Gıda güvenliğinde tehlike: Ekonomik şartlar sağlığımızı nasıl tehdit ediyor?

TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Başkanı İbrahim Uğur Toprak, Yaz aylarının gelmesiyle birlikte gıda zehirlenmelerine ilişkin risklerin artabileceğini söyleyerek, vatandaşlara uyarılarda bulundu.

TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Başkanı İbrahim Uğur Toprak, gıda zehirlenmelerine ilişkin, “Gıda zehirlenmeleriyle ilgili aslında uzun süredir devam eden bir artış var. Bu vakalar geçmişten bu yana sürekli yaşanıyor. Ancak basına yansıyan olaylar, özellikle ölüm vakalarının gündeme gelmesi nedeniyle daha görünür hale geliyor. Bu durum, sanki yeni artış varmış gibi bir algı oluşturuyor. Gıda zehirlenmeleri maalesef toplumda sürekli karşılaşılan bir durumdur. Ancak ölümle sonuçlanmayan vakalar çoğu zaman haberleşmediği için kamuoyuna yansımaz. Bu nedenle gerçek tablo olduğundan farklı algılanabiliyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri ekonomik koşullardır. Ülkedeki ekonomik şartlar nedeniyle vatandaşlar yeterli ve sağlıklı gıdaya erişmekte zorlanmaktadır." dedi.

Gıda zehirlenmesi neden olur

GIDA ZEHİRLENMELERİNİN ARKASINDA HANGİ ETKENLER VAR?

Özellikle yaz aylarında artış gösteren vakaların tek bir gıda üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurgu yapan Toprak, şunları söyledi:

“Kamuoyunda çoğu zaman yanlış bir algı oluşuyor. Örneğin ‘tavuk pilav yedik ve zehirlendik’ deniliyor ancak herkes doğrudan tavuk üzerine yoğunlaşıyor. Oysa zehirlenmenin kaynağı çoğu zaman pilav olabilir. Özellikle pirinç ve benzeri gıdalar uygun koşullarda saklanmadığında ciddi risk oluşturulabiliyor. Son dönemde basına yansıyan olaylarda, özellikle yurt yemeklerinde yaşanan sorunların da dikkat çektiğini görüyoruz. Geçtiğimiz dönemlerde Kocaeli’de bir tavuk döner vakasında yüzlerce kişinin etkilendiği olaylar da gündeme gelmişti. Ancak bu tür vakaların tek bir nedene bağlanması doğru değildir. Gıda zehirlenmeleri; bakteri, virüs ya da bu mikroorganizmaların ürettiği toksinlerden kaynaklanabilir. Yani tek bir sebep yoktur, farklı etkenler söz konusudur. Yaz aylarında vakaların daha sık görülmesinin nedeni ise sıcaklıkların artmasıdır. Çünkü bakteriler sıcak ortamda daha hızlı çoğalır. Özellikle gıdaların uygun şekilde saklanmaması, hızlı soğutulmaması ve uzun süre oda sıcaklığında bekletilmesi riskleri artırır. Bu nedenle hem üretim hem de tüketim aşamasında dikkatli olunması gerekir.”

SOKAK LEZZETLERİ TEHLİKELİ Mİ?

Toprak, sokak lezzetlerinin hem kültürel hem de gastronomik açıdan önemli bir değer taşıdığını belirterek, “Sokak lezzetleri aslında bizim kültürümüzün bir parçasıdır ve aynı zamanda gastronomi açısından da önemli bir alandır. Ancak bu ürünlerin mutlaka usulüne uygun ve gıda güvenliği kurallarına uygun şekilde hazırlanması gerekir. Aksi halde ciddi sağlık sorunları ve gıda zehirlenmeleriyle karşı karşıya kalınabiliyor. Ne yazık ki kuralların yeterince uygulanmaması bu tür riskleri artırıyor. Açıkta satılan ürünler konusunda da ciddi sıkıntılar var. Örneğin pazarlarda baharatların, kuruyemişlerin veya zeytin gibi ürünlerin açıkta ve hijyenik olmayan koşullarda satılması doğru değildir ve bu durum hem yasal hem de sağlık açısından sorun oluşturmaktadır. Saha incelemelerinde gördüğümüz en önemli problemlerden biri de sıcak ve soğuk zincirin doğru şekilde uygulanmamasıdır. Bu zincir bozulduğunda gıda güvenliği riske girer ve zehirlenme vakaları kaçınılmaz hale gelebilir.” dedi.

