Anadolu Medeniyetleri Müzesi geçmişi geleceğe taşıyor
Ankara'nın Altındağ ilçesinde, Ankara Kalesi'nin eteklerinde bulunan Anadolu Medeniyetleri Müzesi, yalnızca Türkiye'nin değil dünyanın da en önemli arkeoloji müzeleri arasında gösteriliyor.
Anadolu'da yaşamış medeniyetlerin izlerini tarih öncesi çağlardan Osmanlı Dönemi'ne kadar kronolojik bir düzen içerisinde ziyaretçileriyle buluşturan müze, her yıl artan yerli ve yabancı turist sayısıyla başkentin kültür turizminin en önemli merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor.
Bugün müzenin bulunduğu Mahmut Paşa Bedesteni ve Kurşunlu Han, 15. yüzyıldan kalma iki önemli Osmanlı yapısı olarak dikkat çekiyor.
Tarihî ve mimari değeri yüksek olan bu yapılar, Cumhuriyet'in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün Ankara'da bir "Hitit Müzesi" kurulması yönündeki vizyonu doğrultusunda Millî Eğitim Bakanlığı tarafından satın alınarak restore edildi ve müze işlevi kazandı.
Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nin temelleri ise 1 Ekim 1921 tarihinde Ankara Kalesi içerisindeki Akkale Burcu'nda açılan "Eti Müzesi" ya da dönemin adıyla "Asar-ı Atika Müzesi" ile atıldı.
İlk yıllarda yalnızca Hitit eserlerinin sergilendiği müze, Anadolu'nun farklı bölgelerinden getirilen arkeolojik buluntuların hızla artmasıyla daha geniş bir mekâna ihtiyaç duydu.
1938 yılında başlatılan restorasyon çalışmaları kapsamında Mahmut Paşa Bedesteni ve Kurşunlu Han müzeye dönüştürülmeye başlandı. Çalışmalar sürerken, 1940 yılında Akkale'deki eserlerin bir bölümü yeni binaya taşındı.
Müzenin ilk bölümü 1943 yılında ziyaretçilere açıldı. 1948 yılına gelindiğinde ise Kurşunlu Han'daki çalışmalar büyük ölçüde tamamlandı ve eserlerin önemli bölümü burada sergilenmeye başlandı.
Müze, 1968 yılında "Anadolu Medeniyetleri Müzesi" adını alarak bugünkü kurumsal kimliğine kavuştu. Bu tarihten itibaren Anadolu'nun binlerce yıllık kültürel mirasını tek çatı altında toplayan bir merkez hâline geldi.
HİTİTLERDEN ÇATALHÖYÜK'E: TÜRKİYE'NİN EN ZENGİN ARKEOLOJİ HAZİNESİ
Kuruluşunda bir "Hitit Müzesi" olarak tasarlanan Anadolu Medeniyetleri Müzesi, zaman içerisinde Anadolu'nun farklı dönem ve uygarlıklarına ait eserlerle zenginleşti.
Günümüzde müze koleksiyonunda Paleolitik Çağ'dan başlayarak Neolitik, Kalkolitik, Tunç Çağı, Hitit, Frig, Urartu, Lidya, Pers, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait binlerce eser bulunuyor.
Müze envanterinin oluşumunda Alişar Höyüğü, Boğazköy-Hattuşa, Alacahöyük, Hacılar Höyüğü, Etiyokuşu, Karaoğlan Höyüğü, Demircihöyük ve Anadolu'nun birçok farklı noktasında gerçekleştirilen bilimsel kazılar büyük rol oynadı. Bugün sergilenen eserler, müzenin devasa koleksiyonunun yalnızca yüzde 5'inden daha azını oluşturuyor.
Müzenin en dikkat çekici eserleri arasında, MÖ 6200 yılına tarihlenen ve dünyanın bilinen en eski şehir planı olarak kabul edilen Çatalhöyük haritası da yer alıyor. Bu eşsiz eser, insanlık tarihinin kentleşme sürecine ışık tutan en önemli arkeolojik buluntular arasında gösteriliyor.
1997 YILINDA "AVRUPA YILIN MÜZESİ ÖDÜLÜ"NÜ ALDI
Ankara Kalesi çevresindeki tarihî dokunun merkezinde yer alan müze, yalnızca bir sergi alanı değil; aynı zamanda araştırma laboratuvarları, restorasyon atölyeleri, kütüphanesi ve bilimsel çalışma birimleriyle yaşayan bir kültür kurumu niteliği taşıyor.
Uluslararası alanda da büyük saygınlığa sahip olan Anadolu Medeniyetleri Müzesi, 19 Nisan 1997 tarihinde Avrupa Müze Forumu tarafından verilen "Avrupa Yılın Müzesi Ödülü"nü kazanarak Türkiye'de bu ödüle layık görülen ilk müze oldu.
Ankara'nın tarih ve kültür kimliğinin en güçlü simgelerinden biri olan Anadolu Medeniyetleri Müzesi, geçmişten günümüze uzanan binlerce yıllık medeniyet birikimini koruyarak gelecek nesillere aktarmaya devam ediyor. Her geçen yıl artan ziyaretçi sayısı da müzenin yalnızca Türkiye için değil, dünya kültür mirası açısından da taşıdığı önemi bir kez daha ortaya koyuyor.