12 Eylül zulmü 46 yıl sonra Ulucanlar'da yankılandı!
12 Eylül 1980 askeri darbesinin üzerinden geçen 46 yıla rağmen yaşanan insanlık dışı zulüm unutulmadı. Ulucanlar Cezaevi'nde bir araya gelen darbe mağdurları, gördükleri ağır işkenceleri anlatarak cuntacılara ve işkencecilere haklarını helal etmediklerini haykırdı.
12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından Türkiye genelinde yüz binlerce kişi gözaltına alınırken, binlerce insan askeri mahkemelerin soğuk koridorlarında yargılandı. Darbe döneminde cezaevlerinde yaşanan insanlık dışı işkence ve ağır zulümler, aradan geçen 46 yıla rağmen mağdurların anlatımlarıyla gündemdeki tazeliğini koruyor. O karanlık dönemin cezaevlerinde yatan Hakverdi Satılmış ile idam cezasıyla yargılanan çok sayıda ülkücü sanığın avukatlığını üstlenen Şevket Can Özbay, Ulucanlar Cezaevi'nde düzenlenen anma etkinliğinde bir araya gelerek yaşadıkları dehşet dolu günleri tüm ayrıntılarıyla anlattı.

Şevket Can Özbay (Sağda)
15 YAŞINDA HÜCREYLE VE İŞKENCEYLE TANIŞTI
Henüz 1978 yılında 15 yaşındayken cezaevine giren Hakverdi Satılmış, gözaltı sürecinde ağır işkenceler gördüğünü ve bir süre Ulucanlar Cezaevi'nde kaldığını ifade etti. 12 Eylül 1980 darbesinin ardından 'MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası' kapsamında 220 kişiyle birlikte idam talebiyle yargılandığını belirten Satılmış, yıllar sonra çıkarılan af kapsamında özgürlüğüne kavuştu. Darbe sonrasında Mamak Cezaevi'nde de tutulduğunu ve burada insanlık dışı muamelelere tabi tutulduğunu dile getiren Satılmış; cezaevlerinde özellikle hücre uygulamaları, kötü yaşam şartları, yetersiz beslenme ve hijyen sorunlarının birer sistematik işkence yöntemi olarak kullanıldığını vurguladı.

Hakverdi Satılmış
“650 BİN GÖZALTI VE 171 CANIN HESABINI SORUYORUZ”
Darbe yönetiminin Türk tarihine kara bir leke sürdüğünü ifade eden Hakverdi Satılmış, bir araya gelme gerekçelerini şu sözlerle dile getirdi:
"Bugün burada bulunuş sebebimiz, 12 Eylül 1980 günü 5 kişilik cuntanın Türk tarihine sürdüğü kara lekeyi unutturmamak adınadır. O dönemde vatanı için canını feda eden ülkücü gençlere yapılan haksızlığı ve zulmü unutturmamak adına toplandık. 12 Eylül sonrası yurt genelinde 650 bin gözaltı, 210 bin açılan dava, 230 bin yargılama, 7 bin idam talebi, 517 idam cezası, 49 infaz, 300 kuşkulu ölüm ve işkencede hayatını kaybeden 171 canın hesabını sormak ve unutturmamak için buradayız."

Cuntacılara haklarını helal etmediklerini vurgulayan Satılmış, "Zulmü unutmak yenilmektir, tükenmektir. 12 Eylül darbesinin baş firavununu da unutmadık. Onun yanındaki cuntacıları ve C-5 ekibinden Savcı Nurettin Soyer, Zeki Kaman, Dürüst Oktay, Sefa Nar, Seyfi Tatar, Süleyman Ulus gibi mahlukatları unutmadık, haklarımızı helal etmiyoruz. Kenan Evren ölmeden önce aleme ibret olsun diye Allah bizlere süründüğünü gösterdi, ilahi adalet tecelli etti" dedi.

“DEVLETİ İÇİN SAVAŞANLAR SIRTINDAN HANÇERLENDİ”
Darbe sonrasında idam cezası alan ülkücülerin avukatlığını üstlenen Şevket Can Özbay ise Ulucanlar'daki konuşmasında dönemin yargılama ve cezaevi süreçlerini değerlendirdi. 12 Eylül darbesinin Türkiye tarihinde eşi benzeri olmayan bir ihanet olduğunu ifade eden Özbay açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Cumhuriyet tarihinin en büyük yanlışlarından biri, devleti için mücadele eden ülkücülerin yıkıcı ve bölücü komünistlerle bir tutularak, hatta onlardan daha çok cezalandırılarak hepsinin perişan edilmesidir. Türkiye Cumhuriyeti için varlığınızı feda edeceksiniz, Türk bayrağı için yaşayıp göğsünüzü kurşunlara siper edeceksiniz; ondan sonra birileri sizi sırtınızdan hançerleyecek. Kenan Evren ve arkadaşlarının en büyük ihaneti buydu."

Özbay, herkesin gölgesinden bile korktuğu o dönemde Kenan Evren ve cuntacılara karşı çok ağır yazılar kaleme aldığını belirterek, ülkücülerin Türk milletinin öz evlatları olduğunu vurguladı.