Epstein için bebekler mi kaçırıldı? Ankara Zekai Tahir Burak Hastanesi hakkında kan donduran itiraf!
Türkiye’nin en köklü doğum hastanelerinden biri olan Ankara Zekai Tahir Burak Doğumevi hakkında ortaya atılan bebek ticareti iddiaları kan donduruyor. Onlarca ailenin feryadı, dünyayı sarsan "Epstein dosyası ile bağlantısı olabilir mi?" sorusunu akıllara getirdi.
Dünyayı sarsan Epstein belgelerinin ardından, benzer bir sistematik çocuk kaçakçılığı ağının Türkiye’de, özellikle 1980’li ve 90’lı yıllarda Ankara’daki doğum hastanelerinde kurulduğu iddiası gündeme bomba gibi düştü. Sosyal medyada yeniden dolaşıma giren ve avukat Cemil Çiçek tarafından gündeme taşınan eski bir televizyon programındaki itiraflar, yüzlerce acılı ailenin sessiz çığlığını yeniden duyurdu.
ÖLDÜ DENİLEN BEBEKLER KUTULARDA MI SAKLANDI?
Skandalın merkezindeki iddialara göre, özellikle Zekai Tahir Burak Doğumevinde öldü denilerek ailelerine gösterilmeyen bebekler, aslında sistematik bir ticaretin kurbanı oldu. Bir hastane çalışanının geçmişte yaptığı ve bugün yeniden tartışılan itirafları dehşet verici:
- “Öldü dedikleri bebekleri alt katta bir odada pis kutularda saklıyorlardı.”
- “Hastane karşısında bu iş için özel daireler kiralanmıştı.”
- “Doktorlar, ebeler ve eczacılardan oluşan bir aracı şebekesi vardı.”
EPSTEİN DOSYALARI VE KÜRESEL BAĞLANTI ŞÜPHESİ
Bu yerel facianın, küresel ölçekteki Epstein istismar ve çocuk kaçakçılığı ağıyla olan benzerliği ise en çok merak edilen konu. Epstein’in "Bal Tuzağı" sisteminde olduğu gibi, Türkiye’de de çocukların sistemden ölü gösterilerek çıkarılması ve nüfuzlu çevrelere ulaştırılması iddiası, meselenin sadece bir hastane suçu değil, uluslararası bir ağın parçası olabileceği şüphesini doğuruyor.
ANNELERİN DİNMEYEN FERYADI
Haberin sosyal medyada ve kamuoyunda yankı bulmasıyla birlikte, Türkiye'nin dört bir yanından "Benim de çocuğum orada kayboldu" diyen ailelerin çığlıkları yükselmeye başladı. Özellikle 1970’lerden 90’lara kadar uzanan süreçte, Ankara Zekai Tahir Burak ve Ankara Tıp Fakültesi gibi kurumlarda doğum yapan anneler, yaşadıkları karanlık anları en ince ayrıntısına kadar paylaşıyor. Ailelerin anlattığı ortak senaryo, akıllara dünyayı sarsan Epstein tipi sistematik bir çocuk ağını getiriyor.
"Bebeği temizleyeceğiz deyip götürdüler, bir daha gelmedi"
Mağdur yakınlarından gelen kan dondurucu tanıklıklar, hastanelerde işleyen yapının dehşetini gözler önüne seriyor.
Bir vatandaş, annesinin yaşadığı travmayı şu sözlerle anlatıyor:
"Annem doğum yapıyor, bebeği temizleyip kıyafetlerini giydireceğiz bahanesiyle götürüyorlar. Hemen ardından 'öldü' haberi geliyor. Yanındaki kadına da aynı şeyi yapmışlar; bir kızı bir oğlu olmuş, öldü demişler."

Bir başka mağdur, kardeşinin başına gelenleri paylaşıyor:
"Erkek bebek öldü dediler, 'cenazeyi biz gömüyoruz' diyerek annemi apar topar gönderdiler. Annem o an kendinde değildi, babam ise genç ve cahildi. Biz o bebeğin öldüğüne hiçbir zaman inanmadık."

"Görmek istedi, hemşire yüzünü kapatıp göstermedi"
Tanıklıklar sadece Ankara ile sınırlı kalmıyor; Avrupa bağlantılı şüpheler de Epstein dosyalarındaki küresel ağ iddialarını güçlendiriyor. 1969 yılında Almanya'da doğan bir gurbetçi vatandaş, ikizi hakkında şunları söylüyor:
"Annem ikizimin öldüğüne inanmadı, görmek istedi ama hemşire yüzünü kapatıp göstermedi. 'Biz gömeceğiz' diyerek bebeği vermemişler. Annemle babam ikizimi hiç görmedi, bu tam bir korkunç tablo."

ARŞİVLERİN AÇILMASI TALEP EDİLİYOR
Vatandaşlar, sadece Zekai Tahir Burak değil, o dönemdeki tüm büyük hastanelerin ve özellikle Ankara Tıp Fakültesinin 1970-1980 arası kayıtlarının incelenmesini istiyor. Bir başka dramatik hikayede ise, 2.5 yaşındaki çocuğunun hasta diye yatırıldığını söyleyen bir annenin, 10 dakika yanından ayrıldıktan sonra boş bir yatakla karşılaştığı ve "çocuğunuz öldü" cevabını aldığı belirtiliyor. Annenin hala çocuğunun ölmediğine inanarak beklediği ifade ediliyor.

EPSTEİN BAĞLANTISI NEDEN SORGULANIYOR?
Tüm bu anlatımlar, ABD'deki Epstein skandalında ortaya çıkan çocukların kimliksizleştirilerek sistem dışına çıkarılması yöntemiyle büyük benzerlik taşıyor. Aileler, "Biz gömdük" denilerek verilmeyen cenazelerin ve gösterilmeyen bebeklerin, aslında Epstein listelerindeki gibi güçlü isimlere veya küresel ağlara servis edilen bir "bebek ticareti" organizasyonunun parçası olup olmadığının adli tıp ve DNA testleriyle araştırılmasını talep ediyor.