fatih Ceylan, Ankara’nın zirveden temel beklentilerinden birinin NATO’nun Avrupa sütununun güçlendirilerek Türkiye’nin AB bünyesindeki savunma yeteneklerini geliştirme sürecinde yer alması olduğunu söyledi. AB’nin, Avrupa savunma mimarîsini kuvvetlendirmeye dönük girişim ve projelerinden Türkiye’nin kurumsal anlamda dışlandığını kaydeden Fatih Ceylan şu ifadelere yer verdi:

“Buna karşılık Ankara’nın, Almanya, Fransa, İspanya, İtalya, Polonya ve Romanya gibi aynı zamanda AB üyesi olan Avrupalı müttefikleriyle birlikte savunma yetenekleri üretme alanında işbirliklerine gidip, AB’nin kurumsal kısıtlamalarını olabildiğince aşmaya yöneldiğini görüyoruz. Ankara’nın savunma sanayi alanında AB’den çıkan Birleşik Krallık’la da işbirliğini önemli ölçüde arttırdığını izliyoruz. Mevcut tablo, Türkiye’deki iç politik gelişmeler nedeniyle Türkiye-AB ilişkilerinde kurumsal düzlemde gelecekte somut bir ilerleme olmayacağına işaret ediyor. Bu durumda, AB’yle kurumsal anlamda işlemsel, AB üyesi kimi ülkelerle savunma sanayinde ise pratikte iş birliklerinin sayısını ve kapsamını arttırmak an itibarıyla en gerçekçi yol olarak gözüküyor. Ankara Zirvesi, Türkiye’nin bu konudaki tutumunun sergilenmesi açısından da önemli bir fırsat oldu.”

“TÜRKİYE, AB’NİN SAVUNMA PROJELERİNDE YER ALMAYA YÖNELİK ADIMLAR ATMALI”

Emekli Büyükelçi Fatih Ceylan, Türkiye’nin NATO’nun Avrupa sütununun güçlenmesinde aktif rol oynarken, NATO-AB işbirliğinin ilerletilmesi yoluyla AB’nin savunma projelerinde kurumsal temelde de yer almaya yönelik yaratıcı ve pragmatik adımları atmaktan imtina etmemesi gerektiğinin altını çizdi. Ceylan, AB’nin kurumsal tabanlı projelerinde de azamî ölçüde yer almaya dayandırılmasının Türkiye’nin uzun vadeli çıkarlarıyla uyumlu olacağını aktardı.

Sonuç olarak Ankara Zirvesi’nde NATO bünyesindeki güven kaybının mütevazı ölçüde de olsa telafi edildiğinin altını çizen Fatih Ceylan açıklamasını şöyle tamamladı:

Türkiye-ABD savunma ilişkilerindeki sınamaların aşılmasına dair beklentilerin yükseldiği, Türkiye’nin AB’nin savunma mimarîsinde daha aktif olarak rol üstlenme isteğinin müttefikler nezdinde bir kez daha vurgulandığı ve İttifak’ın Avrupa sütununun güçlendirilmesine Türkiye’nin verdiği önem ve sunmayı üstlendiği katkıların sergilendiği kritik bir dönüm noktası olmuştur. Bundan sonraki sürecin, NATO 3.0’a kapsam ve içerik kazandıracak bir çerçevede evrileceğini öngörmek yanıltıcı olmayacaktır.”
Ankara Siyaset NATO ABD Rusya Ukrayna Trump Suriye Türkiye Çin İran Savunma Sanayi