Cumhuriyet tarihinin tanığı: İsmetpaşa Mahallesi
Bir zamanlar Ankara’nın köklü yerleşim dokusunu yansıtan mahallelerinden biri olan İsmetpaşa Mahallesi, geçmişten günümüze uzanan dönüşümüyle dikkat çekiyor.
Bentderesi Caddesi, Çankırı Caddesi ve Hacı Bayram Camii arasında kalan İsmetpaşa Mahallesi, dönüşüm adı altında boşaltılarak yıkıldı. Tarihi niteliği taşıyan birkaç bina dışında neredeyse hiçbir yapı kalmadı. Yıkımın üzerinden yıllar geçmesine rağmen söz konusu mahallede hiçbir çalışma yapılmadı.
Yıkım başlamadan önce Suriyelilerin yerleştiği mahalle, Hıdırlıktepe Projesi kapsamında Atıfbey Mahallesi ile birlikte sözde başkentin cazibe merkezi olacaktı. Adını Türkiye Cumhuriyeti’nin önemli devlet adamlarından İsmet İnönü’den alan mahalle, hem tarihsel kimliği hem de sosyal yapısıyla başkentin gelişim sürecine tanıklık etti.
Mahallenin temelleri, Cumhuriyet’in ilk yıllarında Ankara’nın hızla büyüyen bir başkent haline gelmesiyle atıldı. O dönemde kırsal alanların yerleşime açılmasıyla birlikte oluşan mahalle, özellikle 1950’li ve 1970’li yıllar arasında yoğun göç aldı. Anadolu’nun farklı bölgelerinden gelen aileler, İsmetpaşa Mahallesi’nde yeni bir hayat kurarak bölgenin kültürel çeşitliliğini artırdı.
İlk yıllarda daha çok müstakil evlerin ve gecekondu yapılaşmasının hâkim olduğu mahalle, zamanla kentsel dönüşüm sürecine girdi.
2000’li yıllardan itibaren apartmanlaşmanın artmasıyla birlikte mahallenin fiziki yapısı önemli ölçüde değişti. Bu dönüşüm, altyapı ve ulaşım hizmetlerinin de gelişmesini beraberinde getirdi.
Mahalle, eğreti gecekondular, terk edilmiş yapılar ve sosyal sorunlarıyla başkentin tam göbeğinde çağ dışı bir görüntü oluşturdu. Ancak Melih Gökçek’in Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde başlayan yıkım çalışmaları, günümüz belediye yönetiminde de devam etti.
Dönüşüm adı altında yapılan yıkımlar sonrasında İsmetpaşa Mahallesi, Ankara’nın ortasında, Hacı Bayram Camii’nin yanı başında atıl ve bakımsız bir görüntüye büründü.
İsmetpaşa Mahallesi, yıkım gerçekleşmeden önce Ankara’da en fazla asayiş olaylarının yaşandığı yerlerden biriydi. Yetkililer, İsmetpaşa dönüşüm projesinin Ulus Tarihi Kent Merkezi Projesi kapsamında yapıldığını belirtmiş olsa da gecekondulardan temizlenen alanlar yıllardır boş durmakta; kimi yerler mezbele hâline gelmiş durumda. Bu durum, başkentin tam ortasında yer alan ve Cumhuriyet’in temelinin atıldığı Ulus bölgesinin tarihi dokusuna da zarar veriyor.
İSMETPAŞA MAHALLESİ, HACI BAYRAM CAMİİ’NİN BİTİŞİK KOMŞUSU
Ankara’nın en eski semtlerinden biri olan İsmetpaşa Mahallesi, Hacı Bayram Camii ile iç içe konumda bulunuyor. Bir tarafında eski Ankara Valiliği binası (Sıhhiye’ye taşındı), diğer taraflarında ise Çankırı Caddesi, Roma Hamamı ve kendisi gibi atıl bırakılmış Atıfbey Mahallesi yer alıyor.
Burası dönüşüm adı altında yıkılmadan önce güvenli olmayan bir mahalleydi. Yıkık ve atıl yapılar, ucuz oteller ve dar sokaklarıyla eski Ankara’nın izlerini taşıyordu.
Mahallede, özellikle valilik binasının arkasında çok sayıda birahane ve kahvehane bulunuyordu. İsmetpaşa Mahallesi kahvehanelerinde başkente çalışmak için gelen işçiler bekler, akşamları ise ucuz otellerde konaklardı.
Buradaki izbe oteller; kimsesizlere, yalnız kalmışlara, evden kovulanlara ve nüfus cüzdanı bile olmayan kişilere barınma imkânı sağlardı.
Mahallenin çevresinde birçok kamu kuruluşu bulunmasına rağmen, burası tarih boyunca hep alt gelir grubu ya da neredeyse hiç geliri olmayan insanların yaşam mücadelesi verdiği bir yer olarak hafızalara kazındı.
Gecekonduların çoğunun atıl olmasıyla birlikte asayiş olayları sürekli gündeme geldi. Yaklaşık 10 yıl önce Ankara Valiliği, bölgede bulunan metruk binalarda uyuşturucu ve kaçak sigara saklanması, fuhuş ve kumar olaylarının sık yaşanması nedeniyle insanların sağlığını ve güvenliğini tehlikeye sokan 11 gecekondunun yıkılması kararını aldı. Kültür ve Tabiat Varlıkları Dairesi Başkanlığı yıkım ekipleri de valiliğin kararı doğrultusunda İsmetpaşa Mahallesi’nde yıkımları gerçekleştirdi.
Ne var ki Hıdırlıktepe, İsmetpaşa ve Atıfbey mahalleleri aradan uzun yıllar geçmesine rağmen kaderine terk edilmiş durumda. Ankara’nın orta yerinde adeta bir hançer gibi saplanmış bu görüntü, tüm çirkinliğiyle gözler önünde duruyor. Bu durum, başkentin tarihi dokusunu da zedeliyor.