Ankara'da “Bağımlılıkla Mücadelede Hukuki Savunuculuk " paneli düzenlendi
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) ile Yeşilay Ankara Şubesi Savunuculuk Komisyonu işbirliğinde “Bağımlılıkla Mücadelede Hukuki Savunuculuk " paneli düzenlendi.
"5 Nisan Avukatlar Günü" kapsamında gerçekleştirilen panel, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Akademisyenler, hukukçular ve saha temsilcilerinin katıldığı panelde, bağımlılıkla mücadelenin yalnızca sağlık apolitikalarıyla sınırlı kalamayacağı, hukuki zeminin güçlendirilmesinin kaçınılmaz olduğu belirtildi.
“BU SADECE BİREYİN DEĞİL, HUKUK DÜZENİNİN MESELESİ"

Panelin moderatörü Yeşilay Ankara Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Ramazan Balcı, bağımlılığın çok boyutlu yapısına dikkat çekerek, "Bağımlılık meselesi yalnızca bireyin değil; ailenin, toplumun ve doğrudan doğruya hukuk düzeninin meselesidir.” dedi.
Balcı, Yeşilay Savunuculuğu’nun temel hedefinin yalnızca farkındalık oluşturmak olmadığını; aynı zamanda hukuki, idari ve toplumsal dönüşümü tetiklemek olduğunu vurguladı. Görevi devraldığı son dört aylık süreçte yürütülen çalışmaları da detaylandıran Balcı, barolarla kurulan temaslardan saha faaliyetlerine kadar geniş bir mücadele hattı oluşturduklarını ifade etti.
Barolarla gerçekleştirilen ziyaretlerde “Öncü Baro, Sağlıklı Büro” ve “Bilinçli Avukat, Güçlü Savunma” projelerinin gündeme alındığını belirten Balcı, bağımlılıkla mücadelede hukukçuların aktif rol üstlenmesi gerektiğini söyledi.
Balcı, Ankara Adliyesi’nde her hafta kurulan stantlarla doğrudan vatandaşla temas kurduklarını da ekledi.
“KUMAR BORCU İNTİHARA SÜRÜKLÜYOR”
ASBÜ Hukuk Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yasemin Güllüoğlu da özellikle kumar bağımlılığının ağır sonuçlarına dikkat çekerek “Kumar borcu nedeniyle en fazla intihar eden meslek grupları arasında öğretmenler ve polisler bulunuyor.” dedi.
Bu tespitin sahadan gelen verilerle örtüştüğünü belirten Güllüoğlu, gençler arasında giderek yayılan yeni risk alanlarına da işaret etti. Yakın zamanda bir tıp fakültesi öğrencisinin intiharı üzerinden konuşan Güllüoğlu, bireysel trajedilerin artık sistemsel sorunların sonucu haline geldiğini ifade ederek, “Bu noktada yalnızca bireyi değil, sistemi sorgulamak zorundayız.” şeklinde konuştu.
“BAĞIMLILIK BİR ENDÜSTRİ VE GENÇLİK HEDEFTE”
Yeşilay Ankara İl Başkanı Av. Bilal Tayyip Apaydın ise konuşmasında bağımlılığı yalnızca bireysel bir zaaf olarak görmenin büyük bir hata olduğunu söyledi.
Apaydın, “Bağımlılık bir endüstri. Bu kadar insanın etkilendiği, bu kadar büyük ekonomik kaybın yaşandığı başka bir alan yok.” diye konuştu.
Apaydın, tarihsel örnekler üzerinden bağımlılığın nasıl bir araç olarak kullanıldığını anlatarak, bugün de benzer stratejilerin sürdüğünü ifade etti. Özellikle gençlerin hedef alındığını belirten Apaydın, alkol ve tütün ürünlerinin dolaylı reklamlarla normalleştirildiğini söyledi.
Spor karşılaşmaları, dijital platformlar ve marka stratejileri üzerinden yürütülen bu sürecin, bağımlılığı görünmez hale getirdiğini vurgulayan Apaydın, “Reklam yasak ama isimlerin arkasına sığınılarak bu yasak delinmeye çalışılıyor.” dedi.
Uyuşturucuya giden yolun çoğu zaman alkolle başladığını belirten Apaydın, mevcut hukuki düzenlemelerin daha caydırıcı olması gerektiğini belirtti.

CEZAEVLERİ YENİ SUÇ AĞLARININ MERKEZİ Mİ?
Apaydın, kısa süreli hapis cezalarının bazı durumlarda çözüm üretmek yerine yeni suç ağlarının oluşmasına zemin hazırladığını ileri sürdü. Apaydın, “İçeri giren bir kişi, farklı suç örgütleriyle temas kurarak çok daha büyük bir ağın parçası haline gelebiliyor.” dedi.
“ÇOCUKLAR SİGARAYLA BAŞLIYOR”

Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. Toker Ergüder, suça sürüklenen çocukların yüzde 83’ü önce sigaraya başladığını belirtti. Sigaranın ardından alkol ve uyuşturucu kullanımının geldiğini dile getiren Ergüder, Türkiye’de 12-17 yaş arası binlerce çocuğun cezaevinde bulunduğunu ifade etti.
Erken müdahale mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Ergüder, bazı çocukların ciddi sağlık sorunlarıyla baş başa kaldığını ancak sistemin bu çocukları tedaviye yönlendirecek yeterli yapının oluşturulması gerektiğini savundu.
BAĞIMLILIKTA CEZA DEĞİL, TEDAVİ ODAKLI YAKLAŞIM

Av. Dr. E. Neval Yılmaz ise bağımlılıkla mücadelede klasik ceza hukukunun ötesine geçilmesi gerektiğini belirterek, “terapötik hukuk” yaklaşımını anlattı.
Yılmaz, “Bağımlılığı hastalık olarak görmediğimiz sürece, aynı sonuçları almaya devam ederiz.” dedi.
Yılmaz, bağımlılıkta beynin karar mekanizmasının bozulduğunu ve bireyin özgür iradesinin bu süreçte ciddi şekilde etkilendiğini ifade ederek, bu nedenle hukuki sistemin de koruyucu ve iyileştirici bir yapıya dönüşmesi gerektiğini söyledi. Farklı ülkelerde uygulanan modelleri karşılaştıran Yılmaz, Türkiye’de de mevcut yaklaşımın gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
AİLE HUKUKU DEVREYE GİRİYOR
Panelde bağımlılığın aile üzerindeki etkileri de detaylı şekilde ele alındı. Bağımlı bireylerin aileye zarar vermesi durumunda mahkeme kararıyla ekonomik ve hukuki tedbirler alınabileceği ifade edildi.
Özellikle maaşa el koyma, tedaviye yönlendirme ve koruyucu önlemler gibi uygulamaların, bağımlılıkla mücadelede önemli araçlar olduğu belirtildi.
Panel hediye takdimi ve fotoğraf çekimiyle sona erdi.
