Akademisyenlerden ezber bozan tercih uyarısı: "Herkes doktor veya mühendis olmak zorunda değil!"

Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyeleri Ceylan Karaca ve Serhan Tuncer, aile baskısından yapay zekânın sınırlarına kadar, tercih arefesindeki gençlerin mutlaka duyması gereken hayati gerçekleri Yeni Ankara'ya anlattı.

Akademisyenlerden ezber bozan tercih uyarısı: "Herkes doktor veya mühendis olmak zorunda değil!"

Hacettepe Üniversitesi öğretim üyeleri Ceylan Karaca ve Serhan Tuncer, sınav odaklı sistemin öğrencileri dar bir aralığa sıkıştırdığını belirtti. Teknolojik dönüşümle birlikte gelecekte mesleklerle bağın kopacağını aktaran akademisyenler Yeni Ankara'ya konuştu.

Üniversite tercih döneminin başlamasına 1 ay kala milyonlarca aday geleceğini şekillendirecek kararı vermeye hazırlanıyor. Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğretim üyeleri Dr. Öğr. Üyesi Ceylan Karaca ile Dr. Öğr. Üyesi Serhan Tuncer, yaptıkları değerlendirmede sınav odaklı eğitim sisteminin öğrencileri dar bir tercih alanına sıkıştırdığını belirterek, üniversitelerin gelecekte meslek kazandıran kurumlardan çok kişisel gelişim merkezlerine dönüşeceğini söylediler.

Tercih sürecinde yalnızca puan ve başarı sıralamasına odaklanmanın doğru olmadığını belirten Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Ceylan Karaca, öğrencilerin daha lise yıllarında sistemin baskısıyla karşı karşıya kaldığını söyledi.

Türkiye'deki eğitim sisteminin öğrencileri sınava hazırlarken üniversiteleri tanımaya fırsat vermediğini belirten Karaca, "Bizim ülkemizde geçmemiz gereken bir sınav var. Öğrenciler buna odaklanmaktan bölümleri incelemeye vakit bulamıyor ya da sistem tarafından buna yönlendirilmiyor. Liselerde tamamen sınav odaklı bir eğitim anlayışı var. Oysa lise yıllarında verilen kararlar insanın bütün hayatını belirliyor" dedi.

Kendi eğitim hayatından örnek veren Karaca, yabancı dile olan ilgisinin lise yıllarında öğretmeninin desteğiyle güçlendiğini anlatarak, "Lisede kendi İngilizce sözlüğümü hazırlıyordum. Kelimelerin İngilizce açıklamalarını yazıyor, örnek cümleler kuruyordum. Öğretmenimin bu konuda beni teşvik etmesi bugün bulunduğum noktaya ulaşmamda önemli rol oynadı. Lise öğretmenlerinin öğrencilerin hayatında gerçekten çok büyük etkisi var" ifadelerini kullandı.

"AİLE BASKISI YERİNE DOĞRU REHBERLİK GEREKLİ"

Tercih döneminde ailelerin yaklaşımının da büyük önem taşıdığını söyleyen Karaca, kendi tercih sürecinde ablasının yönlendirmesi sayesinde doğru karar verdiğini anlattı.

Karaca, "Tercih döneminde beni doğru yönlendiren bir aile üyem olmasaydı sağlıklı bir karar verebileceğimi düşünmüyorum. Ablam beni Hacettepe Üniversitesinin tanıtım günlerine götürdü, hocalarla tanıştırdı. Bugün dönüp baktığımda bunun ne kadar önemli olduğunu daha iyi görüyorum. Tercih listesinde yapılacak küçük bir hata bile insanın hayatını değiştirebiliyor" diye konuştu.

Ailelerin çocuklarını belirli mesleklere yönlendirmemesi gerektiğini vurgulayan Karaca, "Herkes doktor ya da mühendis olmak zorunda değil. Müzikte, sanatta, dilde ya da farklı alanlarda başarılı olabilecek çok sayıda genç var. Çocukların hangi alanda mutlu olacağını aileler değil, onların ilgi alanları belirler" dedi.

"ASLINDA ÖZGÜR TERCİH YAPMIYORUZ"

Hacettepe Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Serhan Tuncer ise mevcut sistemin öğrencileri gerçek anlamda özgür bırakmadığını söyledi.

Başarı sıralamasının tercih sürecini doğrudan şekillendirdiğini ifade eden Tuncer, "Öncesinde hepimizin hayalleri oluyor ama sonuçlar açıklandıktan sonra önümüzde kalan dört ya da beş bölüm arasından seçim yapmak zorunda kalıyoruz. Aslında seçim yapmaktan çok bize sunulan seçenekler arasından tercih yapıyoruz" dedi.

"ÜNİVERSİTELER İŞ BULMA ARACI OLMAKTAN ÇIKACAK"

Teknolojinin ve yapay zekânın çalışma hayatını köklü şekilde değiştirdiğini belirten Tuncer, gençlerin yalnızca bugünü düşünerek tercih yapmaması gerektiğini söyledi.

Tuncer, "Üniversite eğitiminin meslek kazandırma yönü giderek zayıflıyor. Yakın gelecekte klasik mesleklerin önemli bir kısmı bugünkü yapısıyla devam etmeyecek. Üniversiteler de iş bulma kapısı olmaktan çok insanların kendisini geliştirdiği kurumlara dönüşecek. Bu nedenle gençler gerçekten sevecekleri bölümleri tercih etmeli" ifadelerini kullandı.

"YAPAY ZEKÂ SOSYAL BİLİMLERİN YERİNİ ALAMAZ"

Sanat tarihi ve sosyal bilimlerin gelecekte daha da önem kazanacağını belirten Tuncer, yapay zekânın insanın yorum gücünün yerini alamayacağını söyledi.

"İnternet çıktığında kütüphaneler kapanmadıysa, yapay zekâ geldi diye de sosyal bilimler ortadan kalkmayacak" diyen Tuncer, "Sanat tarihi insanın dünyayı anlamlandırmasını sağlayan alanlardan biri. Günün sonunda önemli olan sınavda verilen cevaplar değil, birey olarak kendinizi nasıl geliştirdiğinizdir. Üniversitenin de asıl amacı budur" değerlendirmesinde bulundu.

Sınav Eğitim Üniversite