Adliye önünde günlerce yardım istemişti: Anne ve çocuğunun ölümü Ankara’yı sarstı
Ankara'da aylar önce cinsel istismar ve tehdit iddialarıyla adliye önünde yardım isteyen bir annenin çığlığı ölümle sonuçlandı. Daha önce “Güvende değilim” diyerek yetkililere seslenen kadın ve çocuğunun ölümü, Ankara’da yanıt bekleyen soruları yeniden gündeme taşıdı.
Ankara’da aylar önce Adliye önünde nöbet tutarak yardım isteyen bir anne ve çocuğunun ölümü kamuoyunda büyük tartışma yarattı. Daha önce cinsel istismar, zorla evlilik ve tehdit iddialarıyla yetkililere seslenen kadının ve çocuğunun hayatını kaybetmesi sonrası, “Bu çığlık neden duyulmadı?” sorusu yeniden gündeme geldi.
ADLİYE ÖNÜNDE YARDIM İSTEMİŞTİ
CHP Genel Başkan Yardımcısı Aylin Nazlıaka, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, daha önce Ankara Adliyesi önünde nöbet tutan ve yaşadıklarını kamuoyuna duyurmaya çalışan annenin hayatını kaybettiğini duyurdu.
Nazlıaka, kadının günlerce adliye önünde hem kendisi hem de çocuğu için adalet talep ettiğini hatırlatarak, daha önce yaptığı açıklamalarda ölüm tehdidi aldığını ve güvende olmadığını dile getirdiğini belirtti.
“BAŞIMA BİR ŞEY GELİRSE İNTİHAR DEMEYİN”
Kadının daha önce kayda geçen sözleri ise yeniden gündeme geldi.
Adliye önünde yaptığı açıklamada, başına gelebilecek bir olayın intihar olarak gösterilmemesini istediğini ifade eden anne şu sözleri kullanmıştı:
“Bu aşamada benim intiharım asla söz konusu değildir. Başıma bir şey gelirse üzerinin intihar süsüyle örtülmesini istemiyorum.”
Nazlıaka da paylaşımında, kadının daha önce “5 Mayıs’a kadar hayatta kalacağımı düşünmüyorum” diyerek yaşadığı korkuyu dile getirdiğini hatırlattı.
İSTİSMAR VE ZORLA EVLİLİK İDDİALARI
Kadının iddialarına göre olayların geçmişi 2017 yılına uzanıyor.
Anne, cinsel saldırıya uğradığını ve baskı sonucu faille evlendirildiğini öne sürmüş, daha sonra kızının da 3 yaşından itibaren istismara maruz kaldığını iddia etmişti. İddialar kapsamında sağlık raporlarının bulunduğu, savcılığın bir aşamada tutuklama talep ettiği ancak şüphelinin serbest bırakıldığı ileri sürülmüştü.
Kadın ayrıca hakkında alınan bazı koruma tedbirlerinin kaldırıldığını ve dosyanın kapatıldığını iddia ederek yetkililere çağrıda bulunmuştu.
“BİR ANNE VE BİR ÇOCUK KORUNAMADI”
Nazlıaka, yaptığı açıklamada olayın yalnızca bir adli dosya olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bir anne korunamadı, bir çocuk korunamadı. Geç gelen adalet, adalet değildir. Eğer o çığlık duyulsaydı bugün bir anne ve bir çocuk hayatta olacaktı.”
“Başıma bir şey gelirse intihar demeyin, biz öldükten sonra adaletin sağlanmasını istemiyorum. 5 Mayıs’a kadar hayatta kalacağımı düşünmüyorum” demişti.
— Aylin Nazlıaka 🇹🇷 (@AylinNazliaka) March 3, 2026
Bugün o anne ve 7 yaşındaki çocuğu hayatta değil.
Anadolu Adliyesi önünde günlerce nöbet tutmuştu. Hem kendisi hem de kızı… pic.twitter.com/r1Um8fXroz
CHP’Lİ KILIÇ: “BU BİR TRAJEDİ DEĞİL, SİSTEMİN SONUCUDUR”
TBMM Anayasa Komisyonu Üyesi ve CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç da olayla ilgili sert açıklamalarda bulundu. Kılıç, yaşananların münferit bir olay olarak görülemeyeceğini belirterek, kadın ve çocukların korunamadığını savundu.
Kılıç, yaptığı açıklamada bir kadının cinsel istismara uğradığını, ardından faille zorla evlendirildiğini iddia ederek, annenin 3 yaşındaki kızının da öz babası tarafından istismar edildiğini söylediğini hatırlattı. Savcılığın tutuklama talebine rağmen şüphelinin serbest bırakıldığını belirten Kılıç, sürecin ciddi soru işaretleri barındırdığını ifade etti.
