Ankara'da çifte standart iddiası: Diğer maliklere ödenen tazminat onlara ödenmedi
Ankara Çankaya'da mülklerine kamulaştırmasız el atılan Haraççı ailesi, İstinaf'ı kazanmalarına ve emsal kararlara rağmen Ankara Büyükşehir Belediyesinin itirazları yüzünden 7 yıldır 800 bin TL'lik haklarına kavuşamıyor.
Ankara'nın en merkezi noktalarından Çankaya ilçesi Mithatpaşa Caddesi üzerinde bulunan değerli bir taşınmazın 104 metrekarelik hissesi fiilen yol ve kaldırım olarak kullanılmasına rağmen, mülk sahibi Haraççı ailesi yıllardır adaletin tecelli etmesini bekliyor. Ankara Büyükşehir Belediyesine (ABB) karşı açtıkları "kamulaştırmasız el atma" davasında hem yerel mahkemede hem de İstinaf aşamasında haklı bulunan aile, Yargıtay'ın emsal kararlarına rağmen bürokratik engelleri ve belediyenin itiraz mekanizmalarını aşamıyor. İstanbul Kadıköy'de ikamet eden 84 yaşındaki Mehmet Oktay Haraççı ve ailesi, belediyenin "bütün yargı yollarını tüketeceğiz" şeklindeki katı tutumu yüzünden maddi ve manevi olarak adeta tükenme noktasına geldi. İşte yılan hikayesine dönen ABB tazminat davası sürecinin ve bir ailenin yaşam mücadelesinin tüm çarpıcı detayları...
7 YILLIK HUKUK DÜĞÜMÜ: KAZANILAN DAVALAR VE ÖDENMEYEN HAKLAR
Süreç, Çankaya ilçesi sınırlarında yer alan mülkün önemli bir bölümünün kamu kullanımı (yol ve kaldırım) için fiilen işgal edilmesiyle başladı. Yasal prosedürlere uyulmadan gerçekleştirilen bu uygulama karşısında Haraççı ailesi, haklarını aramak üzere Ankara Büyükşehir Belediyesine karşı kamulaştırmasız el atma davası açarak zorlu bir hukuk mücadelesi başlattı. Dava süreci boyunca hem ilk derece mahkemeleri hem de Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi (İstinaf) aileyi haklı bularak tazminat ödenmesine hükmetti.. Hukukun üstünlüğüne ve mahkeme kararlarına güvenen aile, tazminatlarını alıp mağduriyetlerini gidermeyi beklerken, Ankara Büyükşehir Belediyesinin dosyayı sürekli olarak bir üst mahkemeye, son aşamada ise yeniden Yargıtay'a taşımasıyla süreç içinden çıkılmaz bir hal aldı.
AYNI MÜLKTE 'ÇİFTE STANDART' İDDİASI: DİĞERLERİNE VAR, EN BÜYÜK PAYA YOK
Davanın en çok dikkat çeken ve aileyi isyan noktasına getiren detayı ise aynı taşınmaz üzerinde uygulanan çifte standart oldu. Gaye Haraççı'nın ifadelerine göre, aynı mülk üzerinde hissesi bulunan diğer kat maliklerine tam 7 yıl önce kamulaştırmasız el atma bedelleri belediye tarafından ödendi. Ancak mülkün en büyük payına sahip olan Haraççı ailesine gelindiğinde süreç tıkandı. Faiziyle birlikte yaklaşık 800 bin Türk Lirası'na ulaşan bu tazminatın ödenmemesi için idarenin kasıtlı olarak zaman kazandığı öne sürüldü. Üstelik aynı mülkle ilgili daha önceden verilmiş kesin bir Yargıtay (emsal) kararı bulunmasına rağmen, belediyenin "tüm yolları tüketme" bahanesiyle dosyayı tekrar Yargıtay'a göndermesi, yargının iş yükünü gereksiz yere artırdığı gibi ailenin mağduriyetini de katlayarak büyüttü.
"BİZİ TÜKETTİLER": YARGI SÜRECİNİN GETİRDİĞİ AĞIR MADDİ YIKIM
Sadece ABB ile değil, aynı zamanda ilçe belediyesiyle de sorunlar yaşadıklarını belirten Mehmet Oktay Haraççı'nın kızı Gaye Haraççı, yaşanan maddi çöküşü tüm çıplaklığıyla dile getirdi. Çankaya Belediyesinin mülke gelen kiracılara ruhsat verme konusunda sürekli zorluk çıkardığını, aftan yararlanılmasına rağmen bürokratik engellerin aşılamadığını ifade eden Haraççı, kiracıların dükkanda barınamadığını vurguladı. Ankara'daki mülkleriyle İstanbul'dan ilgilenmekte zorlanan aile, çareyi mülklerini değerinin çok altında, yarı fiyatına satmakta buldu. Sosyal yardıma muhtaç kalacak kadar büyük bir finansal krizin içine sürüklenen Gaye Haraççı, durumu şu sözlerle özetledi:
"Kamulaştırmasız el atma davasını ve istinafı biz kazandık. Belediyenin 'Bütün yargı yollarını tüketeceğiz' demesi bizi tüketti. Yargıtay'dan bir korkumuz yok çünkü biz haklıyız. 800 bin liraya yakın paramızı vermemek için Yargıtay'ı boşu boşuna işgal ediyorlar. Şu anda o kadar mağduruz ki, sosyal yardıma bile muhtaç kaldık."
84 YAŞINDAKİ BABANIN TEK İSTEĞİ: "ÖLMEDEN HAKKIMI GÖRMEK"
Mülkün asıl sahibi olan 84 yaşındaki Mehmet Oktay Haraççı, bir yandan ilerleyen yaşının getirdiği sağlık sorunlarıyla mücadele ederken diğer yandan da sosyal güvencesi olmaksızın geçim derdiyle boğuşuyor. Adaletin tecelli edeceğine olan inancını yitirmemeye çalışan yaşlı adam, yıllardır süren bu anlamsız hukuki direnişin bir an önce son bulmasını beklediğini dile getirdi. Aile, bu uzun bekleyişin babalarının ömründen çaldığını vurgulayarak yetkililere çağrıda bulundu. Yaşlı adamın en büyük ve tek dileği ise, 7 yıllık direnişin sonunda hakkı olan parayı ölmeden önce alabilmek ve biraz olsun huzur bulabilmek olarak ifade edildi.