Batıkent'in kayıp hafızası: "Dayanışma Anıtı"nın sessiz vedası

Batıkent'in kuruluş yıllarına tanıklık eden Dayanışma Anıtı, bugün yerinde yok. Yalnızca boş bir kaidenin kaldığı bu alan, kentin hafızasından haksızca silinen çok önemli bir sanat eserinin hikâyesini taşıyor.

Batıkent'in kayıp hafızası: "Dayanışma Anıtı"nın sessiz vedası

Batıkent'in kuruluş yıllarına tanıklık eden, semtin birlik ruhunu metalin soğuk ama güçlü dokusunda cisimleştiren o meşhur Dayanışma Anıtı, ne yazık ki bugün yerinde yok.

BATIKENT'İN İLK HEYKELİ VE 600 KİLOLUK BİR EMEK

Batıkent Dayanışma Anıtı, Türkiye'nin önemli Devlet Sanatçılarından heykeltıraş Metin Yurdanur tarafından 1979-1980 yıllarında tasarlandı ve hayata geçirildi. Bu eser, sadece bir sanat objesi değil, aynı zamanda o dönem yeni yeni filizlenen Batıkent yerleşiminin ilk heykeli olma özelliğini taşıyordu.

  • Sanatçı: Metin Yurdanur

  • Yapım Yılı: 1979 - 1980

  • Malzeme ve Ağırlık: Tamamı bronz döküm, yaklaşık 600 kilogram

  • Tema: Semt halkının bir araya gelişini, yardımlaşmasını ve gücünü temsil eden soyut bir form.

Yaklaşık 30 yılı aşkın bir süre boyunca Batıkent'in simgelerinden biri olarak kaidesinde yükselen bu bronz heykel, zamanla semt sakinleri için önemli bir buluşma noktası ve aidiyet sembolü haline gelmişti.

SESSİZ SEDASIZ GELEN HIRSIZLIK VE GİZLENEN GERÇEK

Anıtın ortadan kaybolması filmleri aratmayacak cinsten bir hırsızlık vakasıyla gerçekleşti. Ancak olayın en dramatik yanı, bu kaybın uzun bir süre kamuoyundan saklanmış olmasıydı.

Olayın arka planı, 2019 yılında İstanbul'da Metin Yurdanur'a ait başka bir eserin (Melih Cevdet Anday heykeli) tahrip edilmesi üzerine sanatçının isyan etmesiyle gün yüzüne çıktı. Yurdanur, verdiği röportajda o güne kadar "kötü niyetli insanlara örnek olmaması" ve benzer hırsızlıkları teşvik etmemesi amacıyla gizli tuttuğu gerçeği ilk kez açıkladı: Batıkent'in o devasa Dayanışma Anıtı, 2016-2017 yılları civarında kimliği belirsiz kişilerce çalınmış ve yok edilmişti.

SANATÇININ AĞZINDAN KAYBIN BOYUTU

Heykeltıraş Metin Yurdanur, eserin çalınmasıyla ilgili yaşadığı umutsuzluğu şu sözlerle ifade etmişti:

"Batıkent'te 1979 yılında, 40 yıl önce yaptığım, Batıkent'in ilk heykeli 'Dayanışma' adlı bronz heykelim çalındı, yok edildi, kaidesinde bulunmuyor. Dayanışmayı, birlikteliği anlatan soyut, çok sevilen bir heykeldi... 600 kilogram ağırlığındaki bronz heykel hırsızlar tarafından yok edildi. Şikâyet mercii bulamadım. Kötü niyetli insanlara örnek olmaması için kamuoyuyla paylaşmadım bunca zamandır."

GERİYE KALANLAR VE KENTİN SİLİNEN HAFIZASI

Bugün Batıkent'teki o noktadan geçenler yalnızca anıtın bir zamanlar üzerinde yükseldiği boş bir kaideyle karşılaşıyor. Bu olay, ne yazık ki başkentte yaşanan tek heykel hırsızlığı değil; daha önce Seğmenler Parkı'ndaki İlhan Koman heykeli veya çeşitli sanat galerilerinin önündeki ağır bronz heykeller de benzer sonları paylaştı.

Maddi değeri (özellikle bronz madeninin hurda değeri) nedeniyle çalınıp muhtemelen eritildiği düşünülen bu tür kamusal sanat eserleri, yok edildiklerinde sadece bir maden külçesine dönüşmüyor. Bir semtin ortak hafızası, kuruluş hikâyesi ve temsil ettiği "dayanışma" kültürü de onlarla birlikte eriyip gidiyor. Dayanışma Anıtı fiziksel olarak aramızda olmasa da, boş kalan kaidesi bugün kent suçlarına ve sanata verilen değere dair sessiz ama güçlü bir itiraz olarak Batıkent'te durmaya devam ediyor.