Annenin daha önce “Bana bir şey olursa intihar demeyin” diyerek yardım çağrısında bulunduğunu hatırlatan Kılıç, anne ve çocuğunun yaşamını yitirmesinin ardından şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bu bir trajedi değil. Bu, korumayan bir yargı düzeninin sonucudur. Bu, istismarcıyı değil mağduru yalnız bırakan sistemin sonucudur. Çocukları koruyamayan, tehdidi ciddiye almayan, failin önünü açan anlayış hesap vermelidir. Adalet sağlanmadıkça susmayacağız.”
Kılıç, olayın tüm yönleriyle soruşturulması ve sorumluların ortaya çıkarılması gerektiğini vurguladı.
Bu ülkede bir kadın, istismara uğradı.
— Av. Sevda Erdan Kılıç (@SEVDAERDAN) March 3, 2026
Faille zorla evlendirildi.
3 yaşındaki kızının öz babası tarafından istismar edildiğini söyledi. Savcı tutuklama istedi. Tarikat bağlantılı fail mahkeme tarafından serbest bırakıldı.
Bir anne “Bana bir şey olursa intihar demeyin” dedi. Ve…
“EN SEVDİĞİ RENK PEMBEYDİ”
Olayla ilgili bir açıklama da Müjde Tozbey’den geldi. Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Başkanı Tozbey, anne ve çocuğu kısa süre önce İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki evlerinde ziyaret ettiğini belirterek yaşadığı duyguları paylaştı.
Tozbey, evde dikkatini çeken detayın küçük Hifa’nın isteğiyle alınan pembe koltuklar olduğunu söyledi. Küçük kızın en sevdiği rengin pembe olduğunu ifade eden Tozbey, ziyaret sırasında çocuğun masumiyetinin kendisini derinden etkilediğini dile getirdi.
Yaşananların ardından büyük bir vicdan muhasebesi yaşadığını belirten Tozbey, şu ifadeleri kullandı:
“Küçük kızımızın pamuk gibi elleri vardı. Onu bırakıp o evden ayrıldım. Şimdi düşünüyorum; keşke daha fazlasını yapabilseydik. Bugün o güzel çocuk artık yok. Hepimizin kendimize sorması gereken bir soru var: Bu acının karşısında biz ne yaptık?”
Tozbey, çocukların ve kadınların korunması konusunda kurumların daha etkin hareket etmesi gerektiğini vurgulayarak, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması çağrısında bulundu.
Birkaç gün önce küçük kızımızı ve annesini ziyaret etmek için İstanbul Çekmeköyde ki evlerine gittim. Pembe koltukları vardı. Koltukların pembe olmasını güzel çocuğumuz Hifa istemiş. En sevdiği renk , pembe imiş. Benim de en sevdiğim renk pembe. Hifa İkra'nın öpmekten korktuğum… pic.twitter.com/BxP2FuSDe7
— Müjde Tozbey (@MujdeTozbeyy) March 3, 2026
İstanbul Barosuna bağlı Avukat Buse Naz ise, şüpheli şekilde ölen küçük kızın kendisine söylediği sözü gündeme taşıdı. Naz, "Çok üzgünüm, çok öfkeliyim. Cıvıl cıvıl ve çok zeki bir çocuktu Hifa. Çok güçlü ve mücadeleci bir kadındı Fatma. Bir anne ve kızın canı, göz göre göre tarikatların karanlığına feda edildi. Hifa “Beni babamdan korur musun?” diye sorduğunda ona söz vermiştim, sözümü tutamadım" dedi.
Çok üzgünüm, çok öfkeliyim. Cıvıl cıvıl ve çok zeki bir çocuktu Hifa. Çok güçlü ve mücadeleci bir kadındı Fatma. Bir anne ve kızın canı, göz göre göre tarikatların karanlığına feda edildi. Hifa “Beni babamdan korur musun?” diye sorduğunda ona söz vermiştim, sözümü tutamadım. pic.twitter.com/rXGzDHZgW2
— Buse Naz (@gnsbsnz) March 3, 2026
KAMUOYUNDA YANIT BEKLEYEN SORULAR
Anne ve çocuğunun ölümü sonrası sosyal medyada çok sayıda kullanıcı olayın tüm yönleriyle araştırılması çağrısında bulundu.
Olayla ilgili şu sorular kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor:
Annenin dile getirdiği tehdit iddiaları neden yeterince ciddiye alınmadı?
İstismar iddialarına ilişkin süreç nasıl ilerledi?
Kadın ve çocuğun ölümüyle ilgili resmi makamlardan yapılacak açıklamalar ve yürütülecek soruşturma kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.
Tecavüz, zorla evlilik, çocuk istismarı! Ankara'da deprem yaratacak iddiaGüncel