"Ankara Paris gibi bir getto değil!" Sosyal medyada Fransa-Ankara çatışması
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un olası Ankara ziyareti, iki ülke kullanıcılarının birbirlerinin kronikleşmiş kent ve güvenlik sorunlarını mizah yoluyla masaya yatırdığı dijital bir başkent düellosuna dönüştü.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un NATO Zirvesi kapsamında Türkiye’ye yapacağı ziyaretle ilgili iddialar, sosyal medyada iki ülke arasındaki şehir yaşamı ve altyapı farklılıklarını konu alan mizahi bir tartışmaya dönüştü.
Fransa ve Türkiye'deki kullanıcıların karşılıklı paylaşımları, her iki toplumun birbirine yönelik stereotiplerini (belirli bir insan grubu, kültürü veya davranışı hakkında zihne yerleşmiş, aşırı genelleştirilmiş ve basmakalıp düşünce veya kalıp yargılar) ve kent sorunlarını yeniden gündeme taşıdı.
TARTIŞMANIN BAŞLANGICI: FRANSIZ KULLANICININ ANKARA KURGUSU
Tartışma, Fransız bir sosyal medya kullanıcısının, Macron’un Ankara ziyareti sırasında yapacağı iddia edilen sabah koşusuna atıfta bulunan mizahi bir video paylaşmasıyla başladı.
Söz konusu videoda, Cumhurbaşkanı Macron’un bakımsız sokaklarda, sokak köpekleri tarafından takip edildiği ve hareketli bir ortamda koştuğu bir kurgu yer aldı. Paylaşım, şu notla yayına verildi:
"Başkanımız Emmanuel Macron'un Ankara'da yapacağı sabah koşusu."

TÜRK SOSYAL MEDYA HESABINDAN "PARİS" GÖNDERMELİ YANIT
Fransız kullanıcının bu paylaşımına, Türkiye'deki popüler mizah hesaplarından biri yanıt verdi. Hesap, Paris’in bazı banliyölerinde yaşanan güvenlik ve düzen sorunlarına atıfta bulunarak şu ifadeleri kullandı:
"Ankara Paris gibi bir getto değil. Pazar sabahı koşusuyla bunu kolayca öğrenebilir."
Bu ifadenin yer aldığı paylaşımda, Macron’un Ankara’nın yeşil alanlarıyla bilinen bir bölgesinde sakin bir atmosferde koştuğunu gösteren montajlanmış bir fotoğraf paylaşıldı. Görselde kentteki düzenli park alanları vurgulandı.

Görsellerin kısa sürede yüksek etkileşim alması, sosyal medya kullanıcıları arasında iki temel görüşün öne çıkmasına neden oldu.
Bir grup kullanıcı, Paris’in son yıllarda temizlik ve banliyölerdeki asayiş olaylarıyla gündeme geldiğini belirterek, Ankara’nın yaşam kalitesi, huzur ve güvenlik açısından birçok Avrupa başkentinden daha avantajlı olduğunu savundu.
Diğer bir grup kullanıcı ise videodaki tasvirin abartılı bir mizah içerdiğini kabul etmekle birlikte, Türkiye’deki sokak hayvanları yönetimi ve kentsel dönüşüm gibi gerçek tartışma konularına dikkat çekti. Videonun bir "kara propaganda" olmaktan ziyade standart bir internet mizahı (meme) olduğu ifade edildi.
TÜRKİYE NEDEN "DEVELER VE SOKAK KÖPEKLERİ" ÜLKESİ SANILIYOR?
Küresel turizmin zirvesindeki ilk 5 ülkeden biri olan, modern altyapısı, devasa metropolleri ve zengin kültürel mirasıyla her yıl milyonlarca insanı ağırlayan Türkiye, yurt dışındaki bazı çevrelerde hâlâ şaşırtıcı ve gerçek dışı klişelerle anılmaya devam ediyor.
Sokaklarda develerin gezdiği, güvenlik krizlerinin yaşandığı ve her köşe başında bir köpek sürüsünün olduğu algısı, Batı medyasında ve popüler kültürde neden bir türlü kırılamıyor?
1. "DEVELER SOKAKTA GEZİYOR" KLİŞESİ: ORYANTALİZM VE YANLIŞ PAZARLAMA
Türkiye'de hiçbir dönemde develer toplu bir ulaşım aracı veya sokak hayvanı olmamasına rağmen, bu mitin kökeni Batı'nın "Doğu"yu tek tipleştirme arzusuna dayanıyor.
Batı dünyası, yüzyıllardır Doğu’yu tek bir çatı altında görme eğiliminde. Orta Doğu ve Kuzey Afrika coğrafyası ile olan tarihi ve dini bağlar, coğrafya bilgisi zayıf olan yabancıların Türkiye'yi de otomatik olarak "çöl ve deve" konseptine dahil etmesine neden oluyor.
Geçmiş yıllarda özellikle Efes, Kapadokya veya Antalya gibi turistik bölgelerde yabancı turistlerin ilgisini çekmek ve "egzotik" bir hava yaratmak için deve turları düzenlenmesi, bu algıyı ironik bir şekilde içeriden besledi.
Türkiye'nin yerli bir deve popülasyonu yoktur. Turistik bölgelerde görülen az sayıdaki deve, tamamen ticari eğlence amaçlı olarak dışarıdan getirilen veya özel yetiştirilen hayvanlardan ibarettir.
2. SOKAK KÖPEKLERİ: KÜLTÜREL ALIŞKANLIKTAN KÜRESEL MANŞETLERE
Türkiye'nin sokak hayvanlarıyla kurduğu "mahalle ve paylaşılan yaşam" ilişkisi, Batı dünyasının steril kent kültürü için her zaman anlaşılması zor bir konsept oldu.
Gelişmiş Batı ülkelerinde bir köpeğin sokakta sahipsiz gezmesi direkt bir "sistem hatası" ve güvenlik tehdidi olarak görülürken, Türkiye'de sokak hayvanları uzun yıllar boyunca toplumsal hayatın ve mahalle kültürünün bir parçası kabul edildi.
Son yıllarda sokak köpekleri popülasyonundaki artış, yaşanan bazı üzücü kazalar ve ardından 2024 yılında başlayıp 2026 yılı itibarıyla belediyelerin uygulamaya devam ettiği yeni yasal düzenlemeler (barınaklara toplama ve rehabilitasyon süreçleri) dünya basınında geniş yankı buldu.
Bu küresel haber akışı, dışarıdan bakan ve detayları bilmeyen bir göz için "Türkiye'de sokaklar köpek sürüleriyle dolu" algısını dijital dünyada harladı.
3. "GÜVENLİ OLMAYAN ÜLKE" İMAJI: JEOPOLİTİK FİLTRE VE MEDYA SANSASYONU
Türkiye’nin coğrafi olarak Orta Doğu’daki istikrarsız bölgelere komşu olması, küresel medya tarafından sıklıkla bir "güvenlik riski" olarak servis ediliyor.
New York'taki veya Londra'daki bir gazete okuyucusu için Suriye sınırında yaşanan bir gelişme ile İstanbul, İzmir veya Antalya'daki günlük yaşam aynı potada eriyor. Mesafelerin ve ülkenin batısındaki güvenli iklimin farkında olmayan yabancılar, tüm ülkeyi bir "çatışma bölgesi" gibi hayal edebiliyor.
Batılı hükümetlerin diplomatik gerilim dönemlerinde veya en ufak bir iç olayda Türkiye'ye yönelik seyahat uyarı seviyelerini abartılı şekilde yükseltmesi, ülkeyi olduğundan daha güvensiz gösterme eğilimini besliyor.