DENETİM YETERLİ Mİ?

Mevcut denetim sisteminin sayısal olarak yüksek görünmesine rağmen sahadaki karşılığının tartışmalı olduğunu ifade eden Toprak, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Bu konuda gönül rahatlığıyla ‘her şey yolunda’ dememiz maalesef mümkün değil. Hepimizin aklında bazı makul şüpheler bulunuyor. Bu sorunların giderilmesi için denetim mekanizmasının daha etkin ve şeffaf çalışması gerekiyor. Bakanlık yetkilileri ve geçmiş dönem bakanlar, yapılan denetim sayılarını ve kesilen cezaları sık sık kamuoyuyla paylaşıyor. Örneğin yıllık 1 milyon 300 binin üzerinde denetim yapıldığı ifade ediliyor. Ancak bu rakamlar tek başına yeterli bir değerlendirme sunmuyor. Türkiye’de yaklaşık 700 bin işletme olduğunu varsaydığımızda, bu denetim sayıları her işletmeye yılda ortalama iki kez bile denetim yapılmadığını göstermektedir. Yılda iki kez bile denetlenmeyen bir sistemle gıda güvenliğini ve halk sağlığını tam anlamıyla korumak mümkün değildir. Ayrıca denetimlerin önemli bir kısmı kayıtlı işletmelere yöneliktir. Kayıt dışı işletmelerin tamamına ulaşmak ise çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Bu nedenle sistem hem nicelik hem de nitelik açısından yeterli seviyede değildir. Denetim sayıları yüksek görünse de sahadaki karşılığı aynı oranda güçlü değildir.”

GIDA GÜVENLİĞİNDE EN KRİTİK HATALAR NELER?

Toprak, gıda denetimlerinin Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından daha geniş ve etkin biçimde yürütülmesi gerektiğine dikkat çekerek, şunları kaydetti:

“Esas sorunlardan biri denetimlerin yeterliliği ve etkinliği konusudur. Bu denetimlerin Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından daha kapsamlı şekilde yapılması gerekmektedir. Bunun yanında tüketicilerin de bilinçli davranması büyük önem taşımaktadır. Şüpheli durumların ALO 174 hattına bildirilmesi gerekir. Tüketicilerin yaptığı en yaygın hatalardan biri çapraz bulaşmadır. Evde gıda hazırlanırken aynı kesme tahtası ve bıçağın yıkanmadan farklı gıdalarda kullanılması ciddi risk oluşturur. Et ve tavuk ürünlerinin yıkanmaması gerektiği unutulmamalıdır; çünkü yıkama sırasında bakteriler farklı yüzeylere yayılabilir. Ayrıca yumurtanın uygun şekilde saklanması ve alışveriş sırasında ihtiyaç kadar ürün alınması da önemlidir. Gereğinden fazla gıda alınması hem israfa hem de bozulma riskine yol açmaktadır. Soğuk zincir gerektiren ürünlerin ise alışverişin sonunda alınarak en kısa sürede buzdolabına konulması gerekir. Gıda zehirlenmesi belirtileri genellikle 2 ila 48 saat içinde ortaya çıkabilir. Ateş, ishal ve kusma gibi şikâyetler görüldüğünde vakit kaybetmeden aile hekimine veya sağlık kuruluşuna başvurulmalı, gerekli testlerle durumun tespiti yapılmalıdır.”

Toprak, tüketicilere yönelik şu uyarılarda bulundu:

“Tüketicilerin gıda konusunda belirli bir bilgi düzeyi bulunmaktadır. Bu nedenle gıda bilimi alanında eğitim almış kişilerin, özellikle gıda mühendislerinin bilgi ve deneyimlerinden faydalanılması büyük önem taşımaktadır. Gıda konusunda uzman olmayan kişilerin yaptığı yorumlar ya da paylaşımlar yerine, doğrudan bu alanda eğitim almış uzmanlardan bilgi alınmalıdır. Bu kişiler sadece gıda mühendisleri değil, aynı zamanda gıda bilimi üzerine çalışan akademisyenler ve uzmanlar da olabilir. Uzmanlık alanı gıda olmayan kişilerin, hangi meslekten olursa olsun, bu konuda kesin ve yönlendirici bilgi vermesi doğru değildir. Tüketicilerin doğru ve güvenilir bilgiye ulaşabilmesi için alanında yetkin kişileri dikkate alması önem taşımaktadır.”
Yaşam Sağlık ekonomi
SON DAKİKA HABERLERİ
Sonraki Haber