ANKARA'NIN KAYIP KAMUSAL HEYKELLERİ

Ankara'nın kent hafızasında, meydanları ve parkları süsleyen ancak zamanla rant, hırsızlık veya vandalizm kurbanı olan birçok "kayıp" kamusal heykel bulunmaktadır. Başkentin kamusal sanat tarihi incelendiğinde öne çıkan en çarpıcı vakalar şunlardır:

1. İlhan Koman'ın Seğmenler Parkı Heykeli

Ankara'daki en meşhur ve en çok ses getiren heykel hırsızlığı vakasıdır. Dünyaca ünlü heykeltıraş İlhan Koman'ın eseri olan ve kilden hazırlanan kalıplarından bronza dökülerek 1991 yılında Seğmenler Parkı'na dikilen heykel, 25 Mayıs 2016 gecesi kaidesinden sökülerek çalınmıştır. 1 tonun üzerindeki ağırlığına rağmen çalınan ve maddi değeri (hurda maden) için eritildiği düşünülen eserin kaybı büyük bir sivil tepki doğurmuştur. Mimarlar Odası Ankara Şubesi ve çeşitli sanat inisiyatiflerinin öncülüğünde başlatılan kitle fonlaması kampanyasıyla, heykelin orijinal kalıplarından yeni bir döküm yapılarak 2017 yılının sonunda aynı yerine tekrar yerleştirilmiştir.

2. "Su Perileri" Bilmecesi

Cumhuriyet'in ilk yıllarında Ankara'nın kent estetiğini artırmak amacıyla İtalya'dan getirtilen ve çeşitli meydanlara (Tandoğan, Sıhhiye, Hacettepe, Gençlik Parkı) yerleştirilen "Su Perisi" heykellerinin geçmişi bir kayıplar ve yer değiştirmeler zinciridir. Tandoğan Meydanı'ndaki meşhur Su Perisi heykeli yerinden sökülerek uzun süre Maliye Bakanlığı depolarında ve bahçesinde bekletilmiş, Ankara genelindeki 10 civarı Su Perisi heykelinden bazıları (örneğin eski Zabitan Yurdu önündeki heykel) zaman içinde tamamen ortadan kaybolmuştur. Yıllarca depolarda unutulan bir başka tarihi Su Perisi anıtı ise uzun süren restorasyonların ardından ancak yakın geçmişte CerModern önüne yerleştirilerek kente kısmen iade edilmiştir.

3. Kurumsal Tarih Vurgunu: Ankara Resim ve Heykel Müzesi

Açık hava heykeli olmasa da, Ankara'daki sanat tarihinin en büyük toplu kayıplarından biri Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi'nde yaşanmıştır. 2010 yılında yapılan envanter sayımında, müzede sergilenen paha biçilmez eserlerin çalındığı ortaya çıkmıştır. Hırsızların, ünlü ressam Hoca Ali Rıza'ya ait 13 karakalem çalışmasını çalarken durumun fark edilmemesi için çerçevelere eserlerin fotokopilerini yerleştirdiği tespit edilmiştir. Daha sonra başlatılan derinleştirilmiş soruşturmalarda müzeden aralarında heykellerin de bulunduğu 101 eserin kayıp olduğu anlaşılmış, yıllar süren takipler sonucu bu eserlerin 66'sı koleksiyonerlerden ve müzayedelerden toplanarak yuvaya döndürülmüştür.

4. Demetevler'deki "Dans" Heykeli

Metin Yurdanur'un Demetevler Cemre Parkı'ndaki "Dans" heykeli için de aynı durum geçerli. Sanatçı geçmişte verdiği röportajda heykel için şunları söylüyor:
"30 yıl önce Demetevler’de Cemre Parkı’na yaptığım ‘Dans’ heykeli de yerinden kaldırılmış durumda. Dans eden iki figürü simgeliyordu. Yenimahalle Belediyesi’ne ilettiğim halde, hiç kimse ilgilenmedi. Defalarca gidip söyledim, heykelimin bulunmasını istedim. ‘Olur, olur’ dediler. İlgililerin ilgilenmesini diliyorum. Bir organımın, parçamın koptuğunu hissediyorum. Bir annenin çocuğunu kaybetmesi gibi bir şey bu. Ülkemizde bunların yaşanmamasını diliyorum"
Yenimahalle Ankara Kültür Sanat Ankara Yerel Haberleri