Ankara'nın en eski mahallesinin bilinmeyen hikayesi! Adını her gün duyuyorsunuz
Başkentin ilk kent yaşamının filizlendiği Kale Mahallesi'nin bilinmeyen hikayesi. Ankara'nın en eski sokaklarında 2000 yıllık tarihi yolculuk.
Başkentin kalbinde, her gün binlerce kişinin önünden geçtiği veya yön tarifi alırken adını duyduğu o tarihi doku, aslında bilinenin çok ötesinde bir geçmişe sahip. Yalnızca Cumhuriyet dönemine değil, asırlar öncesine uzanan mimari mirasıyla Ankara'nın en eski yerleşimi, dar sokaklarında Roma, Selçuklu ve Osmanlı'nın fısıltılarını taşıyor. İşte başkentin ilk kent yaşamının filizlendiği o kadim sokakların çarpıcı hikayesi...
TAŞLARIN ARASINDAKİ GİZEM: SADECE BİR 'KALE' DEĞİL
Ankara denilince akla ilk gelen simgelerden biri şüphesiz Ankara Kalesi'dir. Ancak kalenin surları içine ve eteklerine kurulan Kale Mahallesi ile onu çevreleyen tarihi doku, salt bir savunma yapısından ziyade, başkentin yerel kimliğinin ve ilk kent kültürünün oluştuğu yerdir. Günümüzde hafta sonları turistik bir gezi rotası olarak görülen bu dar sokaklar, bir zamanlar Anadolu'nun en önemli ticaret, kültür ve sosyal merkezlerinden biriydi. 
DEVŞİRME TAŞLARIN FISILDADIĞI 2000 YILLIK TARİH
Bu en eski mahallenin mimari dokusunda en çok dikkat çeken ve çoğu zaman gözden kaçan detaylardan biri, evlerin ve bahçe duvarlarının yapımında kullanılan devşirme taşlardır.
Roma dönemi tapınaklarından, antik tiyatrolardan veya görkemli sütun başlıklarından alınan bu taşlar, Selçuklu ve Osmanlı'nın sivil mimarisiyle (ahşap ve kerpiçle) bütünleşerek dünyada eşine az rastlanır bir kent dokusu oluşturmuştur. Yani bugün o sokaklarda yürürken elinizi sürdüğünüz mütevazı bir Ankara evinin temelinde, 2000 yıllık bir Roma yazıtı gizli olabilir. Bu durum, kentin defalarca yıkılıp kendi küllerinden, kendi taşlarından yeniden doğduğunun en büyük kanıtıdır.

NEDEN HER GÜN DUYUYORUZ, NEDEN ÇOK BAŞKA?
Bugün Ankara'da yaşayan hemen herkes "Samanpazarı", "Atpazarı" veya "Çıkrıkçılar" isimlerini günlük hayatında, trafik durumunda veya haberlerde duyar. Ancak bu isimlerin kökeni, basit birer konum bildiriminden çok, mahallenin geçmişteki devasa ekonomik işlevini yansıtır:

-
Atpazarı: Yalnızca atların satıldığı bir yer değil, Anadolu'nun dört bir yanından gelen kervanların konakladığı, uluslararası ticari anlaşmaların yapıldığı kentin ilk "finans merkezi"ydi.
-
Sokak İsimleri: Mahalledeki "Koyunpazarı" ve "Çıkrıkçılar Yokuşu" gibi isimler, yüzyıllar boyunca Ahilik geleneğinin ve esnaf loncalarının başkentteki kalbinin burada attığını, üretimin sokak sokak nasıl bölündüğünü gösterir.
BİR FOTOĞRAF KARESİNDEN DAHA FAZLASI
Modern Ankara'nın planlı gelişiminden (ve Saraçoğlu gibi ilk toplu konut projelerinden) çok önce kentin hafızasını oluşturan bu mahalle, günümüzde sadece nostaljik bir fotoğraf karesinden ibaret değil. Daracık sokakları, cumbalı geleneksel evleri, iç avlulu yaşam tarzı ve birbirinin güneşini ile manzarasını kesmeyen saygılı mimarisiyle, aslında modern şehirciliğe unutulmuş çok önemli dersler veriyor.
Bu kadim sokakları adımlarken, sadece bir "turist" gibi değil, her bir ahşap cumbanın ve temel taşının kentin binlerce yıllık hafızasını saklayan canlı birer arşiv olduğunu bilerek bakmak, Ankara'yı anlamanın en iyi yoludur.


Le Corbusier başkenti nasıl şekillendirdi? Ankara’nın kaçan fırsatı ve Çankaya'daki sessiz mirasıAnkara Haberleri
Ankara'nın çatısı ve çukuru: Başkentin en yüksek ve en alçak mahalleleriAnkara Haberleri
Ankara'nın en kuzeyi ve en güneyinde hangi mahalleler var?Ankara Haberleri
Ankara'da güneşin ilk doğduğu ve battığı yer neresi? Başkentte güneşi ilk onlar görüyorAnkara Haberleri
Ankara'da kuraklığın merkezi belli oldu! İşte en az yağış alan başkent ilçesiAnkara Haberleri